| Yasa metni şöyle:
Kanun No : 4824
Kabul Tarihi : 12.3.2003
Resmi Gazete : 15.3.2003 - 25049
MADDE 1.- 4 Aralık 1997 tarihinde imzaya açılan “Anti-Personel
Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin
Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme”ye katılmamız uygun
bulunmuştur.
MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Yasanın gerekçesi şöyle:
GEREKÇE
Anti-personel mayınların sorumsuzca ve ayırım gözetilmeksizin kullanılmasının
sivil nüfusta yol açtığı ağır kayıplar, son yıllarda uluslararası kamuoyunda
giderek artan bir hassasiyet yaratmıştır. Sözkonusu mayınların topyekûn
yasaklanmasına yönelik olarak başlatılan siyasî teşebbüsler sonucunda,
“Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin
Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme” 4 Aralık 1997 tarihinde
Ottava’da imzaya açılmış ve 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kısaca “Ottava Sözleşmesi” olarak da bilinen söz konusu Sözleşmeyi bugüne
kadar 142 ülke imzalamış, 122 ülke onaylamıştır.
Ottava Sözleşmesi, anti-personel mayınların kullanılmasını, depolanmasını,
üretilmesini ve devredilmesini yasaklamakta, Taraf Devletlere depolarındaki
mayınları 4, döşenmiş durumdaki mayınları ise 10 yıl içerisinde imha etme
yükümlülüğü getirmektedir. Sözleşmede, döşenmiş mayınların imhası için
öngörülen sürenin uzatılması amacıyla, Taraf Devletlere, her seferinde
en fazla 10 yıllık bir uzatma süresi için başvuruda bulunma hakkı tanınmakta,
ancak uzatma hakkı diğer Taraf Devletlerin oy çokluğuyla alacakları karara
bağlı bulunmaktadır. Taraf Devletler, imha işlemi tamamlanana kadar mevcut
döşenmiş mayınların yerlerini belirlemek ve bu bölgeleri tecrit ederek
sivillerin zarar görmesini engellemekle yükümlü kılınmaktadırlar. Sözleşme,
Taraf Devletler arasında mayınların imhası konusunda malî yardım ve teknolojik-bilimsel
işbirliği yapılmasına olanak sağlamaktadır. Taraf Devletler, Sözleşmeye
katıldıkları tarihten itibaren 180 gün içerisinde mevcut mayın stokları,
mayın döşeli bölgeleri ve mayınların imha edilmesine yönelik olarak yürütülen
programları hakkında BM Genel Sekreterine ayrıntılı bilgi vermeyi taahhüt
etmektedirler. Sözleşme uyarınca Taraf Devletler, birbirlerinin Sözleşmeye
riayet edip etmediklerini BM Genel Sekreteri aracılığıyla sorgulayabilmekte,
bu konuda yapılabilecek bir toplantıda Taraf Devletlerin çoğunluğunun uygun
görmesi halinde, Sözleşme ile ilgili uygulamasından şüphe duyulan Taraf
Devlete bir araştırma heyeti gönderilmesi mümkün olabilmektedir. Ulusal
güvenlik gerekçesi ile Taraf Devletlere, altı ay öncesinden bildirimde
bulunmak kaydıyla, Sözleşmeden çekilme hakkı da tanınmaktadır.
Ülkemiz, anti-personel mayınların sebep olduğu yaralama ile ölümlerden
ve bunların insanî bakımdan yol açtığı sonuçlardan duyulan endişeleri paylaşmakla
birlikte, coğrafî konumundan kaynaklanan özel güvenlik mülahazalarıyla
Ottava Sözleşmesine bugüne kadar taraf olmamıştır. Anti-personel mayınların
özellikle terör örgütlerince ayırım gözetilmeksizin kullanılması, Ottava
Sözleşmesine taraf olmaktan imtina etmemizde önemli bir rol oynamıştır.
Sözleşmeyi komşularımızdan Bulgaristan ve Yunanistan onaylamış olup, Yunanistan,
sözleşmenin onay belgesini henüz Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine
sunmamıştır.
Sözkonusu sözleşmeyi imzalamamış olmakla birlikte ülkemiz, anti-personel
mayınların yol açtığı zararların önüne geçilmesi için uluslararası toplumun
gösterdiği gayretlere katkıda bulunma kararlılığının bir ifadesi olarak,
1996 yılında anti-personel mayınların dışsatımını ve transferini yasaklayan
ulusal bir moratoryum ilân etmiş ve 1998 yılında bu moratoryumu 3 yıl süre
ile uzatmıştır. Sözkonusu moratoryum, 2002 yılında süresiz olarak uzatılmıştır.
Ottova Sözleşmesine Taraf Devletlerin 1999, 2000 ve 2001 yıllarında gerçekleştirdikleri
konferanslara gözlemci olarak katılan ülkemiz, bu toplantılarda, şartların
elverişli olması halinde önümüzdeki yıllarda sözleşmeyi imzalama niyetini
açıklamıştır. Bu arada, sözleşmenin insanî hedeflerinin ikili ve bölgesel
planda geliştirilecek önlemlerle de desteklenebileceği anlayışıyla, askerî
makamlarımızın da görüşleri alınmak suretiyle, bazı komşu ülkelerle ortak
sınırlarımızın anti-personel mayınlardan arındırılması için teşebbüslerde
bulunulmuştur. Bu çerçevede, sözkonusu mayınların kullanılmaması ve ortak
sınıra yakın bölgelerdeki mayınların temizlenmesi veya imha edilmesi amacıyla
Bulgaristan ile 22 Mart 1999 tarihinde Sofya’da, Gürcistan ile 29 Ocak
2001 tarihinde Ankara’da birer Anlaşma imzalanmıştır. Bulgaristan ile imzalanan
Anlaşmanın onay işlemleri her iki ülke tarafından da sonuçlandırılmış ve
onay belgeleri 30 Ocak 2002 tarihinde Sofya’da teati edilmiştir.
TBMM Dışişleri Komisyonu Raporu şöyle:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Dışişleri Komisyonu
25.2.2003
Esas No.: 1/488
Karar No.: 32
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve
Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmeye Katılmamızın
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Komisyonumuzun 20 Şubat 2003 tarihli
4 üncü toplantısında Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay
Başkanlığı temsilcilerinin katılmalarıyla görüşülmüştür.
Anti-Personel Mayınların ayırım gözetilmeksizin kullanılmasının sivil
nüfusta yol açtığı ağır kayıpların uluslararası kamuoyunda yarattığı hassasiyet
böyle bir sözleşmenin hazırlanmasına zemin hazırlamıştır.
Anti-personel mayınların kullanılmasını, depolanmasını, üretilmesini
ve devredilmesini yasaklayan sözleşme, Komisyonumuzca benimsenmiş ve Tasarı
gerekçesinde yapılan değişiklikle kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Başkanlığa saygı ile
arz olunur.
MUHALEFET ŞERHİ
Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve
Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Uluslararası
Sözleşmeye katılmamız ile ilgili Kanun Tasarısına muhalefet ediyorum.
Kanunun insanî gerekçelerine tamamen katılıyorum. Ancak gerek Türkiye’nin
içinde bulunduğu jeopolitik durum gerekse Türk Silâhlı Kuvvetlerimizin
kullanmayı düşünebileceği her türlü silâh sisteminde bağımsız kalması gerektiğini
düşündüğümden Türkiye ile komşularıyla arasındaki anti-personel mayın meselesini
ikili anlaşmalarla veya tek taraflı moratoryumlarla halletmesi gerektiğini
ve kendisini Yunanistan hariç hiçbir komşusunun uymadığı ve Ortadoğu ve
Kafkaslarda uygulanmayacak bir uluslararası anlaşmayla bağlamaması gerektiği
kanaatindeyim.
20.2.2003
Emin Şirin (İstanbul)
|