Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DİĞER KONUŞMALAR
HÜKÜMET TEZKERESİ (9.10.2001)
HÜKÜMET TEZKERESİ GÖRÜŞMELERİ (10.10.2001)

ABD'NİN AFGANİSTAN OPERASYONU...
Hükümet Tezkeresi TBMM görüşmeleri... (1)
10 Ekim 2001
Yabancı ülkelere asker gönderme ve Türkiye'de yabancı silahlı kuvvetler mensubu bulundurulmasına ilişkin Hükümet Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu'nda görüşüldü. Görüşmelerde, ilk konuşmayı Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu yaptı.  
 
 
TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Milli Savunma Bakanı Çakmakoğlu'nun konuşması:

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime kısa bir terör değerlendirmesiyle başlamak istiyorum.

Bilindiği gibi, dünyanın her yerinde terör örgütleri şiddet kullanarak kitleleri korku yoluyla baskı altına almak suretiyle ve amaçları doğrultusunda siyasî neticeler elde etmek üzere terörizmi bir araç olarak kullanmaktadırlar.

Günümüzde, uluslararası boyut kazanan terör, demokratik ülkelerin ortak problemi haline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletlerinde yaşanan son terör olayında da görüldüğü üzere şiddet yoluyla ve etkili biçimde toplumları sindirerek bir büyük güç gösterisinde bulunmaya yönelmişlerdir. Böyle bir teröre uluslararası nitelik ve güç kazandıran en önemli husus, terör örgütlerinin, belli bir veya birkaç devlet desteğini de elde ederek, eylemlerini faaliyet gösterdikleri ülkelerin sınırları dışına taşıyabilmeleri ve diğer ülkelerdeki terör örgütleriyle, eğitim, barınma başta olmak üzere, her türlü işbirliğine gidebilmeleridir.

Türkiye'ye yönelik olarak yıllarca yıkıcı ve bölücü eylemlerini sürdürebilen önce ASALA, sonrasında başta PKK, DHKP-C ve Hizbullah gibi terör örgütleri de, üzülerek belirtelim ki, bazı Avrupa ülkelerinden aldığı destek sayesinde genişlemiş ve uluslararası bir boyut kazanabilmişlerdir. Bu ülkeler, terörün bir gün kendileri için de önemli risk taşıyabileceğini, ancak bu son olaydan sonra yavaş yavaş anlamaya başlamışlardır. Gerek coğrafî konumu gerekse dünyada laik ve demokratik yapısıyla tek Müslüman ülke olma özelliğiyle bugün daha fazla önplana çıkan Türkiye, terörizme karşı uluslararası bir mücadelenin gerekliliğini öteden beri savunmuştur; bu konuda uluslararası hukukun güçlenmesini ve bir uluslararası organizasyonun oluşturulmasını her platformda gündeme getirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de, Amerika Birleşik Devletlerinin maruz kaldığı son terör saldırısı sonrası gelişmelere özetle temas etmek istiyorum.

Amerika Birleşik Devletlerini hedef alan son terör olayı, ülkemizin bu konudaki görüşlerinin uluslararası alanda da benimsenmesi sonucunu doğurmuş ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 12 Eylül 2001 tarihinde toplanmış ve 1368 sayılı kararı, üye ülkelerinin oybirliğiyle almıştır.

Bu kararla, uluslararası terörizmin bütün çeşitleriyle mücadele etmek için, Birleşmiş Milletler Yasasına uygun olarak gerekli her türlü tedbirin alınması kabul edilmiştir. Aynı gün, NATO, eğer, saldırı dışarıdan kaynaklanmış ise, Kuzey Atlantik Anlaşmasının 5 inci maddesinin yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 28 Eylül 2001 tarihinde tekrar toplanmış, terörün finans kaynaklarının güç kullanılarak yok edilmesine ve uluslararası işbirliğinin geliştirilmesine yönelik 1373 sayılı bir başka ayrıntılı kararı da almış bulunmaktadır. Bilindiği gibi, NATO Anlaşmasının 5 inci maddesi, ittifaka üye ülkelerden birine yapılan saldırının ittifakın tamamına yapılmış olacağını öngörmektedir ve silahlı kuvvet kullanımı dahil olmak üzere, bütün üye ülkelerin gerekli görülen eylemleri için, saldırıya uğrayan taraf ya da taraflara savunma hakkını düzenleyen Birleşmiş Milletler Yasasının 51 inci maddesi kapsamında, gerekli yardım ve desteğin yapılmasını içermektedir. Bu hal, daha açık bir ifadeyle, bizim de taraf olduğumuz NATO Anlaşmasının 5 inci maddesi, silahlı kuvvetlerin kullanılması da dahil olmak üzere, gerekli görülen tedbirlerin tek başına ya da toplu olarak birlikte alınarak saldırıya uğrayan müttefik veya müttefiklere yardım edilmesi şartını koşmaktadır.

Bir başka gelişme şu olmuştur: 2 Ekim 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri yetkililerince, NATO'nun en yüksek organı olan Kuzey Atlantik Konseyine yapılan talep neticesinde, saldırının, Usame Bin Ladin tarafından yönetildiği ve Afganistan Taliban yönetimi tarafından korunan El-Kaide örgütünce yapıldığı ve saldırının dışarıdan geldiği konusunda Konsey üyeleri arasında görüş birliği sağlanmıştır; dolayısıyla, Türkiye de bu görüşe katılmıştır. Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri yetkililerinin talepleri üzerine, alınan NATO kararı gereğince, adı geçen ülkenin; yani, Amerika Birleşik Devletlerinin terörizme karşı yapacağı harekât kapsamında, bu ülke silahlı kuvvetlerine, 26 Eylül 2001 tarihinden itibaren Türk hava sahası açılmış, havaalanları, limanlar ve karayollarının kullanılması, yakıt ikmali, istihbarat desteği, lojistik destek, İncirlik Üssünde yakıt ikmali ve yer hizmeti verilmesi maksadıyla görevli personel bulundurulması gibi taahhütlerde bulunulmuştur.

Müteakiben, 4 Ekim 2001 tarihinde de, Amerika Birleşik Devletleri makamları, NATO'dan, istihbarat paylaşımı, terörizme karşı yürütülecek harekâta verdikleri desteğin sonucu olarak artan oranda tehditlere maruz kalan müttefiklere ve ülkelere yardım edilmesi, evsahibi ülkeler tarafından, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer NATO üyesi ülkelere ait tesislerin güvenliğinin artırılması, NATO'nun sorumluluk sahasında terörizme karşı mücadelede doğrudan destek için gerekli müttefik imkân ve kabiliyetlerinin yerine getirilmesi, Amerika Birleşik Devletlerine ait askerî uçakların tüm NATO hava sahasında uçabilmesi için kapsamlı uçuş müsaadesi sağlanması konusunda yetki verilmesi, yakıt ikmali dahil limanlara ve havaalanlarına ulaşma yetkisi verilmesi, NATO Akdeniz Daimî Deniz Kuvvetlerinin Doğu Akdeniz'de konuşlandırılması, NATO hava erken ihbar unsurlarından AWACS'ın destek alınması için yetki verilmesi konusundaki talepleri de, Kuzey Atlantik Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Dolayısıyla, Türkiye, ittifak üyesi olarak, bu karara da iştirak etmiştir ve bu konudaki yardımları da taahhüt etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, Afganistan'a yönelik son askerî harekâtla ilgili bilgiler sunmak ve bu konudaki görüşlerimizi belirtmek istiyorum:

Geçtiğimiz pazar günü, 7 Ekim 2001 tarihinde, Türkiye saatiyle 18.45'te başlayan harekât, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile NATO'nun biraz evvel belirttiğim kararları doğrultusunda icra edilmektedir. Bu harekât esnasında sadece Afganistan'daki teröristler değil, El Kaide terör örgütüyle birlikte, masum Afgan Halkına yıllardır çile çektiren, bölge ve dünya barışı için de tehdit oluşturan Taliban rejimi de hedef alınmıştır. Halen, Pakistan, Kuveyt, Suudi Arabistan ile Orta Asya'daki halkı Müslüman olan hemen tüm ülkeler de bu harekâta destek vermektedirler.

Bu konuda özellikle belirtmek istediğim önemli bir husus şu olacaktır: Daima ifade ettiğimiz gibi, terörün, mazereti, dini, kültürü, siyaseti, milliyeti ve coğrafyası yoktur. Başlangıçta bazı yanlış anlamalara yol açabilecek açıklamalar olmuş ise de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından alınan kararlar doğrultusunda, bugün, artık, teröre karşı mücadelenin sadece terörist ve terör örgütleri mensupları ile bunlara yardım ve yataklık edenlerle sınırlı olduğu konusunda genel anlayış birliği sağlanmıştır. Bu bağlamda, Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin, harekâtın, masum sivil halkın zarar görmesini önleyecek, sağduyulu bir çerçevede sürdürülmesi yönündeki kararlılığını açıklamış olması memnunlukla karşılanmaktadır ve Türkiye, sorumlu bir müttefik ve dost olarak Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin bu tutumunu desteklemektedir.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 51 inci maddesinde tanımlanan "savunma hakkının kullanılması" ve Kuzey Atlantik Antlaşmasının 5 inci maddesi bağlamında alınan karar, her müttefik ülkenin müşterek harekâta katılmasında sağlayacağı vasıtalar açısından, taraf ülkelerin katılımlarının, ellerindeki imkânlar ve kaynaklara bağlı olarak, o ülke tarafından serbestçe sağlanacağını öngörmektedir. Bugüne kadar da, NATO tarafından, Türkiye'den yabancı bir ülkeye gönderilmek üzere herhangi bir somut kuvvet talebinde bulunulmadığından, bu aşamada kuvvet gönderilmesi kararı alınması, hemen asker gönderileceği anlamında algılanmamalıdır. Daha açık bir ifadeyle, yurtdışına asker gönderilmesi hususunda alınacak bir karar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerekli hazırlığı yapabilmesi için onlara esneklik sağlayacaktır. Tekrar ediyoruz: Talep olduğunda bir kuvvetin gönderilip gönderilemeyeceğine, gönderilecekse, hangi çapta ve cinste bir kuvvetin, hangi bölgeye, ne maksatla gönderileceğine, Türkiye'nin çok yönlü yüksek menfaatları esas alınmak suretiyle, müteakiben yapılacak değerlendirmeler sonucunda karar verilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir konuya daha yer vermek istiyorum. Türkiye'nin, uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş yükümlülükleri vardır. Bunlar arasında, zorunlu hallerde ve terörle mücadele amacıyla sınırlı olmak şartıyla, müttefik silahlı kuvvetler mensuplarına sınırlarını açmak da dahil bulunmaktadır. İzin kararıyla ilgili talebimizde bu hususta yer almış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç itibariyle, Anayasamızın 92 nci maddesi gereğince, Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası antlaşmaların gerektirdiği hallerde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmalarına izin verilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı zorunlu olmamakla beraber, hükümetimiz Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı açıklık ilkemiz ve saygılı olma anlayışımız gereği NATO'dan talep edilmesi halinde, dış politikamızın temel ihtiyaçları, ülkemizin çıkarları ve sorumluluklarımızla bağdaşır görünmesi halinde, bu tür taleplerin yerine getirilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararının alınmasının uygun olacağı görüşü ile bu tezkere milletimizi temsil eden Yüce Meclis iradesinin ortaya konulması açısından sizlerin huzurlarınıza getirilmiş bulunmaktadır.

Şimdi, bu tezkereyi, tekrar okuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletlerine 11 Eylül günü yöneltilen ve büyük can ve mal kaybına neden olan terörist saldırısı, dünyanın en güçlü devletinin bile terörizm tehdidi altında bulunduğunu göstermiştir.

Yıllardır terörizm acısını duyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehdidi azımsayan, hatta görmezden gelen ülkeleri terörizmin tehlikeleri konusunda öteden beri uyarmakta idi.

Amerika Birleşik Devletlerinin uğradığı ağır saldırı karşında, şimdi, birçok ülke, terörizm afeti karşısında uluslararası dayanışmanın gerekliliğini kavramaya başlamıştır.

Bu bağlamda NATO Antlaşmasının 5 inci maddesine işlerlik kazandırılmıştır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince alınan 1363 ve 1373 sayılı kararlar da dünyada terörizme karşı yaygın bir bilinçlenme sürecinin başladığını göstermiştir.

Terörizm karşısında Türkiye'yi her zaman desteklemiş olan Amerika Birleşik Devletlerinin, çağdışı Taleban yönetimine karşı açtığı savaşta Türkiye'yi yanında bulması doğaldır.

Amerika Birleşik Devletlerinin terörizme karşı başlattığı Sürekli Özgürlük Harekâtının başarıya ulaşması, tüm insanlığın yararınadır.

Bu harekâtı İslama karşı bir eylem gibi göstermeye kalkışanlar, barış dini olan İslamın yüce değerleriyle çelişmektedirler.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başlatılan mücadelenin kısa sürede ve yaygınlaşmadan başarıya ulaşması için, kendi olanaklarının elverdiği ölçü ve biçimde her katkıyı yapmalıdır.

Bu nedenle ve bu bağlamda, hükümet, Anayasanın 92 nci ve 117 nci maddeleri uyarınca, gereği, kapsamı, sınırı, zamanı ve süresi hükümetçe belirlenmek üzere, terörizme karşı başlatılan Sürekli Özgürlük Harekâtı ve devamının icrası kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının Türkiye'de bulunması ve hükümetçe verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için hükümete izin verilmesinin gereğini arz ederim.

Bülent Ecevit

Başbakan

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu izin talebimizi destekleyeceğinizi ümit ediyor, bekliyor, hepinizi bu duygular, bu görüşler ışığında sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (MHP, DSP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim. 
 



DİĞER KONUŞMALAR

ANAP GRUBU
AKP GRUBU
DSP GRUBU
MHP GRUBU
SP GRUBU
DYP GRUBU

MİLLİ SAVUNMA BAKANI
BAŞBAKAN
KİŞİSEL KONUŞMALAR


(11 EKİM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.