| TBMM Genel Kurulu tutanaklarından Başbakan Ecevit'in
konuşması:
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygılarla selamlarım.
Bugün yapılan görüşmelerle ilgili olarak, bunların sonuçlarıyla ilgili
olarak kısaca vaktinizi alacağım; fazla uzun tutmayacağım. Şunu hatırlatmak
isterim. Bazı muhalefet sözcüleri, 11 Eylülden sonraki gelişmeler karşısında,
hükümetimizin, bizim kararsız davrandığımızı ileri sürdüler.
Değerli arkadaşlarım, 11 Eylül olayı, tarihin en büyük facialarından
biridir ve bu faciaya hedef olan devlet de, dünyanın en güçlü devleti olan
Amerika Birleşik Devletleridir. Amerika Birleşik Devletleri bu olaya hazırlıksız
yakalanmıştır. Hazırlıklı olması da mümkün değildi; çünkü, akla hayale
sığmayacak bir saldırı karşısında kalmışlardı. İki dünya harbine de Amerika
Birleşik Devletleri öncülük ettiği halde, kendi topraklarına tek bir yabancı
asker bile gelmemişti. Ona rağmen, 11 Eylül günü, Amerika Birleşik Devletlerinin
en büyük iki kentinde bu olay oluyor, bu terör eylemi oluyor ve 2-3 dakika
içinde koca binalar yıkılıyor, 2-3 dakika içinde 6 000'in üstünde insan
öldürülüyor. Amerika Birleşik Devletlerinin böyle bir şeye hazırlıklı olması
mümkün değildi. Elbette, bunun üzerine nasıl bir strateji izleyeceği, terörizme
karşı nasıl mücadele edilmesini düşüneceği konusunda bir hazırlık aşamasından
geçmesi zorunluydu, kaçınılmazdı.
Şimdi, Amerika, bir büyük terör saldırısına uğramış, can kayıpları vermiş;
o, henüz ne yapacağını açıklamadan, bizim, onun yerine ortaya çıkıp, birtakım
kararlar açıklamamız nasıl izah edilebilirdi, bunu anlamak çok güç. (DSP
sıralarından alkışlar) Mademki terörizme karşı bir öncülük üstlenmiş bulunuyor,
evvela Amerika Birleşik Devletlerinin nasıl bir tavır alacağını belirtmemiz
gerekirdi; fakat, biz, bu konuda, yine de en kararlı davranan devletlerden,
ülkelerden biri olduk; çünkü, o trajik olayın, facianın hemen arkasından,
terörizme karşı vereceği mücadelede, Amerika Birleşik Devletlerinin yanında
yer alacağımızı, hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkla belirttik.
(DSP sıralarından alkışlar) Bu, bizim, her şeyden önce, Amerika Birleşik
Devletlerine vefa borcumuzdu; çünkü, başka birçok Batılı müttefikimiz terörizm
karşısında bizi yalnız bırakırken, Amerika Birleşik Devletleri bize destek
olmuştu. Elbette, onun yanında yer almamız doğaldı; fakat, bu yalnız bir
vefa, bir borç değildi; bu, aynı zamanda, Türkiye'yi terörizm belasından
kurtarmak için büyük bir fırsatın değerlendirilmesiydi. Dünyanın en güçlü
devleti terörizme karşı savaş açıyor ve onbeş yirmi yıl terörizmden büyük
acılar çekmiş olan Türkiye de, elbette, bu mücadelede Amerika Birleşik
Devletlerinin yanında yer alacaktı.
Peki, Amerika Birleşik Devletleri bizden ne istedi; şu ana kadar hiçbir
şey istemedi. Daha doğrusu...
MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Niye toplandık Sayın Başbakan?!.
BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekili...
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - Efendim, şimdiye kadar, Amerika
Birleşik Devletleri, havaalanlarımızın ulaşım için kullanılması dışında,
bunun gibi bazı istekler dışında herhangi bir istek aşamasına gelmedi;
çünkü, süratle karar verilebilecek bir noktada değiliz, bir konuyla ilgili
değiliz; fakat, Amerika Birleşik Devletleriyle günü gününe ilişkilerimiz
sürüyor. Bugün de, bir generalimizin başkanlığında üç subaydan oluşan bir
heyet, irtibat görevi için, Amerika'nın teklifi, isteği üzerine, Amerika
Birleşik Devletlerine gitmiş bulunuyor.
Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri henüz kararlarını açıklamadan
önce, biz, kendi önerilerimizi kamuoyuna açıklamaya, Amerika Birleşik Devletlerine
iletmeye başladık. Örneğin, kuzey ittifakını oluşturan güçlere askerî eğitim
verebileceğimizi söyledik. Bunun dışında, birtakım malzeme ihtiyaçlarını
karşılayabileceğimizi, araç gereç ihtiyaçlarını karşılayabileceğimizi belirttik
ve bu mücadeleyi, Afganistan topraklarında bir çağdışı rejime karşı verilen,
bir terör örgütüne kucak açan bir yönetime karşı verilen mücadeleyi sonuna
kadar getirmesi gerektiğini kararlılıkla ve açıklıkla belirttik. (DSP sıralarından
alkışlar) O halde, bizden daha ne isteniyor muhalefet tarafından?!
MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Sayın Başbakan, Türkiye...
BAŞKAN - Lütfen Sayın Bekâroğlu... Lütfen..
Sayın Başbakan, buyurun.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - Amerika Birleşik Devletleri
-tabiî, herkese değil- bazı dost ve müttefiklerini, irtibat için, Amerika
Birleşik Devletlerine davet etti. Elbette, o irtibat subaylarının da, generallerinin
de katılacağı toplantılarda yeni değerlendirmeler yapılacak; kimler Amerika
Birleşik Devletlerine bu mücadelede yardımcı olabilir, nasıl yardımcı olabilir,
hangi devletler ne yapabilir; bunlar kararlaştırılacak; ama, bunlar, bir
günde karar verilecek hususlar değildi. Biz kimsenin gerisinde kalmış değiliz,
herkesten daha önce kararlılığımızı da ifade ettik ve önerilerimizi de
dile getirmeye başladık.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, şunları da belirtmek isterim: Özellikle,
Saadet Partisinin sözcüsü Sayın Oya Akgönenç'in konuşmasının birçok yerini
hayretle karşıladığımı belirtmek isterim. Yıllardan beri Türkiye'ye dostluğunu
göstermiş olan ve Türkiye'yle yakından ilişki kuran General Dostum'a buradan
hakaret edilmiş olmasını içime sindiremediğimi, bunun üzüntüsünü, sıkıntısını
belirtmek isterim. (DSP, MHP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
Sayın Akgönenç bununla da kalmadı, Afgan Halkının çağdışı bir rejimden
kurtulabilmesi için önde gelen bir umut durumundaki Kuzey İttifakını da
yerle bir etti, onlara da hakaretlerde bulundu. Bunu da büyük üzüntüyle
karşıladım.
Bu durumda, Vasiyet Partisinin... (Gülüşmeler) Özür dilerim... Saadet
Partisinin... O kadar çok parti isimleri çıkıyor ki (Gülüşmeler) hepsini
akılda tutmak mümkün değil.
Sayın Saadet Partisinin konuşması gösterdi ki, aslında, bu parti, Saadet
Partisi, bu Taliban rejimine karşı açık bir vaziyet almayı içine sindiremiyor;
bu, açıkça belli oldu. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar; Saadet Partisi
sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)
BAŞKAN - Lütfen efendim... Lütfen efendim...
MEHMET BEKÂROĞLU (Rize) - Nerden çıkarıyorsunuz?!.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, şunu
da belirtmek isterim: Amarikan Büyükelçisi Sayın Pearson dün yaptığı bir
konuşmada, bazı konulara, basında özellikle tartışma konusu olan, merak
konusu olan konulara da açıklık getirdi; dedi ki: "Türkiye'den askerî birlikler
için herhangi bir resmî istekte bulunmuş değiliz."
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Gazeteler yazdı...
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - "Yürümekte olan harekâttan
da memnunuz. Bu harekâtı yürütmek için yeterli birliklerimiz vardır; bu
birlikler, görevlerini başarıyla yapıyorlar." Amerikan Büyükelçisi Washington'dan
Ankara'ya gelip bunları söylüyor; bu bilgileri veriyor; fakat, hâlâ, Türkiye'de
bazı kimseler, ille, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'den asker istesin
havasındalar; âdeta, bunu, ısrarla telkin ediyorlar.
Değerli milletvekilleri, bu konuda bu kadar aceleci olmanın gereği yok.
Bizim askerî katkımıza ihtiyaç olmadan; ama, yine, başka yollardan geniş
katkılarımızla, bir an önce, Afganistan'daki olayların, harekâtın başarıyla
sonuçlandırılmasını temenni ederim.
Yine, bu vesileyle ve daha önce basında çıkan haberler arasında, yazılar
arasında, Sayın Büyükelçi Irakla ilgili olarak şunu söyledi: "Türk makamlarıyla
Irak konusunda herhangi bir görüşme yapmış değiliz." Yani, gerçek de budur.
Şimdiye kadar, bu 11 Eylülden beri, Amerika Birleşik Devletleriyle hergün
temas halindeyiz, ilişki halindeyiz. Amerika Birleşik Devletleri, şu ana
kadar Irak konusunu gündeme getirmedi Amerika Birleşik Devletleri.
T. RIZA GÜNERİ (Konya) - Bir saat kala arar.
BAŞKAN - Lütfen... Lütfen...
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - Ama, ısrarla Türkiye'de bazı
çevreler bu konuyu iyi niyetle veya başka niyetlerle gündeme getirmeye
çalışıyorlar. Oysa, Türkiye'nin, bunu gündeme getirmekte yararı olmadığı
kanısındayım.
Bazı sayın üyeler, sözcüler "bir gizli oturum yapılmalıydı" diyorlar.
Türkiye, saydamlık içinde bir ülkedir. (SP ve AKP sıralarından "Oo" sesleri)
Amerika Birleşik Devletleri saydamlık içinde bir ülkedir; Amerika Birleşik
Devletleri, Kongresinde bir gizli oturuma ihtiyaç duymamışken, bizim, Türkiye
Büyük Millet Meclisinden neden böyle bir ihtiyaç duyacaktık. Bunu da bilemiyorum,
anlayamıyorum. (SP ve AKP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Lütfen efendim, lütfen... Lafın nereye gittiğini görmeniz
lazım.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Doğru
Yol Partisi Genel Başkanı Sayın...
BAŞKAN - Sayın Başbakan, bir dakika...
Türkiye Cumhuriyet Başbakanı, başka hiç kimseden izin almaz. (DSP ve
MHP sıralarından alkışlar; SP sıralarından "bizde öyle zannediyorduk" sesleri)
Buyurun Sayın Başbakan.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bildiğiniz gibi, bu toplantıdan sonra, bu konudaki oylamalar bittikten
sonra, gündemde, yine bugün, gensoru önergeleri var. Ben, Sayın Tansu Çiller'i
dinlerken, şu düşünceye kapıldım; acaba, Sayın Tansu Çiller şimdiden gensoru
görüşmelerini başlattı mı diye düşündüm. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından
alkışlar) Neyse ki, Sayın Çiller, konuşmasının en sonunda, şu toplantının
gerçek gündemini hatırladı ve bir iki cümleyle de olsa, o konuya da değindi.
(DSP, MHP ve ANAP sıralarından gülüşmeler, alkışlar)
Teşekkür ederim, kararınızın hayırlı olmasını dilerim. (DSP sıralarından
ayakta alkışlar; MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Başbakan.
(..............................)
Ecevit'in konuşmasının ardından "sataşma olduğu gerekçesiyle" SP
Milletvekili Akgönenç'e tekrar söz verildi.
BAŞKAN - Sayın Akgönenç, yeni bir sataşmaya lütfen mahal bırakmadan...
Teşekkür ederim efendim.
Buyurun.
OYA AKGÖNENÇ MUĞİSUDDİN (Ankara) - Efendim, kısaca şunu belirtmek
istiyorum -konuşmalarımın, tabiî, tümü kayıtlardadır. Bazı yanlış anlaşılmalar
olduğu belli olmuştur- ben, Taliban hakkında konuşmadım; tam aksine, Taliban'ın
sonunun geldiğini ifade ettim; sadece, iki ateş arasında kalan biçare,
masum Afgan Halkından bahsettim ve onlara acıdığımı söyledim. Eğer Türkiye
bir duruş alıyorsa, doğru güçlerin arkasında durmalıdır prensibine inandığımızı
belirttim.
Bir de, Kuzey İttifakının...
Kimseye hakaret etmedim; yalnız, şu anda desteklenen insanların geçmişinin
de incelenmesinde bizim yararımız olduğunu belirttikten sonra dedim ki,
Kuzey İttifakından en çok faydalanacak kimdir -ve tekrarlıyorum- İran'dır,
Rusya'dır, Hindistan'dır; desteği bunlar sağlamaktadır.
Karar sizlerindir, Yüce Divanındır. Bizim, sadece, haklının ve mazlumun
yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Saygılarımla efendim. (SP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akgönenç. |