Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
TASARI METNİ
KOMİSYON RAPORLARI
TBMM GÖRÜŞMELERİ

TOPLUMA KAZANDIRMA YASA TASARISI...
Tasarı gerekçesi...
7 Temmuz 2003
"Terör örgütleri tarafından kandırılarak toplumdan uzaklaştırılıp suç işlemeye yöneltilen bir kısım vatandaşları tekrar topluma kazandırmak" amacıyla 59. Hükümet tarafından hazırlanan ve kamuoyunda "Eve dönüş yasası" olarak adlandırılan "Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı", 7 Temmuz 2003'de TBMM'ye sunuldu. Tasarı, 29 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
 
Yasa tasarısının hükümetten gelen şekliyle 4. maddesi, Adalet Komisyonu'nda değiştirildi.

(Maddenin yeniden düzenlenmiş metni için "Komisyon Raporları" bölümüne bakınız.)

Bu madde TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi. Ancak Adalet Komisyonu, reddedilen 4. madde hükümlerini 5. maddeye ekleyerek yeniden düzenledi.
 

Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı'nın Genel Gerekçesi ve Madde Gerekçeleri şöyle:
(7 Temmuz 2003)

GENEL GEREKÇE

Terör örgütleri tarafından kandırılarak toplumdan uzaklaştırılıp suç işlemeye yöneltilen bir kısım vatandaşlarımızı tekrar topluma kazandırmak amacı ile 5.6.1985 tarihli ve 3216 sayılı "Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun" yürürlüğe konulmuş ancak iki yıllık yürürlük süresinin bitmesi üzerine daha sonra 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Kanun çıkarılmıştır. Bu Kanunun 1 inci maddesi süreli, diğer maddeleri ise süresiz olarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten 24.2.2000 tarihine kadar söz konusu Kanunun 1 inci maddesinin yürürlük süresinin uzatılması amacı ile çeşitli kanunlar yürürlüğe konulmuştur. En son çıkan 24.2.2000 tarihli ve 4537 sayılı Kanunun yürürlük süresi de 29.8.2000 tarihinde sona ermiştir.

Gerek 29.8.2000 tarihinden sonra bu konuda yeni bir düzenleme yapılmamış olması, gerekse en son çıkan 26.8.1999 tarihli ve 4450 sayılı Kanunun kapsamının dar tutulması sonucunda beklenilen amaca yeterince ulaşılamamıştır.

Bu süre içinde bir kısım örgüt mensupları Kanundan faydalanmak amacı ile örgütle ilgili olarak güvenlik güçlerine  ve mahkemelere önemli bilgiler vermişlerdir. Ancak, gerek yürürlükte bu yönde bir hükmün bulunmaması gerekse yaralama ve öldürme eylemlerine karışan terör örgütü mensupları ile örgütte amirlik ve kumandayı haiz olanların kapsam dışında tutulmuş olması sebebiyle bu şahıslar söz konusu Kanundan faydalanamamışlardır. Hatta bu şahısların bir kısmı söz konusu Kanundan yararlanamayacaklarını anlayınca vermiş oldukları bilgileri daha sonradan reddetmişlerdir.

Yakalandıktan sonra bilgi verme eğilimindeki birçok örgüt mensubu da nedamet eğiliminde olmasına rağmen herhangi bir ceza indiriminden yararlanma ihtimali bulunmadığından nedametini açıkça dile getirmemekte ve bilgi vermekten kaçınmaktadır. Oysa önemli konumdaki bir örgüt mensubunun, örgütle ilgili olarak verdiği bilgilerle faili meçhul kalmış suçlar aydınlatılabilmekte ve örgüt mensuplarının yakalanabilmeleri sağlanabilmektedir.

Terör örgütleri tarafından işlenen ancak aydınlatılamadığı için faili meçhul kalan eylemler nedeniyle de mağdurlar Türkiye'de "etkili yargı yolu bulunmadığından" bahisle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat ederek Devleti ciddî miktarlarda tazminat ödemeye mahkûm ettirmektedirler.

Yukarıda belirtilen faydaları sağlayabilecek ve sakıncaları giderecek, toplumun huzuru ve milli dayanışma anlayışını temel alarak terör örgütü mensuplarının topluma yeniden kazandırılması ve toplumsal huzur ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesini sağlayacak yeni bir kanun hazırlanması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Belirtilen ihtiyacı karşılamak üzere hazırlanan bu Kanun Tasarısında; kapsam önceki kanunlara nazaran mümkün olduğunca geniş tutulmuş, eksiklikler dikkate alınmış ve kolay anlaşılabilecek bir düzenlemeye yer verilmiştir. Ayrıca, 3216 ve 3419 sayılı kanunların isimlerinin uzun olması ve amacı yeterince ifade etmemesi nedeniyle halk arasında "Pişmanlık Yasası" olarak adlandırıldığından, bunu önlemek, gerçek amacı yansıtmak ve halk arasında isminin doğru ifade edilmesini sağlamak için Kanunun adı "Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı" olarak düzenlenmiştir.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1. - Bu madde amaç maddesi olup, Kanunun hazırlanma amacı düzenlenmiştir.

Madde 2. -  Bu madde kapsam ve tanım maddesi olup, birinci fıkrada Kanundan yararlanacak olan şahıslar sistematik olarak belirtilmiş, ikinci fıkrada ise Kanunda geçen terör örgütü teriminin tanımı yapılmıştır.

Madde 3. - Madde ile bu Kanundan yararlanamayacak olanlar düzenlenmiştir. Buna göre;

a) Her ne ad altında olursa olsun en üst seviyedeki yönetim biriminde yer almış olup, tamamı üzerinde etkili olacak şekilde terör örgütünü sevk ve idare edenler, bu Kanundan faydalanamayacaktır.

Terör örgütlerinin yönetim organları birbirinden farklı yapılardan oluşabilmektedir. Bu yapılar; terör örgütünün tamamı üzerinde etkili olabilecek şekilde, örgütün temel politikalarının belirlenmesi, uygulanacak terör eylemlerinin tespit edilmesi gibi konularda söz sahibi olan şahıslardan oluşmaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren terör örgütleri Genel Başkanlık, Lider, Emir, Genel Başkanlık Konseyi, Merkez Komite, Şura ve benzeri şekilde adlandırılan yapılanmalar ya da bir yönetim yapısı olmadan örgüt liderleriyle doğrudan irtibatlı bir grup tarafından yönetilmekte ve bu birimler, örgüt tarafından tespit edilen belli bir coğrafi bölgede veya faaliyet alanında değil, örgütün tamamı üzerinde etkin ve söz sahibi olmaktadırlar. Bu durumda olanların bu Kanun hükümlerinden yararlandırılmaması amaçlanmıştır.

b) Bu Kanun kapsamında kalabilecek kişilerin, haklarındaki hüküm kesinleşmeden önce beyanlarını reddetmeleri veya bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istemediklerini beyan etmeleri hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanmayacaktır.

c) Maddede sayılan kanunlardan yararlananlar, bu Kanun kapsamına giren suçları yeniden işlemeleri hâlinde tekrar bu Kanundan faydalanamayacaklardır. Bu hâlde elbette ki tekerrüre ilişkin genel hükümlere göre ayrıca bir artırım yapılmayacaktır.

Madde 4. - Madde ile; Kanunun uygulanma şartları ve esasları düzenlenmiştir. Terör örgütü mensubu olup da bu Kanundan faydalanabileceklere uygulanacak cezasızlık hâli ile ceza indirimi miktarları ve bunların şartları belirtilmiştir.

Maddenin (a) bendinde silâhlı mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden veya  vasıtalı teslim olanlardan yahut kendiliklerinden örgütten çekildiği anlaşılanlardan bu Kanundan yararlanmak istediğini beyan ederek terör örgütü tarafından işlenen suçlara iştirak etmeyenlere başkaca bir şart aranmaksızın ceza verilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu şahıslar kendiliklerinden veya vasıtalı teslim oldukları veya örgütten ayrılma iradelerini açıkça beyan ettikleri ve kaçma şüpheleri de bulunmadığı için yargılamaları esnasında tutuklama tedbirine müracaat edilmeyecektir.

Maddede bahsi geçen silâhlı mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden veya vasıtalı teslim olmaktan maksat; bu şahısların güvenlik güçlerinin özel bir çabası olmaksızın kendiliklerinden yetkili mercilere söz ve davranışlarıyla teslim olma iradelerini göstermeleri veya bu iradelerini bir aracının yardımı ile gerçekleştirmeleridir.

Maddenin (b) bendinde terör örgütü tarafından işlenen suçlara iştirak etmiş olup da silâhlı mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden veya vasıtalı teslim olanlardan yahut kendiliklerinden örgütten çekildiği anlaşılanlardan bu Kanundan yararlanmak istediğini beyan edenlerin ceza indiriminden faydalanacağı düzenlenmiştir. Ancak bunların söz konusu ceza indiriminden faydalanabilmeleri, belli şartlara bağlanmıştır. Buna göre bu bilgilerin;

1. Terör örgütü içindeki konum ve faaliyetlerle uyumlu olması gerekir. Bu bağlamda, örgüt mensubunun; örgüte girişi, örgüt içindeki faaliyetleri, bu sırada tanıdığı diğer örgüt mensupları, amirleri ve bilebildiği kadar örgütün diğer mensupları ve eylemleri hakkında bilgi vermesi aranır.

2. Doğruluğunun tespit edilmesi gerekir. Verilen bilgilerin doğruluğunun tespitinde bunların tamamının doğru olması gerekmeyip, çoğunlukla doğru olması yeterlidir.

Maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi durumunda, verilecek ceza indirilecektir. Ceza indirimi miktarının belirlenmesinde, Türk Ceza Kanununun 29 uncu maddesinin son fıkrasında yazılı ölçütler çerçevesinde, örgüt mensubunun vermiş olduğu bilgilerin önemi ve niteliği de dikkate alınacaktır.

Maddenin (c) bendinde, yakalanmak suretiyle ele geçirilenlerin durumu düzenlenmiştir. Bu bentte de bilgi verme şartı aranmış, bilgi vermenin, hükmün kesinleşmesinden önce veya sonra olmasına göre ikili bir ayrıma gidilmiş ve bu ayrıma göre yapılacak ceza indirimleri farklı şekilde düzenlenmiştir. Bu şahıslar kendi iradeleri dışında güvenlik güçlerinin özel çabası sonucu ele geçirildiklerinden, bunlar hakkında ceza indirimine gidilebilmesi için (b) bendinden farklı olarak, verdikleri bilgilerin terör örgütünün dağılmasına veya meydana çıkarılmasına yardım etmesi veya verdikleri bilgi ve belgelerle ya da bizzat gösterecekleri çaba ile terör örgütünün amaçladığı suçun işlenmesine engel olması şartı aranacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında; birinci fıkra hükmünün, terör örgütü mensubu olmayıp da; terör örgütü mensuplarına silah veya cephane tedarik edenler hakkında da uygulanacağı,ancak, maddenin birinci fıkrası kapsamına giren terör örgütü mensuplarına sadece barınacak yer gösteren veya erzak tedarik eden yahut başka yollardan yardım edenlere ceza verilmeyeceği öngörülmektedir.

Madde 5. - Bu madde ile; kötü niyetli açıklama ve tekerrür hükümleri düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında açıklamaların kötü niyetle yapılması veya delillerin uydurulması, bu suretle de adliye ile güvenlik makamlarının fuzuli yere meşgul edilmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Fiilin başka bir suç oluşturması hâlinde dahi, ayrıca bu madde hükmüne göre faile beş yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası verilecek ve haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmayacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında bu Kanundan yararlandıktan sonra bu Kanun kapsamına giren suçları yeniden işleyenler hakkında özel bir tekerrür hükmü getirilerek bunlara verilecek cezaların yarı oranında artırılarak hükmolunacağı düzenlenmiştir. Böylece Kanundan yararlananların yeniden bu tür suç işlemelerinin önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Madde 6. - Madde ile; terör örgütü içindeki konum ve faaliyetleri ile uyumlu bilgi verdikleri tespit edilerek bu Kanundan yararlanan şahısların topluma uyum sağlamalarını ve bulundukları tehlikeli ortamdan uzaklaşmalarını kolaylaştırmak amacı ile Kanuna koruma tedbirleri eklenmiştir. Koruma tedbirlerinin uygulanmasında mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeksizin ilgilinin isteği hâlinde gerekli görülen koruma tedbirleri ile kişinin topluma kazandırılması için her türlü tedbirin İçişleri Bakanlığı tarafından alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Koruma tedbirlerinin neler olacağı ve ne şekilde uygulanacağı tadadi olarak sayılmamış, gelişen ve değişen ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikte düzenleneceği  hüküm altına alınmıştır.

İlgili kurum ve kuruluşların İçişleri Bakanlığının bu konudaki taleplerini gecikmeksizin yerine getirmeleri öngörülmüştür.

Bu tedbirlerin uygulandığı kişilerle ilgili gizlilik kurallarına uyma zorunluluğu ve gizliliğin ihlaline sebep olanlara ilişkin cezaî düzenleme getirilmiştir.

Koruma tedbirlerinin uygulanması için ihtiyaç duyulabilecek giderlerin İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanması imkânı getirilmiş ve bu ödenekle ilgili usul düzenlemesi yapılmıştır.

Kimlikleri değiştirilenlerin yeni kimliklerinin, konunun önemi ve gizlilik konusundaki ihtiyaç sebebiyle, sadece merkezi adli sicildeki kayıtlara işleneceği hükme bağlanmıştır.

5.6.1985 tarihli ve 3216 sayılı Kanun ile 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Kanun hükümlerinden yararlananlar için daha önce alınmış bulunan koruma tedbirlerinin, yeniden müracaat edilmesine gerek kalmaksızın devam edeceği öngörülmüştür.

Madde 7. - Madde ile yetkili mercilere ve mahkemelere bilgi verildiği takdirde verilen bilgilerin derhal ve gizlilik kaydı ile İçişleri Bakanlığına bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu suretle verilen bilgilerin kısa sürede değerlendirilmesi ve sonuca ulaşılması amaçlanmıştır.

Mahkemeye, verilen bilgi ve açıklamaların doğruluğunun İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla da araştırma; İçişleri Bakanlığına da mahkemenin yazısı üzerine konuyu inceleyip mahkemeye rapor verme zorunluluğu getirilmiştir. Böyle bir hükümle; bilgi ve açıklamaların doğruluğunun, uzmanlaşmış bir birim tarafından değerlendirilmesi ve koordineli bir şekilde araştırılması suretiyle seri ve olumlu sonuç alınması hedeflenmiştir.

Verilen bilginin doğruluğunun tespitinin, bizzat bilgi veren tutuklu veya hükümlünün katkıda bulunmasıyla mümkün olacağı hâllerde tutuklu ve hükümlülerin zabıta muhafazasına verilmesi uygulaması getirilmiştir. Bu ihtiyacın doğduğu durumlarda, araştırmayı yürüten makamın isteği, ilgili savcının talebi, tutuklu veya hükümlünün rızası ile hâkim önüne çıkarılması ve mahkeme kararı alınması gerekecektir. Zabıta muhafazasında kalınacak süreyi mahkeme belirleyecek ve bu süre her defasında dört günü, hiçbir surette onbeş günü geçemeyecektir. Hükümlü veya tutukluların ceza infaz kurumu veya tutukevinden ayrılış veya dönüşlerinde sağlık durumları doktor raporu ile tespit edilecektir. Bu hüküm doğrultusunda; hükümlü veya tutuklu yeni bir suç iddiası için sorgulamaya tâbi tutulmayacak, sadece verdiği bilgilerin doğruluğunun belirlenmesi için gerekli araştırma hükümlü veya tutuklunun yardımıyla yürütülecektir.

Aynı madde ile mahkemece gerekli görülürse infazın tehirine karar verilmek suretiyle bilgi veren ve açıklamada bulunanların korunması hedeflenmiştir.

Maddede, Kanun hükümlerinden yararlananlar hakkındaki kesinleşmiş hükmün bir örneğinin, Kanunun diğer uygulamalarının yürütülmesi aşamasında yararlanılmak üzere İçişleri Bakanlığına gönderilmesi de hükme bağlanmıştır.

Madde ile, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu gereği tanık koruma kapsamına girenlerin bu Kanundan yararlanmış kişiler olup olmadıklarının araştırılması da, mükerrer işlemlere yol açmamak bakımından hüküm altına alınmıştır.

Madde 8. - Maddeyle, 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun, ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmaktadır.

Geçici Madde 1. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kendiliğinden örgütten çekildiği anlaşılanlar veya kendiliğinden veya vasıtalı teslim olanlar yahut yakalananların, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yetkili makam veya mahkemeye başvurarak Kanun hükümlerinden yararlanma isteğini beyan etmeleri ve daha önce şartları yerine getirmiş olmaları veya getirmeleri hâlinde, durumlarına göre, haklarında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir. Böylece daha önceki kanunlar kapsamında bulunmayan ancak önceki kanunların kapsamında olduğu düşüncesiyle beyan ve bilgi verenler veya yürürlükte bir kanun olmadığı için bu Kanunla düzenlenen hususlardan yararlanamayanların 4 üncü maddede düzenlenen şartları durumlarına göre yerine getirmiş olmaları veya bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra altı ay içinde yerine getirmeleri durumunda hâl ve şartlarına göre bu Kanundan yararlanacakları hususu düzenlenmektedir.

Madde 9. - Yürürlük maddesidir. Maddeye göre, Kanunun 4 üncü  maddesi hükmü yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlükten kalkacak, diğer hükümleri devamlılık arz edecektir. Böylece koruma tedbirlerinin devamlılığı sağlanacaktır.

Madde 10. - Yürütme maddesidir.
 


(31 TEMMUZ 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.