| TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Milli Savunma Bakanı
Çakmakoğlu'nun konuşması:
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU (Kayseri) - Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime kısa bir terör değerlendirmesiyle
başlamak istiyorum.
Bilindiği gibi, dünyanın her yerinde terör örgütleri şiddet kullanarak
kitleleri korku yoluyla baskı altına almak suretiyle ve amaçları doğrultusunda
siyasî neticeler elde etmek üzere terörizmi bir araç olarak kullanmaktadırlar.
Günümüzde, uluslararası boyut kazanan terör, demokratik ülkelerin ortak
problemi haline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletlerinde yaşanan son terör
olayında da görüldüğü üzere şiddet yoluyla ve etkili biçimde toplumları
sindirerek bir büyük güç gösterisinde bulunmaya yönelmişlerdir. Böyle bir
teröre uluslararası nitelik ve güç kazandıran en önemli husus, terör örgütlerinin,
belli bir veya birkaç devlet desteğini de elde ederek, eylemlerini faaliyet
gösterdikleri ülkelerin sınırları dışına taşıyabilmeleri ve diğer ülkelerdeki
terör örgütleriyle, eğitim, barınma başta olmak üzere, her türlü işbirliğine
gidebilmeleridir.
Türkiye'ye yönelik olarak yıllarca yıkıcı ve bölücü eylemlerini sürdürebilen
önce ASALA, sonrasında başta PKK, DHKP-C ve Hizbullah gibi terör örgütleri
de, üzülerek belirtelim ki, bazı Avrupa ülkelerinden aldığı destek sayesinde
genişlemiş ve uluslararası bir boyut kazanabilmişlerdir. Bu ülkeler, terörün
bir gün kendileri için de önemli risk taşıyabileceğini, ancak bu son olaydan
sonra yavaş yavaş anlamaya başlamışlardır. Gerek coğrafî konumu gerekse
dünyada laik ve demokratik yapısıyla tek Müslüman ülke olma özelliğiyle
bugün daha fazla önplana çıkan Türkiye, terörizme karşı uluslararası bir
mücadelenin gerekliliğini öteden beri savunmuştur; bu konuda uluslararası
hukukun güçlenmesini ve bir uluslararası organizasyonun oluşturulmasını
her platformda gündeme getirmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de, Amerika Birleşik Devletlerinin
maruz kaldığı son terör saldırısı sonrası gelişmelere özetle temas etmek
istiyorum.
Amerika Birleşik Devletlerini hedef alan son terör olayı, ülkemizin
bu konudaki görüşlerinin uluslararası alanda da benimsenmesi sonucunu doğurmuş
ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 12 Eylül 2001 tarihinde toplanmış
ve 1368 sayılı kararı, üye ülkelerinin oybirliğiyle almıştır.
Bu kararla, uluslararası terörizmin bütün çeşitleriyle mücadele etmek
için, Birleşmiş Milletler Yasasına uygun olarak gerekli her türlü tedbirin
alınması kabul edilmiştir. Aynı gün, NATO, eğer, saldırı dışarıdan kaynaklanmış
ise, Kuzey Atlantik Anlaşmasının 5 inci maddesinin yürürlüğe girmesine
karar vermiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 28 Eylül 2001 tarihinde
tekrar toplanmış, terörün finans kaynaklarının güç kullanılarak yok edilmesine
ve uluslararası işbirliğinin geliştirilmesine yönelik 1373 sayılı bir başka
ayrıntılı kararı da almış bulunmaktadır. Bilindiği gibi, NATO Anlaşmasının
5 inci maddesi, ittifaka üye ülkelerden birine yapılan saldırının ittifakın
tamamına yapılmış olacağını öngörmektedir ve silahlı kuvvet kullanımı dahil
olmak üzere, bütün üye ülkelerin gerekli görülen eylemleri için, saldırıya
uğrayan taraf ya da taraflara savunma hakkını düzenleyen Birleşmiş Milletler
Yasasının 51 inci maddesi kapsamında, gerekli yardım ve desteğin yapılmasını
içermektedir. Bu hal, daha açık bir ifadeyle, bizim de taraf olduğumuz
NATO Anlaşmasının 5 inci maddesi, silahlı kuvvetlerin kullanılması da dahil
olmak üzere, gerekli görülen tedbirlerin tek başına ya da toplu olarak
birlikte alınarak saldırıya uğrayan müttefik veya müttefiklere yardım edilmesi
şartını koşmaktadır.
Bir başka gelişme şu olmuştur: 2 Ekim 2001 tarihinde Amerika Birleşik
Devletleri yetkililerince, NATO'nun en yüksek organı olan Kuzey Atlantik
Konseyine yapılan talep neticesinde, saldırının, Usame Bin Ladin tarafından
yönetildiği ve Afganistan Taliban yönetimi tarafından korunan El-Kaide
örgütünce yapıldığı ve saldırının dışarıdan geldiği konusunda Konsey üyeleri
arasında görüş birliği sağlanmıştır; dolayısıyla, Türkiye de bu görüşe
katılmıştır. Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri yetkililerinin talepleri
üzerine, alınan NATO kararı gereğince, adı geçen ülkenin; yani, Amerika
Birleşik Devletlerinin terörizme karşı yapacağı harekât kapsamında, bu
ülke silahlı kuvvetlerine, 26 Eylül 2001 tarihinden itibaren Türk hava
sahası açılmış, havaalanları, limanlar ve karayollarının kullanılması,
yakıt ikmali, istihbarat desteği, lojistik destek, İncirlik Üssünde yakıt
ikmali ve yer hizmeti verilmesi maksadıyla görevli personel bulundurulması
gibi taahhütlerde bulunulmuştur.
Müteakiben, 4 Ekim 2001 tarihinde de, Amerika Birleşik Devletleri makamları,
NATO'dan, istihbarat paylaşımı, terörizme karşı yürütülecek harekâta verdikleri
desteğin sonucu olarak artan oranda tehditlere maruz kalan müttefiklere
ve ülkelere yardım edilmesi, evsahibi ülkeler tarafından, Amerika Birleşik
Devletleri ve diğer NATO üyesi ülkelere ait tesislerin güvenliğinin artırılması,
NATO'nun sorumluluk sahasında terörizme karşı mücadelede doğrudan destek
için gerekli müttefik imkân ve kabiliyetlerinin yerine getirilmesi, Amerika
Birleşik Devletlerine ait askerî uçakların tüm NATO hava sahasında uçabilmesi
için kapsamlı uçuş müsaadesi sağlanması konusunda yetki verilmesi, yakıt
ikmali dahil limanlara ve havaalanlarına ulaşma yetkisi verilmesi, NATO
Akdeniz Daimî Deniz Kuvvetlerinin Doğu Akdeniz'de konuşlandırılması, NATO
hava erken ihbar unsurlarından AWACS'ın destek alınması için yetki verilmesi
konusundaki talepleri de, Kuzey Atlantik Konseyi tarafından kabul edilmiştir.
Dolayısıyla, Türkiye, ittifak üyesi olarak, bu karara da iştirak etmiştir
ve bu konudaki yardımları da taahhüt etmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, Afganistan'a yönelik son
askerî harekâtla ilgili bilgiler sunmak ve bu konudaki görüşlerimizi belirtmek
istiyorum:
Geçtiğimiz pazar günü, 7 Ekim 2001 tarihinde, Türkiye saatiyle 18.45'te
başlayan harekât, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile NATO'nun biraz
evvel belirttiğim kararları doğrultusunda icra edilmektedir. Bu harekât
esnasında sadece Afganistan'daki teröristler değil, El Kaide terör örgütüyle
birlikte, masum Afgan Halkına yıllardır çile çektiren, bölge ve dünya barışı
için de tehdit oluşturan Taliban rejimi de hedef alınmıştır. Halen, Pakistan,
Kuveyt, Suudi Arabistan ile Orta Asya'daki halkı Müslüman olan hemen tüm
ülkeler de bu harekâta destek vermektedirler.
Bu konuda özellikle belirtmek istediğim önemli bir husus şu olacaktır:
Daima ifade ettiğimiz gibi, terörün, mazereti, dini, kültürü, siyaseti,
milliyeti ve coğrafyası yoktur. Başlangıçta bazı yanlış anlamalara yol
açabilecek açıklamalar olmuş ise de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
tarafından alınan kararlar doğrultusunda, bugün, artık, teröre karşı mücadelenin
sadece terörist ve terör örgütleri mensupları ile bunlara yardım ve yataklık
edenlerle sınırlı olduğu konusunda genel anlayış birliği sağlanmıştır.
Bu bağlamda, Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin, harekâtın, masum
sivil halkın zarar görmesini önleyecek, sağduyulu bir çerçevede sürdürülmesi
yönündeki kararlılığını açıklamış olması memnunlukla karşılanmaktadır ve
Türkiye, sorumlu bir müttefik ve dost olarak Amerika Birleşik Devletleri
yönetiminin bu tutumunu desteklemektedir.
Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 51 inci maddesinde tanımlanan "savunma
hakkının kullanılması" ve Kuzey Atlantik Antlaşmasının 5 inci maddesi bağlamında
alınan karar, her müttefik ülkenin müşterek harekâta katılmasında sağlayacağı
vasıtalar açısından, taraf ülkelerin katılımlarının, ellerindeki imkânlar
ve kaynaklara bağlı olarak, o ülke tarafından serbestçe sağlanacağını öngörmektedir.
Bugüne kadar da, NATO tarafından, Türkiye'den yabancı bir ülkeye gönderilmek
üzere herhangi bir somut kuvvet talebinde bulunulmadığından, bu aşamada
kuvvet gönderilmesi kararı alınması, hemen asker gönderileceği anlamında
algılanmamalıdır. Daha açık bir ifadeyle, yurtdışına asker gönderilmesi
hususunda alınacak bir karar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerekli hazırlığı
yapabilmesi için onlara esneklik sağlayacaktır. Tekrar ediyoruz: Talep
olduğunda bir kuvvetin gönderilip gönderilemeyeceğine, gönderilecekse,
hangi çapta ve cinste bir kuvvetin, hangi bölgeye, ne maksatla gönderileceğine,
Türkiye'nin çok yönlü yüksek menfaatları esas alınmak suretiyle, müteakiben
yapılacak değerlendirmeler sonucunda karar verilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir konuya daha yer vermek
istiyorum. Türkiye'nin, uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş yükümlülükleri
vardır. Bunlar arasında, zorunlu hallerde ve terörle mücadele amacıyla
sınırlı olmak şartıyla, müttefik silahlı kuvvetler mensuplarına sınırlarını
açmak da dahil bulunmaktadır. İzin kararıyla ilgili talebimizde bu hususta
yer almış bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç itibariyle, Anayasamızın
92 nci maddesi gereğince, Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası antlaşmaların
gerektirdiği hallerde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi
veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmalarına izin verilmesi
için, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı zorunlu olmamakla beraber, hükümetimiz
Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı açıklık ilkemiz ve saygılı olma anlayışımız
gereği NATO'dan talep edilmesi halinde, dış politikamızın temel ihtiyaçları,
ülkemizin çıkarları ve sorumluluklarımızla bağdaşır görünmesi halinde,
bu tür taleplerin yerine getirilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
kararının alınmasının uygun olacağı görüşü ile bu tezkere milletimizi temsil
eden Yüce Meclis iradesinin ortaya konulması açısından sizlerin huzurlarınıza
getirilmiş bulunmaktadır.
Şimdi, bu tezkereyi, tekrar okuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletlerine 11 Eylül günü
yöneltilen ve büyük can ve mal kaybına neden olan terörist saldırısı, dünyanın
en güçlü devletinin bile terörizm tehdidi altında bulunduğunu göstermiştir.
Yıllardır terörizm acısını duyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehdidi
azımsayan, hatta görmezden gelen ülkeleri terörizmin tehlikeleri konusunda
öteden beri uyarmakta idi.
Amerika Birleşik Devletlerinin uğradığı ağır saldırı karşında, şimdi,
birçok ülke, terörizm afeti karşısında uluslararası dayanışmanın gerekliliğini
kavramaya başlamıştır.
Bu bağlamda NATO Antlaşmasının 5 inci maddesine işlerlik kazandırılmıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince alınan 1363 ve 1373 sayılı kararlar
da dünyada terörizme karşı yaygın bir bilinçlenme sürecinin başladığını
göstermiştir.
Terörizm karşısında Türkiye'yi her zaman desteklemiş olan Amerika Birleşik
Devletlerinin, çağdışı Taleban yönetimine karşı açtığı savaşta Türkiye'yi
yanında bulması doğaldır.
Amerika Birleşik Devletlerinin terörizme karşı başlattığı Sürekli Özgürlük
Harekâtının başarıya ulaşması, tüm insanlığın yararınadır.
Bu harekâtı İslama karşı bir eylem gibi göstermeye kalkışanlar, barış
dini olan İslamın yüce değerleriyle çelişmektedirler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başlatılan mücadelenin kısa sürede ve yaygınlaşmadan
başarıya ulaşması için, kendi olanaklarının elverdiği ölçü ve biçimde her
katkıyı yapmalıdır.
Bu nedenle ve bu bağlamda, hükümet, Anayasanın 92 nci ve 117 nci maddeleri
uyarınca, gereği, kapsamı, sınırı, zamanı ve süresi hükümetçe belirlenmek
üzere, terörizme karşı başlatılan Sürekli Özgürlük Harekâtı ve devamının
icrası kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi,
yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının Türkiye'de bulunması ve hükümetçe
verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması
için hükümete izin verilmesinin gereğini arz ederim.
Bülent Ecevit
Başbakan
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu izin talebimizi destekleyeceğinizi
ümit ediyor, bekliyor, hepinizi bu duygular, bu görüşler ışığında sevgiyle,
saygıyla selamlıyorum. (MHP, DSP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.
|