| TBMM Genel Kurulu tutanaklarından Çağlayan'ın konuşması:
DSP GRUBU ADINA B. SUAT ÇAĞLAYAN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Demokratik Sol Parti Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
11 Eylül günü, büyük bir acı yaşadı dünya. Terör, Amerika Birleşik Devletlerini
vurdu. Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere, tüm dünya ülkelerinin, o ülkelerde
yaşayan insanların, âdeta, kanı çekildi bizde olduğu gibi. Vurulan ülke
Amerika Birleşik Devletleriydi. Avrupalıların aksine, terörden neler çektiğimizi
bilen, bize destek veren, küçük oynamalar dışında hak veren, dost bir ülke
Amerika Birleşik Devletleri. Türkiye, terör döneminde Amerika Birleşik
Devletlerinden gördüğü anlayışı, ne yazık ki, ne Avrupa ülkelerinden ne
de NATO müttefiki olan ülkelerden gördü. Bu acılı gününde, doğal olarak,
Amerika Birleşik Devletlerinin yanındayız.
Şimdi, terör odaklarına ve terör destekçilerine yönelik uzun ve acılı
bir savaşım başlamış bulunmaktadır. Bir yanda, kendi canına kıyacak derecede
koşullanmış insan kılığındaki robotlar; diğer yanda, insanlığı bu robotların
dehşetinden korumaya çalışan uygar bir dünya. Bir yanda, hiçbir harcama
yapmadan, beyin yıkayarak katil robotlar yetiştiren örgütler; diğer yanda,
bu terörü önlemek için en pahalı teknolojilere harcanan milyarlarca dolar.
Sağduyu sahibi tüm ülkeler, dünya tarihinde ilk kez, terörizme karşı
bir araya geliyor. Dünya, bugünün acısı kadar, yarının korkusunu da duyuyor
içinde. Artık, terörizme karşı yeni bir savunma ve güvenlik kavramından
söz edilmekte. Şimdiye kadar geliştirilen savaş stratejileri, hep bilinen
ya da önceden kestirilebilen düşmana yönelik olarak hazırlandı, bu amaçla
ordular beslendi. Elbette ki, ülkeler, savunmaları için ordular besleyecek
ve savaş senaryoları hazırlayacaktır; ama, bundan böyle, en büyük tehdit,
ortak düşman olan terörizmden gelecektir. Elbette ki, dünya dengesinde
önemli görevler yapan büyük askerî paktlar var olmaya devam edecektir;
ancak, terörizm karşısında, terörizm tehdidi karşısında, hem yeni organizasyonlar
gerekecek hem de eski, büyük paktlara yeni işlevler kazandırılacaktır.
Bugünden sonra, devletler, bireylere inen bir antiterör modelini yaşama
geçirmek zorunda kalacaklardır ve toplumda herkesin, terör konusunda bir
asker kadar bilgili, bir istihbaratçı kadar uyanık olması gerekecektir.
Teröre karşı başlayan bu savaşta başarı için, öncelikle sabır, sonra kararlılık
ve çok önemli olarak da kaynak gerekmektedir ve yine, başarı için, ulusal
düzeyde dayanışma ve işbirliğine gereksinim vardır.
Sayın milletvekilleri, kıt olanaklarla, onbeş yıl, bölücü teröre karşı
başarılı bir savaşım veren bir ülkeyiz. Bu savaşımda, çok deneyim kazandık;
kazandık da, 30 000 can ve 100 milyar dolar yitirdik. Bugünkü iç ve dışborç
yükümüzün altında, işte bu 100 milyar dolar yatmaktadır.
Terörle savaşımda kazandığımız deneyimi, bugün, ülkemize yönelik terörü
destekleyenlerle paylaşacak kadar olgun bir milletiz. gelinen noktada bazı
gerçeklerin Avrupalı dostlarımız tarafından anlaşılmış olmasını diliyoruz.
En azından, terörizmin sınıflandırılmayacağını ve terörizmin hiçbir gerekçesinin
olamayacağını Batılı dostlarımızın kavramış olmalarını diliyoruz. Eğer
gerçekten anlamışlarsa, yarıya indirilen bayrakların, tutmuş göründükleri
yasların bir anlam taşıdığı anlaşılacaktır.
Sayın milletvekilleri, hükümetimiz serinkanlılıkla; fakat, kararlılıkla
hem uluslararası anlaşmaların ve hem de büyük ulus olmanın kendine yüklediği
sorumlulukla hareket etmektedir ve geçmişte yaşanan aceleciliği göstermeden,
ulusal çıkarlarımızı dengeli bir politikayla koruma yolunu seçmiş bulunmaktadır.
Yıllardır, çağdışı bir yönetimin baskısı altında yaşayan yoksul Afgan Halkının
ve o iri gözlü Afgan çocuklarının zarar görmemesi için Başbakanımız büyük
çaba göstermekte ve uyarılarda bulunmaktadır. Aynı duyarlılığın Amerika
Birleşik Devletleri tarafından da paylaşıldığı bilinmektedir. Başlatılan
harekâtın sınırlı kalmayacağı, terörizmi ve teröristleri destekleyen, barındıran
ve besleyen tüm odaklara karşı yaygınlaştırılacağı anlaşılmaktadır.
Bu noktada, kaygı duyduğumuz bir konuyu dile getirmek istiyorum. Bazı
odaklar, Amerika Birleşik Devletlerinin terörizm konusundaki duyarlılığını
fırsat bilip onu kışkırtarak amaçlarını gerçekleştirme çabası göstermektedirler;
bu konu çok önemlidir. Özellikle, Irak'ın durumu değerlendirilirken, bu
olasılık, mutlaka göz önünde tutulmalıdır. İnandırıcı kanıtlar olmaksızın,
terörizme destek veriyor kışkırtmasıyla, Amerika Birleşik Devletlerinin
Irak üzerinde zaten var olan tepkisini artırmaya çalışmak ülkemiz açısından
son derece olumsuz koşullar yaratabilecektir. Dostumuz Amerika Birleşik
Devletlerinin, Irak'la geçmişte yaşanan olayları yarım kalmış hesap olarak
değerlendirmeyeceğinin, terörist eylemlerle ilintisi olduğunu gösteren
kesin kanıtlar olmaksızın, farklı amaçlarla yapılan provokasyonları, eğer
varsa yarım kalmış hesaba gerekçe olarak kullanmayacağının inancı içindeyiz.
Ayrıca, böylesine bir müdahalenin, Irak konusunda çok duyarlı olan birçok
doğu ve batı ülkesini rahatsız ederek, terör konusunda yakalanmış olan
global konsensüse zarar vereceği inancındayız.
Sayın milletvekilleri, bölge ve dünya barışı açısından bazı büyük olumsuzlukların
olumlu sonuçlarının olabileceği bilinmektedir. Bu bağlamda, bu büyük terör
olayından sonra yaşanacak değişim dönemi -ki, o değişim döneminin zaten
yaşanması bekleniyor büyük ölçüde- sonrası, uluslararası ilişkilerin yeniden
yapılanmasına ve bazı düşmanlıkların azalmasına, yumuşamasına yol açabilecek
bir dönem geleceğine inanıyoruz. Bu yeni dönemde, Irak'ın, terörizm karşısında
kesin tavır alması, Amerika Birleşik Devletleriyle ilişkilerini yumuşatabilecek
ve eğer varsa yarım kalmış hesapların kapatılmasını kolaylaştırabilecektir.
Altını çizmek istediğim bir başka konu da şudur: Batı ülkelerin dile
getirmeye başladığı yeni savunma modelleri konusunda çok dikkatli olmak
zorundayız. NATO gibi, varolan güçlü güvenlik organizasyonlarına yeni işlevler
vermek ve yeni açılımlar kazandırmak çok doğaldır; ancak, ne gerekçeyle
olursa olsun, hiçbir yenilik ülkemizin etkinliğini azaltmamalıdır. Gerek
bulunduğu coğrafyanın verdiği stratejik avantajlar nedeniyle gerekse terörizm
potansiyeli taşıyan bir bölgenin tam ortasında bulunması nedeniyle, terörizm
konusundaki yeniden yapılanmada, ülkemizin kilit rolü görmezlikten gelinmemelidir.
Sayın milletvekilleri, terörizmden çekmiş bir ülke olarak, teröristi
ve terörü ortadan kaldıracak her hareketin içinde olmamız çok doğaldır.
Bugüne dek, uluslararası anlaşmalardan doğan sorumluluklarımızı nasıl yerine
getirmişsek, bugünden sonra da, ülkemizin çıkarlarını gözardı etmeksizin,
aynı davranış içinde olacağız.
Demokratik Sol Parti Grubu olarak, hükümetimizin arkasındayız. 11 Eylül
sonrasında ülke çıkarlarıyla uluslararası sorumluluklarımızı çok iyi dengeleyen,
sorumluluğunu çok iyi bilen hükümetimize, istediği yetkinin verilmesini
istiyoruz ve sizlere saygılarımızı sunuyoruz. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.
|