Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
KOMİSYON RAPORLARI
NE ÖNGÖRÜYOR
TASARI METNİ
1. UYUM YASALARI PAKETİ
2. UYUM YASALARI PAKETİ
3. UYUM YASALARI PAKETİ
5. UYUM YASALARI PAKETİ
CEMAAT VAKIFLARI YÖNETMELİĞİ
AB ANA SAYFA

AB UYUM YASALARI...
4. Uyum Paketi tasarı gerekçesi...
Aralık 2002
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde çeşitli yasalarda değişiklik yapan tasarı, 3 Aralık 2002'de 58. Hükümet tarafından TBMM'ye sevkedildi. Tasarı ile 16 yasanın 31 maddesinde değişiklik öngörülüyor.
 
4. Uyum Paketi çerçevesinde bazı yasalarda değişiklik öngören yasa tasarısının genel gerekçesi ile madde gerekçeleri şöyle:

GENEL GEREKÇE

Anayasada 3/10/200 1 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilmesini öngören yeni bir sistem benimsenmiştir. Böylece, temel hak ve hürriyetler bakımından bir genişleme sağlanmıştır.

10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki'de yapılan Avrupa Birliği Toplantısında tam üyelik için Ülkemizin aday olarak kabul edilmesiyle yeni bir boyut kazanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, her geçen gün yoğunlaşmaktadır. Tam üyeliğe giden süreçte hem Ülkemizin, hem Avrupa Birliğinin karşılıklı yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda, Ülkemizle ilgili olarak 4 Aralık 2000 tarihinde onaylanan "Katılım Ortaklığı Belgesi"nin ardından, 19 Mart 2001 tarihli ve 2001/2129 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen "Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı", 24 Mart 2001 tarihli ve 24352 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Çağdaş demokrasiler, temel hak ve hürriyetleri sağlamayı hedef alan çoğulcu, katılımcı düşünceye dayanan ve hoşgörü ortamında gelişen sistemlerdir. Çağımızda insan hakları ve temel hürriyetlerin tanınması, evrensel bir ilgi konusu olmakla kalmamış; bunların güvence altına alınarak aykırı uygulamalardan korunması ve daha ileri düzeyde gerçekleştirilmesi amacıyla bazı uluslararası kuruluşlar oluşturulmuş ve bu kuruluşlar bünyesinde çeşitli uluslararası belgeler kabul edilmiştir. Bu kuruluşların başında, hemen hemen tüm dünya ülkelerini kapsayan Birleşmiş Milletler Teşkilatı ile demokratik Avrupa ülkelerinin siyasal birliği olan Avrupa Konseyi'nin geldiği bilinmektedir. Konuyla ilgili uluslararası belgelerden en önemlileri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile Avrupa Konseyi bünyesinde imzalanan ve kısaca "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi" olarak anılan İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme ve eki protokollerdir.

Kanun Tasarısı, bir yandan Anayasada yapılan değişikliklere uyum sağlanması, diğer yandan Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı çerçevesinde yapılması gerekli tedbirlerle ilgili olarak çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması amacıyla hazırlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1 - Maddeyle, işkence veya kötü muamele suçlarından dolayı verilen cezaların, para cezasına veya tedbire çevrilememesi ve ertelenememesi öngörülmektedir.

Madde 2 - Maddeyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları göz önüne alınarak, savunma hakkının kuvvetlendirilmesine yönelik, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin sanık ya da müdafiine bildirilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Madde 3 - Maddeyle, cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinilebilmelerinde, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığının uygun görüşü ve Vakıflar Genel Müdürlüğünden izin alınması esası getirilmektedir.

Madde 4 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına göre, basının haber kaynaklarını açıklamaya zorlanmaması, basının demokratik toplumlardaki fonksiyonunu yerine getirmesi ve kamunun bilgilenme hakkının zedelenmemesi için gerekli görülmektedir. Bu çerçevede, maddeyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

Madde 5 - Maddeyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları uyarınca ödenecek tazminatlar ile dostane çözümler nedeniyle ödenecek meblağlara ilişkin kağıtların damga vergisi kesintisi yapılamayacak durumlar arasına dahil edilmesi öngörülmektedir. Mevcut düzenlemeler çerçevesinde bu meblağlara ilişkin kağıtlardan yapılan damga vergisi kesintileri sonucu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının yerine getirilmediği yönündeki iddiaların da engellenmesi amaçlanmaktadır.

Madde 6 - Maddeyle, siyasi partilerin kurulmasında kurucu üye olabilme için aranacak koşullar ile siyasi partilere üye olma koşulları arasında paralellik sağlanmaktadır.

Madde 7 - Maddeyle, siyasi partilere üye olma koşulları yeniden düzenlenmektedir. Maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde geçen "yüz kızartıcı suçlar" ibaresi madde metninden çıkarılmakta ve (3) numaralı alt bendindeki hapis cezasına mahkum edilmeme koşulunda aranan sınır beş yıla yükseltilmektedir.

Diğer yandan, siyasi partilere üye olmada aranacak, Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı suçtan mahkum olmama koşulu, terör eylemlerinden mahkum olmama şeklinde yeniden düzenlenmektedir.

Madde 8 - Maddeyle, gerçek ve tüzel kişilerin siyasi partiye aynı yıl iki milyar liradan fazla ayni ve nakdi bağışta bulunması yasağı yanında,yayınları kullandırma yasağı da getirilmektedir.

Madde 9 - Maddeyle, Anayasanın 149 uncu maddesinde 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe uygun olarak siyasi partilerin kapatılmalarına karar verilebilmesi için beşte üç oy çokluğu aranması öngörülmektedir.

Madde 10 - Maddeyle, siyasi partilerle ilgili yasaklara aykırılık halinde dava açılmasıyla ilgili hükümde, 4709 sayılı Kanunla Anayasanın 69 uncu maddesinde yapılan değişikliklere paralel olarak, Siyasi Partiler Kanununun Dördüncü Kısmı yerine, Anayasada yazılı nedenlere atıf yapılmaktadır.

Madde 11 - Maddeyle, Anayasada yapılan değişikliğe paralel olarak birinci ve üçüncü fıkralarda geçen "kapatılması ya da" ibareleri madde metninden çıkarılmakta ve birinci fıkraya eklenen cümleyle de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının istemlerine karşı siyasi partiye yargısal başvuru hakkı tanınmaktadır.

Madde 12 - Maddeyle, Siyasi Partiler Kanununun 104 üncü maddesi, Anayasanın 69 ve Siyasi Partiler Kanununun 101 inci maddelerine paralel olarak yeniden düzenlenmekte ve siyasi partinin kapatılması yerine, Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması esası getirilmektedir.

Madde 13 - Maddeyle, Siyasi Partiler Kanununun 111 inci maddesine, 104 öncü maddede yapılan değişikliğe paralel olarak (d) bendi eklenmektedir.

Madde 14 - Maddeyle, milletvekili seçilme koşulları yeniden düzenlenmektedir. Maddenin (f) bendinin (1) numaralı alt bendinde geçen "yüz kızartıcı suçlar" ibaresi madde metninden çıkarılmakta ve milletvekili seçilecek olanlarda aranacak, Türk Ceza Kanununun 3 1 2 nci maddesinin ikinci fıkrasından mahkum edilmemiş olma koşulu, terör eylemlerinden mahkum olmama şeklinde yeniden hükme bağlanmaktadır.

Madde 15 - Maddeyle, Anayasanın 33 öncü maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, dernek kurma özgürlüğünün genişletilmesi öngörülmektedir.

Madde 16 - Maddeyle, derneklerin yurt dışı temaslarında ve resmi olmayan yazışmalarında yabancı dilleri kullanabilmelerine imkan tanınmaktadır.

Madde 17 - Maddeyle, tüzel kişilerin derneklere üye olabilmelerine olanak sağlanmaktadır

Madde 18 - Maddeyle derneklere üye olan tüzel kişilerin oy hakkını kullanmalarına ilişkin düzenlemeler getirilmektedir.

Madde 19 - Maddeyle, derneklerin bildiri beyanname ve benzeri yayınlarıyla ilgili olarak, bunların yayınlanması ıçin dernek yönetim kurulu kararı ve üyelerinin imzalarının bulunmasının getirdiği uygulamaya ilişkin zorluklar ve ön bildirim zorunluluğu kaldırılarak, düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamının genişletilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca yapılan değişiklikle Anayasanın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti"ne ilişkin 26 ncı maddesinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe paralel olarak "kanunla yasaklanmış herhangi bir dille ve yazı ile yazıldığı" ibaresi madde metninden çıkartılmaktadır. Diğer taraftan, madde metninde Dernekler Kanununun 5 inci maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak düzenlemeler yapılmaktadır.

Madde 20 - Maddeyle, 3071 sayılı Kanunda, Türkiye'de ikamet eden yabancıların dilekçe hakları ile ilgili Anayasanın 74 üncü maddesinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe paralellik sağlanmaktadır.

Madde 21 - Maddeyle, 3071 sayılı Kanunun kapsan~ı Anayasanın 74 öncü maddesinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe uygun olarak yeniden belirlenmektedir.

Madde 22 - Maddeyle, Anayasanın 74 öncü maddesinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla, Türkiye'de ikamet eden yabancıların karşılıklılık esası gözetilmek ve dilekçelerinin Türkçe yazılması kaydıyla dilekçe hakkını kullanabilecekleri ifade edilmektedir.

Madde 23 - Maddeyle, Anayasanın 74 öncü maddesinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe paralel olarak 3071 sayılı Kanunun 4 öncü maddesi değiştirilmektedir.

Madde 24 - Maddeyle, dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesine ilişkin düzenleme Anayasanın 74 öncü maddesinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe uygun hale getirilmektedir.

Madde 25 - Maddeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan başvuruların incelenmesi ve karara bağlanmasının sürüncemeye uğramaması amacıyla altmış gün içinde sonuçlandırılması öngörülmektedir.

Madde 26 - Tasarıyla, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile onsekiz yaşından küçük herkesin "çocuk" sayılması esası kabul edildiğinden, onbeş yaşından küçük çocuklar hakkında 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 34 öncü maddesinde uygulanan esasların suç tarihinde onsekiz yaşından küçük olanlar hakkında da uygulanmasını sağlamak amacıyla, 2253 sayılı Kanunun 34 öncü maddesi yürürlükten kaldırılmakta ve maddeyle anılan maddenin getirdiği esas ve ilkeler Adli Sicil Kanununun 5 inci maddesine yansıtılmaktadır.

Madde 27 - Maddeyle, Adli Sicil Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle adli sicilden silinemeyecek suç kavramı ortadan kaldırılmakta ve bu suçlardan alınan mahkumiyetlerin suç tarihinde onsekiz yaşını tamamlamış olanlar için adli sicil kayıtları on yıl sonra silinebilir hale getirilmektedir.

8 inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 1 inci maddesine uygun olarak suç tarihinde onsekiz yaşını tamamlamamış olanları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmekte ve (b) bendinde sayılan suçlar ile beş yıldan fazla hapis ve ağır hapis cezasına mahkumiyetlerde beş yıl, (e) bendindeki suçlara mahkumiyetlerin iki yıl geçmekle adli sicil kayıtlarının silinmesi olanağı getirilmektedir.

Ölüm ve yaş sebebiyle adli sicilden çıkarılacak bilgileri düzenleyen Adli Sicil Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası adli sicil kayıtlarının re'sen çıkartılmasını düzenleyen 8 inci maddenin son fıkrasına alınmaktadır.

Madde 28 - Maddeyle, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 öncü maddesinin (e) bendindeki "on gün"lük sürenin Anayasa değişiklikleri ve 6/2/2002 tarihli ve 4744 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna uygun olarak "yedi gün"e indirilmesi öngörülmekte, hakimin her defasında karar vermeden önce hükümlü veya tutukluyu dinlemesi ve ceza infaz kurumu veya tutukevinden alınma yoluna, ancak yer gösterme, teşhis gibi cezaevinde ifade almanın yeterli olmayacağının anlaşıldığı durumlarda başvurulması, hükümlü veya tutuklunun bu süre içinde yasal konumunun gerektirdiği haklardan yararlanması ve ceza infaz kurumu veya tutukevinden ayrılış ve dönüşlerinde sağlık durumunun doktor raporu ile tespit edilmesi amaçlanmaktadır.

Madde 29 - Maddeyle, Ülkemiz aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yapılan işkence iddialarının büyük bölümünü teşkil eden, hakkında işkence ve kötü muamele iddiaları bulunan kamu görevlilerinin idari izin prosedürü nedeniyle yargılanamadığına ilişkin iddiaların engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, tüm kamu görevlilerinin işkence ve kötü muamele iddialarında idari izin prosedürü kapsamı dışında tutularak, yargılanmalarına imkan sağlayacak bir düzenleme getirilmektedir.

Madde 30 - Maddeyle, Türkiye'de kurulan derneklerin yurt dışında kurulmuş dernek veya kuruluşlara üye olarak katılmalarına ilişkin Bakanlar Kurulundan izin alma koşulu kaldırılarak, derneklerin faaliyet özgürlüğünün kapsam genişletilmektedir.

Madde 31 - Maddeyle, yabancı derneklerin Türkiye'deki faaliyetlerine ilişkin izin prosedürünü kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılması öngörülmektedir. Bu doğrultuda mevcut düzenlemede Bakanlar Kurulunda bulunan yetki, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak kaydıyla İçişleri Bakanlığına verilmektedir. Ayrıca, yapılan değişiklikle "uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülmesi" kriteri getirilerek bu konudaki diğer kısıtlamalar kaldırılmaktadır.

Madde 32 - Maddeyle;

a) Adli Sicil Kanununun 5 inci maddesine yansıtılan 2253 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi,

b) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, yakalanan şahsa gözaltı süresinde avukat yardımından faydalanma imkanı tanınmaksızın alınan ifadelerin yargılama sırasında delil olarak kullanılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanmaya ilişkin 6 ncı maddesinin ihlali niteliğinde görüldüğünden, böyle kararların engellenmesi açısından, adi suçlarda yakalanan veya tutuklanan şahısların haklarına ilişkin Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda da uygulanması bakımından 2845 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrası,

c) Modern ceza hukukunda cezalandırmadaki amaç, caydırıcılık olup, bunun asıl amacı ise ıslahtır. Basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak ve dolanlı iflas gibi suçlar beş yıldan fazla ağır hapis veya hapis cezasına hükmedilen mahkumiyetlerin ebediyen adli sicilden çıkartılmaması, cezalandırmanın ıslah amacına uygun düşmemektedir. Böyle bir suçu herhangi bir nedenle işleyen ve cezalandırılan kişi, ömür boyu sabıkalı olmanın verdiği psikoloji ile yeniden suç işleyebilecektir. Bu hal bir noktada da suça teşvik neticesini doğurmaktadır. Çelişkiyi ortadan kaldırmak için adli sicildeki kayıtların ömür boyu silinememesi yerine, diğer suçlara oranla daha uzun sürelere tabi tutarak, bu süre içinde suç işlemeyen kişilerin de adli sicil kayıtlarının silinmesi yoluna gidilmesi amaçlanmıştır. Ceza hukukunun temel prensiplerine aykırı bir durum oluşturan mezkur suçlardan mahkum olan kişilerin "ömür boyu mahkum edilmiş" olması gibi fevkalade haksız ve ağır bir sonuç doğuran Adli Sicil Kanununun 9 uncu maddesi,

d) Türkiye'de kurulan derneklerin uluslararası faaliyetleri ile yabancı derneklerin Türkiye'deki faaliyetleri konusunun, yeknesaklığın sağlanması bakımından tek bir kanun maddesi ile düzenlenmesi amacıyla Dernekler Kanununun 11 ve 12 nci maddeleri,
yürürlükten kaldırılmaktadır.

Madde 33 - Yürürlük maddesidir.

Madde 34 - Yürütme maddesidir.
 


(6 ARALIK 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.