| 5. Uyum Paketi çerçevesinde bazı yasalarda değişiklik öngören yasa tasarısı ile ilgili TBMM Adalet Komisyonu Raporu
şöyle:
Adalet Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No . : 1/283 21/1/2003
Karar No . : 11
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca 9.12.2002 tarihinde tali komisyon olarak Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ile İçişleri Komisyonuna, esas komisyon
olarak da Komisyonumuza havale edilmiş olan, “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” Komisyonumuzun 20.1.2003 tarihli 7
nci birleşiminde Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek ile Adalet ve İçişleri
Bakanlıkları temsilcilerinin de katılmalarıyla, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonunun raporu da dikkate alınarak incelenip görüşülmüş, geneli
üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra maddelerine geçilmesi kabul
edilmiştir.
Tasarının çerçeve 1 inci maddesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
445/A maddesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararlarının
iadei muhakeme sebebi sayılması amacıyla değişiklik yapılmasını öngörmektedir.
Usul bakımından diğer iadei muhakeme sebepleriyle farklılık oluşturmamak
amacıyla Komisyonumuz bu değişikliğin 445/A maddesinde değil, 445 inci
maddenin birinci fıkrasına bir bent ilavesi ile yapılmasını uygun görmüş
ve Tasarının çerçeve 1 inci maddesini metinden çıkararak yerine 445 inci
maddenin birinci fıkrasına, hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri
Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş
olmasını, iadei muhakeme sebepleri arasına sokmak amacıyla 445 inci maddeye
11 numaralı bent ekleyen yeni bir maddeyi çerçeve 1 inci madde olarak kabul
etmiştir.
Tasarının çerçeve 1 inci maddesi yeniden düzenlenerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 445 inci maddesine 11 numaralı bent eklendiğinden bu değişikliğin
sonucu olarak, bu iadei muhakeme sebebi için başvuru süresini düzenlemek
gerektiğinden süreye ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 447 nci
maddesine bir fıkra eklemek amacıyla Komisyonumuz Tasarıya çerçeve 2 nci
madde ilave etmiştir.
Tasarının çerçeve 2 nci maddesiyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun
327/a maddesinin değiştirilmesi öngörülmekte ve bu değişiklikle Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararları bakımından muhakemenin iadesi yoluna
gidilmesinin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır. Tasarıya eklenen çerçeve
1 ve 2 nci maddelerde yapılan düzenlemelere paralel bir düzenleme yapmak
ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararlarının muhakemenin
iadesi sebebi sayılması amacıyla yapılması düşünülen değişiklikte usul
bakımından muhakemenin iadesi ile ilgili diğer sebeplerle farklılık oluşturmamak
amacıyla Komisyonumuz, Tasarının çerçeve 2 nci maddesini metinden çıkararak
yerine Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 327 nci maddesinin birinci fıkrasına
6 numaralı bent ekleyen yeni bir çerçeve madde düzenlenmiş ve çerçeve 3
üncü madde olarak kabul etmiştir.
Tasarının çerçeve 3 üncü maddesi ile 2000 yılı sonundan bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihe kadar, yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı, önlisans,
lisans ve yüksek lisans (master-doktora) eğitim-öğretim programları ile
yüksek okulların herhangi bir sınıfında kayıtlı öğrencilerin, 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu ile bu Kanuna atıf yapan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci
Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezalarının, bütün
sonuçları ile kaldırılması ve bunların sicil dosyalarındaki cezaî kayıtların,
ilgililerin müracaatı aranmaksızın dosyalarından çıkarılması öngörülmektedir.
Kurumlarından ilişiği kesilen öğrencilerden bir bölümünün mahkeme kararıyla,
bir bölümünün ise belli süreli uzaklaştırma cezaları sona erdiğinden okullarına
döndüğü, böylece kurumlarından ilişiği kesilen öğrenci kalmadığının anlaşılması
nedeniyle Tasarıyı tali komisyon olarak inceleyen Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu kendi görev alanında gördüğü çerçeve 3 üncü maddenin
metinden çıkarılmasını oybirliği ile kabul etmiştir. Bu konunun ihtiyaç
duyulması halinde ileride etraflı bir şekilde düzenlenmesi mümkün olduğundan
Tasarının çerçeve 3 üncü maddesi Komisyonumuz tarafından da oybirliği ile
Tasarı metninden çıkarılmıştır.
Tasarının çerçeve 4 üncü maddesi ile Dernekler Kanununun 82 nci maddesinde
geçen “üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla” ibaresinin “birmilyar liradan
üçmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.
2908 sayılı Dernekler Kanununun yedi fıkradan oluşan “Genel denetim”
başlıklı 45 inci maddesi, 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanunla yeniden
düzenlenerek toplam beş fıkradan oluşan “Beyanname verme yükümlülüğü ve
denetim” başlıklı bir madde haline getirilmiştir. Ancak, söz konusu Kanun
maddesinin önceki haliyle üçüncü fıkrasında düzenlenen, yapılan değişiklikle
ise dördüncü fıkrası olarak düzenlenen; denetleme sırasında görevli memurlar
tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri
tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve
eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunluluğuna uymamanın
müeyyidesini hüküm altına alan Kanunun 82 nci maddesinde buna paralel bir
düzenleme yapılmadığından, beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenler
hakkında herhangi bir müeyyide bulunmamaktadır.
Ayrıca, 2908 sayılı Dernekler Kanununun beş fıkradan oluşan “Bildiri
yayınlanması” başlıklı 44 üncü maddesi 2.1.2003 tarihli ve 4778 sayılı
Kanunla yeniden düzenlenerek iki fıkradan oluşan bir madde haline getirilmiş
ve önceki haliyle derneklerin yayımlayacakları bildiri, beyanname ve benzerlerinde,
bunların yayınlanması kararına katılan yönetim kurulu başkan ve üyelerinin
ad, soyad ve imzalarının bulunması şartı ile bu yayımların metninin bir
örneğinin yayımın ihbarı amacıyla mahallin en büyük mülki amirliğine ve
cumhuriyet savcılığına verilmesi zorunluluğu yeni düzenlemeyle ortadan
kaldırılmıştır. Dolayısıyla, anılan şart ve zorunluluğun müeyyidesini düzenleyen
Kanunun 82 nci maddesinde bu maddeyle ilgili herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç
kalmadığından, Kanunun 44 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarıyla
ilgili bölümlerin kaldırılması amacıyla çerçeve 4 üncü madde, Dernekler
Kanununun 82 nci maddesini tümüyle kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Tasarının çerçeve 5 inci maddesiyle 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı
Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 13 üncü maddesi
değiştirilerek “Bu Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği” hükme bağlanmaktadır.
Kanun Tasarısının çerçeve 1 ve 2 nci maddelerinde yapılan değişikilik
nedeniyle 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanunun yürürlükle ilgili 13
üncü maddesinde değişiklik yapılmasına gerek kalmadığından çerçeve 5 inci
madde metinden çıkarılmıştır.
Tasarının 6 ncı maddesi, çerçeve 1 ve 2 nci maddelerde yapılan değişiklik
nedeniyle bazı hükümlerin yürürlükten kaldırılması gerektiğinden, yürürlükten
kaldırılması gereken maddeleri içerecek biçimde yeniden düzenlenmiş ve
5 inci madde olarak kabul edilmiştir.
Tasarının geçici maddesi, Tasarının 2 nci maddesi 3 üncü madde olarak
değiştiğinden bu değişiklikle paralelliğin sağlanması amacıyla metinde
geçen “1 inci ve 2 nci maddeleri” ibaresi “1 inci ve 3 üncü maddeleri”
olarak değiştirilmiştir.
Tasarının yürürlüğe ilişkin 7 nci maddesi 6, yürütmeye ilişkin 8 inci
maddesi 7 nci madde olarak aynen kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere saygı ile arz olunur.
AKP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yılmazcan'ın muhalefet şerhi:
ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
İLİŞKİN KANUN TASARISININ 1 VE 2 NCİ MADDELERİNE
AŞAĞIDAKİ GEREKÇELERLE MUHALEFET ŞERHİMİ
KOYMUŞ BULUNUYORUM.
1. - Öngörülen değişiklikler Anayasaya aykırıdır: Şöyle ki,
A) Anayasanın 90 ıncı Maddesi uyarınca milletlerarası anlaşmalar kanun
hükmündedir. Dolayısıyla, normlar hiyerarşisinde milletlerarası anlaşmalar
anayasanın altında yer alır.
Anayasanın 11 inci Maddesine göre ise, anayasa hükümleri diğer devlet
organlarıyla birlikte yasama organını da bağlayan en üstün hukuk kurallarıdır.
O halde Anayasa hükümleri dikkate alınmadan sadece, AİHS ile uyum sağlama
adına Anayasaya aykırı düzenlemeler yapılamaz.
B) Anayasanın 138 inci Maddesi mahkemelerin bağımsızlığını düzenlemektedir.
Bu maddenin 2 nci Fıkrası: “Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin
kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge
gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Aynı maddenin 4 fıkrası ise,
“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır;
bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve
bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmünü içermektedir.
Bu tasarı ile mahkeme kararlarının uygulanması engellenmiş olacaktır.
C) Aynı şekilde Anayasanın 9 uncu Maddesine göre yargı yetkisi Türk
milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Yapılması düşünülen değişikliğin
kabulü halinde, söz konusu bu Anayasa hükmü de ihlal edilmiş olur. Çünkü
Türk mahkemelerine AİHM’nce emir ve talimat verilmiş olmaktadır.
E) Genel olarak yargılamanın iadesi sebeplerinin hukuk sistemlerinde
yer almasının arkasında yatan sebep, kesinleşen hükmün esasına etkili nitelikteki
maddî delil ve vakıalardır. Uygulanan kuralın hukuka aykırı olması temyiz
sebebidir.
AİHM ise, AİHS’ni yorumlayarak önüne gelen uyuşmazlıkta hükmünü tesis
eder. Eğer AİHM Türk mahkemelerince uygulanan hükmün AİHS’ne aykırılığına
hükmetmiş ise; hakkında hüküm tesis edilen devletin hukukunu AİHS’ne uygun
hale getirmesi zorunluluğu söz konusu olur. Bu da, yasama organının kanunlarda
yapacağı değişiklikle mümkündür. Dolayısıyla böyle bir ihtimalde mahkemelerin
yargılamanın iadesi yoluyla vermiş olduğu karar AİHS’ne ve bu bağlamda
AİHM’nin kararına uygun hale getirmesi söz konusu olamaz. Bu varsayımın
kabulü Anayasanın başlangıç kısmında da öngörülmüş olan “kuvvetler ayrılığı
ilkesine” açıkça aykırı düşer. Zira, böyle bir durumda Türk mahkemeleri
yasama organının yapması gereken işlevi üstlenmiş olur.
AİHM’si kararı ile Türk mahkemelerinin kararları hukuka aykırı bulunur
ve bu durum yargılamanın iadesi sebebi sayılırsa, yukarıda belirtilen Anayasa
hükümleri ihlal edilmiş olur.
2. - Öngörülen değişiklikler mevcut hukuk sistemimizin genel mantığı
ile de bağdaşmamaktadır:
A) AİHM önüne gelen bir davada Türk mahkemesinin kararını kendisine
sunulan ve fakat yargılama sırasında ulusal mahkemeye sunulmamış bir delil
veya olguya dayandırıyorsa bu durum mevcut CUMK ve HUMK’daki düzenlemeler
çerçevesinde zaten yargılamanın iadesi sebebidir. Bu anlamda varolan düzenleme
bu konudaki ihtiyaca cevap verici niteliktedir. Yeni bir düzenleme yapılmasına
ne gerek, ne de ihtiyaç vardır.
B) AİHM kararıyla Türk mahkemesinin tesis ettiği kararda uyguladığı
hukuk kuralının AİHS’ne aykırılığı gerekçesi ile hukuka aykırı addedilmiş
ise, benzer durumlardaki hallerde mahkemelerin aynı şekilde karar vermesi
her zaman için mümkün
olamayacağından, hukukun uygulanmasındaki yeknesaklığı da bozar.
3. – Öngörülen değişikliklere söz konusu değişikliklerin uygulanması
halinde ülkemizin uluslararası platformda zor durumda bırakacağı için de
muhalifim. Şöyle ki;
A) AİHM her zaman hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması yönünde
hüküm tesis etmemekte, bazen ve özellikle de ülkemiz söz konusu olunca
siyasî nitelikle kararlar da verebilmektedir.
B) AİHM kararlarına rağmen, yargılamanın iadesi yoluyla uyuşmazlık önüne
gelen dava hakkında kararı vermiş bulunan mahkemelerimiz eski kararında
ısrar eder veya aynı doğrultuda karar verirse; bu takdirde uluslararası
arenada Türkiye’nin insan haklarına saygılı olmadığı, insan haklarını ihlâl
ettiği yönündeki iddialar doğrulanmış olur. Bu durum aynı zamanda ülkemiz
açısından yargı bağımsızlığının uluslararası platformda sorgulanmasına
da sebebiyet verebilir.
C) Türk mahkemelerinin vermiş olduğu kararların bazılarının hukuka aykırılığı
söz konusu ise, bu olumsuzluğun çözümlenmesinin yolu yargı reformudur.
D) Mahkeme kararları bir süreç sonunda verilir. Bu süreçte ortaya çıkan
sorunlar ve hukuka aykırı olarak nitelendirilen durumların çözümlenmesi
iç hukukta yapılacak yasal ve idarî düzenlemeler ile mümkün iken; sorunun
uluslararası boyuta taşınması ülkemizin çıkarlarına uygun düşmez ve ayrıca
bu olumsuz yolun tercihi ülkemiz açısından Anayasal teminat altına alınmış
bulunan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının tartışılır hale getirilmesine
sebebiyet verebilir.
Mehmet Yılmazcan
Kahramanmaraş
CHP Niğde Milletvekili Orhan
Eraslan'ın karşı oy yazısı:
KARŞI OY YAZISI
Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısının
çerçeve 1, 2 ve 3 üncü maddelerine muhalifim.
Tasarıda yer alan 1 inci madde ve 2 nci madde ile H.U.M.K. yapılan değişiklik
ve 3 üncü madde ile yapılan değişiklik Anayasal kuruluş olan Türk Yargıtay’ını
devre dışı bırakmaktadır.
Ayrıca Avrupa Birliği müktesebatını karşılamak üzere 3.8.2002 tarihinde
yapılmış değişiklikler vardır. Bunlarda Avrupa Birliği müktesebatını karşılamaya
yeterlidir.
Kaldı ki, yapılan değişiklik Anayasamızda ifadesini bulan “Ulusal Egemenlik”
ilkesi ile de çelişmektedir. Bu açıdan Tasarının Anayasa Komisyonuna da
gönderilmesi gerekir.
Orhan Eraslan
Niğde
|