Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
TASARI METNİ
TASARI GEREKÇESİ
TBMM GÖRÜŞMELERİ
NE ÖNGÖRÜYOR
1. UYUM YASALARI PAKETİ
2. UYUM YASALARI PAKETİ
3. UYUM YASALARI PAKETİ
4. UYUM YASALARI PAKETİ
5. UYUM YASALARI PAKETİ
AB ANA SAYFA

6. UYUM YASALARI...
TBMM Adalet Komisyonu Raporu...
18 Haziran 2003
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde çeşitli yasalarda değişiklik yapan 6. tasarı, 12 Haziran 2003'de 59. Hükümet tarafından TBMM'ye sevkedildi. Tasarı, 18 Haziran 2003'de Adalet Komisyonu'nda görüşüldü.
 
Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerde, tasarının bazı bölümleri yeniden düzenlendi. Hükümetten 22 madde olarak gelen tasarı, 24 madde olarak kabul edildi.

Adalet Komisyonu, Cumhurbaşkanı'nın bir daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade ettiği 19 ve 21. maddeleri, 10 Temmuz'da bir kez daha görüştü ve aynen kabul etti.
 

6. Uyum Paketi çerçevesinde bazı yasalarda değişiklik öngören yasa tasarısı ile ilgili TBMM Adalet Komisyonu Raporu şöyle:
18 Haziran 2003

Adalet Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Adalet Komisyonu
Esas No . : 1/610       18/6/2003
Karar No . : 28

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Başkanlığınızca 12.6.2003 tarihinde tali komisyon olarak Anayasa Komisyonuna, esas komisyon olarak da Komisyonumuza havale edilmiş olan "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı", Komisyonumuzun 18.6.2003 tarihli 22 nci toplantısında, Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek ile Adalet ve Dışişleri Bakanlıkları, Yargıtay Başkanlığı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanının da katılmalarıyla incelenip görüşülmüş, geneli üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra maddelerine geçilmesi oybirliği ile kabul edilmiş, değişikliğe uğrayan maddeler ve gerekçeleri sırasıyla aşağıda açıklanmıştır.

Tasarının çerçeve 1 inci maddesi ile değiştirilmesi öngörülen Türk Ceza Kanununun 453 üncü maddesinde yer alan ve "altı yıldan on yıla kadar" olan hapis cezası az bulunarak "sekiz yıldan oniki yıla kadar" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 uncu maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanununun 3 üncü maddesinin (b) bendine, sinema, video ve müzik eserlerinin denetiminde, tanımda belirtilen diğer haller yanında genel ahlâk ve genel sağlığa uygunluk yönünden de incelenmesi olanağı getirilerek toplumun genel ahlâk ve genel sağlık yapısının da korunması amacıyla "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne" ibaresinden sonra "genel ahlâk ve genel sağlığa" ibaresi eklenmiştir.

Tasarının 12 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 13 üncü maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 3257 sayılı Kanunun  9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına Bakanlık veya mülkî idare amirlerince yapılacak denetimde fıkrada belirtilen haller yanında toplumun genel ahlâk ve genel sağlığına uygun olmayan eserlerin de yasaklanması ve haklarında kanuni takibat açılabilmesi ve bu suretle toplumun genel ahlâk ve genel sağlık yapısının da korunması amacıyla 11 inci maddede yapılan düzenlemeye paralel olarak "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne" ibaresinden sonra gelmek üzere "genel ahlâk ve genel sağlığa" ibaresi eklenmiştir.

Tasarının 14 ve 15 inci maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 15 inci maddesiyle kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilmesi öngörüldüğünden, söz konusu mahalli yayınların etkin ve verimli bir şekilde denetiminin yapılabilmesi amacıyla Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna gerekli görülen yerlerde ayrıca kadro ihdasına gerek olmaksızın, halen mevcut kadrolarından bölge teşkilatı kurulması imkânını sağlamak amacıyla Tasarıya 3984 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesini değiştiren çerçeve 16 ncı  madde eklenmiştir.

Tasarının 16 ncı maddesi 17 nci, 17 nci maddesi 18 inci, 18 inci maddesi 19 uncu ve 19 uncu maddesi 20 nci madde olarak aynen kabul edilmiştir.

12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci maddesinin kenar başlığının sadece "Terör tanımı"ndan ibaret olmasına rağmen maddede bunun yanında örgüt tanımı da yapılmıştır. Uygulamada, terör suçunun tanımında ve terör örgütlerinin belirlenmesinde bazı tereddütler yaşanmaktadır.

3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla Anayasanın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26 ncı maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak kanunla yasaklanmamış düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasını engelleyecek uygulamalara meydan vermemek ve İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesinde yer alan "ifade özgürlüğü" ile 11 inci maddesinde ifade edilen "toplanma ve örgütlenme özgürlüğü"nün kullanılmasına ilişkin kriterlere uyum sağlamak amacıyla terör suçu ve örgüt tanımını yeniden yapmak ve bu amaçla maddenin birinci fıkrasındaki tanımda yer alan baskı, korkutma, sindirme veya tehdidin ancak cebir ve şiddet kullanılması halinde terör suçunun mümkün olabileceği; ikinci fıkrasındaki tanımda ise, terör suçunu işlemek amacıyla iki veya daha fazla kimsenin birleşmesi halinde terör örgütünün kurulmuş sayılacağı düşünülerek anılan fıkraları yeniden düzenlemek amacıyla Tasarıya, Terörle Mücadele Kanununun 1 inci maddesinin başlığı ile birinci ve ikinci fıkralarını değiştiren çerçeve 21 inci madde ilave edilmiştir.

Tasarının çerçeve 20 nci maddesinde kanun tekniğine uygun olarak değişiklik yapılmış ve 22 nci madde olarak kabul edilmiştir.

Tasarının 21 inci maddesi 23 üncü, 22 nci maddesi 24 üncü madde olarak aynen kabul edilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere saygı ile arz olunur.


TBMM Adalet Komisyonu'nun 19 ve 21. maddelere ilişkin Raporu da şöyle:
10 Temmuz 2003

Adalet Komisyonu Raporu

 
 Türkiye Büyük Millet Meclisi
 Adalet Komisyonu
 
 Esas No. : 1/633
 Karar No. : 31
 14.7.2003
 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Komisyonumuzun 18.6.2003 tarihli ve 28 karar no'lu raporu ile sonuçlandırdığı, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı", Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19.6.2003 tarihli 96 ncı birleşiminde görüşülmüş ve kabul edilmiştir.

Kanun, Anayasamızın 89 uncu maddesi gereğince yayımlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 20.6.2003 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-2189/8565 sayılı tezkeresi ile Sayın Cumhurbaşkanlığına gönderilmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca Kanunun
19 uncu maddesi ve bu maddeyle bağlantısı nedeniyle 21 inci maddesini bir kez daha görüşülmek üzere geri göndermiş ve gerekçeli geri gönderme tezkeresi de Genel Kurulumuzun 1.7.2003 tarihli 100 üncü birleşiminde okunmuştur.

Sayın Cumhurbaşkanımız geri gönderme gerekçesinde;

Anayasa Mahkemesinin, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının kimi kurallarının Anayasaya aykırılığı savıyla açılan dava sonunda verdiği 31.3.1992 günlü, E.1991/18, K.1992/20 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, Türk Ceza Yasasının, Devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğüne yönelik örgütleşme ve propaganda eylemlerini ceza yaptırımına bağlayan 141, 142 ve 163 üncü maddelerinin yürürlükten kaldırılmasıyla doğan hukuksal boşluğun 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 7 ve 8 inci maddeleriyle doldurulduğunu,

Ülke ve ulus bütünlüğünü bozucu eylemlere karşı gerekli önlemleri almanın Devlete Anayasa ile verilmiş bir görev olduğunu, alınacak önlemlerin, amaçla orantılı olmak koşuluyla, düşünce ve anlatım özgürlüğünün normal sınırlaması sayılacağını, bu hususun Anayasanın genelde 14 ve özelde de 26 ncı maddelerinde açıkça vurgulandığını,

Türk Ceza Yasasının 142 nci maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla ortaya çıkan hukuksal boşluğu doldurmak amacıyla getirilen Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesi ile de, yalnızca düşünce açıklamak düzeyinde kalsa da, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla yazılı, sözlü ya da görüntülü propaganda ile toplantı, gösteri ve yürüyüş yapanlara ilişkin cezai yaptırım öngörüldüğünü,

3713 sayılı Yasanının 8 inci maddesi yürürlükten kaldırılırken bu nedenle ortaya çıkan boşluğun, Türk Ceza Yasasının, 8 inci maddeden daha ağır cezalar öngören 311 inci madde ile doldurulabileceğinden sözetmenin açık bir çelişki oluşturduğunu,

Türk Ceza Yasasının 312 nci maddesinde ise ırk farklılığına dayanarak halkı birbirine kamu düzeni için tehlikeli olabilecek biçimde düşmanlığa ya da kin beslemeye alenen tahrikten söz edildiğini, bu maddedeki özel kastın "kin ve düşmanlığa tahrik" olduğunu, oysa Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesindeki özel kastın, "Devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü bozmak" olduğunu, bu yönüyle de Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesinin kaldırılmasından doğan boşluğun suç öğeleri farklı olduğu için Türk Ceza Yasasının 312 nci maddesi ile doldurulamayacağını,

3713 sayılı Yasanının 8 inci maddesinin kaldırılmasının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığı ve Devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü yönünden önemli sakıncalar yaratmasının güçlü bir olasılık olarak ortaya çıkacağını,

Öte yandan, Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesinin yürürlükten kaldırılması durumunda, Anayasanın 14 üncü maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin anlatım özgürlüğü yönünden kötüye kullanılması yasağının tümüyle yaptırımsız kalacağını,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesine ilişkin kararlarında, toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğin korunmasını da öngören ölçütler ile lâik ve demokratik Cumhuriyeti, üniter devlet yapısını ve milli birliği koruma kriterleri temelinde gereksinimin ikna edici biçimde ortaya konulması durumunda sınırlamanın kabul edilebileceğini ve bu maddenin ikinci fıkrasındaki "zorunlu" sıfatının, zorlayıcı toplumsal gereksinimi anlattığını vurguladığını,

Anayasal kuralların gereği olan Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesinin yürürlükten kaldırılması yerine, uluslararası hukuka da uyumlu duruma getirilerek korunmasının en uygun yöntem olacağını, maddenin kimi daraltıcı koşullar konularak korunmasının Avrupa Birliği'ne karşı yükümlülüğümüzle de bağdaşacağını,

Belirterek, bu gerekçelerle yayımlanması uygun bulunmayan "19. 6. 2003 tarihli 4903 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 19 uncu maddesi ile bu maddeyle bağlantısı nedeniyle 21 inci maddesini, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kez daha görüşülmesi için Kanunu, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca geri göndermiştir.

Komisyonumuz, "19.6.2003 tarihli ve 4903 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"u, Anayasanın 89 uncu maddesinin değişik ikinci fıkrası uyarınca, 10.7.2003 tarihli 25 inci birleşiminde, Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek ile Bakanlık temsilcilerinin katılmalarıyla, geri gönderme gerekçelerini de dikkate alarak, bir kez daha inceleyip görüşmüştür.

Düşünce hürriyeti birçok uluslararası belgede ve Anayasamızda temel hak ve hürriyetlerden kabul edilip koruma altına alınmıştır. Bu bağlamda, Anayasanın 25 ve 26 ncı maddelerinin yanında 90 ıncı maddesinin son fıkrası gereğince iç hukukumuzun bir parçası sayılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10 uncu maddeleri önem taşımaktadır.

Düşüncenin açıklanması ve yayılması bireysel olarak yapılabileceği gibi (sözlü, yazılı) toplu halde de olabilir. Düşüncenin yazılı basın, radyo, televizyon, internet, sinema ve benzeri kitle iletişim araçları ile de açıklanması mümkündür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, açıklanan düşüncenin yalnız içeriğinin değil, ifade yol ve şeklinin de 10 uncu maddenin koruması altında olduğunu belirtmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesinde garanti altına alınan düşünceyi açıklama özgürlüğünün demokratik toplumlardaki önemini bu konuya ilişkin davaların hemen hepsinde açık ve net bir biçimde vurgulamaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, fertlere fikirlerini açıklama imkanının verilmesini, kişilerin ve toplumun ilerlemesinin temel şartı olarak değerlendirilmektedir.

Propaganda faaliyetlerinde tek sınır, şiddet kullanımına ortam hazırlanmaması ve şiddet kullanılmamasıdır. İfadeler şiddet içerir veya şiddet tavsiye edilirse, düşünceyi açıklama hürriyeti safhasından çıkıp suç sayılan bir alana girilmiş olur ve devletin cezalandırma hakkı doğar.

Düşünce özgürlüğü, insanın bilgi kaynaklarına özgürce ulaşarak serbestçe fikir edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden ötürü kınanmama ve bu edindiği fikirleri meşru yollardan faydalanarak açıklayabilme imkân ve serbestliğidir.

Ülkemizde ifade özgürlüğü ve "düşünce suçları" sorunu Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesi hükmüne elbette indirgenemez. Ancak, bu hükmün ve uygulanış şeklinin bu konularda en can alıcı ve can yakıcı odak noktalarından olduğu da açıktır.

Söz konusu maddenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına uygun olduğu, çünkü bu hükmün ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ve ulusal güvenliğin bozulmasının önlenmesi bakımından yasal kısıtlamalara açık olduğu ileri sürülmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olan ve ayrılıkçı teröre maruz kalmış İngiltere, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde bile bu tür bir hüküm bulunmamaktadır. Federasyona dönüşmüş ya da ikiye ayrılmış Belçika ve Çekoslovakya gibi ülkelerde de yukarıdaki iddiayı doğrulayan mevzuat yoktur.

Öte yandan, söz konusu maddenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olduğu iddialarını çürüten bir başka somut husus ise, bugüne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin pek çok kararında Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesine dayalı olarak verilmiş mahkûmiyet kararlarının sözleşmeye aykırılığının saptanmış ve Türkiye'nin haksız bulunmuş olmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçesinde; Anayasa Mahkemesinin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan dava sonunda verilen 31.3.1992 tarihli ve E.1991/18, K.1992/20 sayılı kararına atıf yapılarak "... ülke ve ulus bütünlüğünü bozucu eylemlere karşı gerekli önlemleri almak Devlete, Anayasa ile verilmiş bir görev niteliğindedir. Alınacak önlemlerin, amaçla orantılı olmak koşuluyla düşünce ve anlatım özgürlüğünün normal sınırlaması sayılacağı Anayasanın genelde 14, özelde 26 ncı maddelerinde açıkça vurgulanmıştır." ifadesine yer verilmektedir.

Burada üzerinde durulması gereken konu Anayasa hükümlerinin yorumundaki yaklaşım tarzıdır.

Anayasadaki düzenlemelere ve özellikle temel hak ve özgürlüklere ilişkin hükümlere bakıldığında, öncelikle temel hak ve hürriyetin güvenceye bağlandığı daha sonra da eğer varsa bu temel hak ve hürriyetin sınırlandırılabileceği "istisna" hükmüne yer verildiği görülmektedir. 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla Anayasada yapılan kapsamlı değişiklikle, temel hak ve hürriyetlerin genel sınırlama nedenleri kaldırılmış, 13 üncü maddede, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği; bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkelerine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasanın 13 üncü maddesi hükmü karşısında, bir temel hak ve hürriyetin sınırlanmasına ilişkin Anayasa hükmünün yorumunda ve buna bağlı olarak yapılacak yasal düzenlemelerde demokratik toplum düzenine ve lâik cumhuriyet gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı davranılmaması zorunlu bulunmaktadır. Bunun yanında Anayasada ilgili maddede öngörülen sınırlama sebeplerinin geniş yorumlanmaya müsait olmayan "istisna" niteliğinde olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Bu tespitler sonunda, Anayasanın 26 ncı maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine getirilen bir sınırlama niteliğinde olan Terörle Mücadele Kanunun 8 inci maddesinin, Anayasanın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki sınırlama sebepleri kapsamında kalmadığı; Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla da, Anayasanın 14 üncü maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamayacağı ilkesine aykırı eylemlerin ortaya çıkmasına yol açmayacağı ve ülke ve ulus bütünlüğünü bozucu eylemlere karşı gerekli önlemleri alma konusunda Devlete, Anayasa ile verilmiş görevin ihmalinin söz konusu olmadığı açıktır.

Gerek bu Kanunun, gerek ceza mevzuatının pek çok hükmü zaten ayrılıkçı ya da her türden şiddete davet, kışkırtma ya da örgüt propagandası eylemlerini yasaklamakta ve cezalandırmaktadır. Teröre maruz kalmış ülkelerdeki mevzuat da bu yöndedir.

Açıklanan bu görüşler doğrultusunda, Komisyonumuz kısmen görüşme neticesinde, Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesini yürürlükten kaldıran "19.6.2003 tarihli ve 4903 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 19 uncu maddesinin ve bu maddeye bağlantısı nedeniyle 21 inci maddesinin aynen kabul edilmesine oyçokluğu ile karar vermiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere saygı ile arz olunur.

 


KARŞI OY YAZISI

TBMM ADALET KOMİSYONU SAYIN BAŞKANLIĞINA

4903 sayılı Yasanın 19 uncu maddesinin b fıkrası hakkında karşı oy yazısı.

Sayın Cumhurbaşkanının gerekçesindeki hukuksal dayanaklara katılıyorum.

Bu gerekçenin, ileride yapılacağı söylenen düzenlemelere bırakılmadan, bugün gözönüne alınmasında yarar vardır.

Hem gerekçeye saygı duymak, hem de gereğini ileriye bırakmak doğru bir yaklaşım değildir.

Sayın Bakanın ve madde ile ilgili görüş bildirenlerin, 8 inci madde kapsamının ileride TCK içerisinde yeniden düzenlenmesinin mümkün olabileceği düşüncesine katılmıyorum. Eğer bir boşluk doğacağı düşünülüyorsa, bunun yolu, 8 inci maddeyi yeniden düzenlemek, örneğin “özendirmek” koşulunu koymak olabilirdi.

Ya da TCK’da sözü edilen düzenlemeler, 8 inci maddenin kaldırılması ile eş zamanlı olarak yapılabilirdi.

Bu durumda, 8 inci maddeyi ileride başka bir yasa içerisinde düzenleme düşüncesi varsa, bugün maddeyi kaldırmış gibi davranmanın anlamı kalmamaktadır.

Bu konudaki düzenlemelerin, hukuksal boşluk doğurmayacak bir biçimde ve doğru bir zamanlama ile yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bu nedenlerle söz konusu maddeye karşı oy yazımı saygılarımla sunuyorum.
10.7.2003

Av. Feridun Baloğlu
Antalya (CHP)
 
 


(25 HAZİRAN 2003 - 24 TEMMUZ 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.