Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı'nın Genel Gerekçesi ve Madde Gerekçeleri şöyle:
(7 Temmuz 2003)
GENEL GEREKÇE
Terör örgütleri tarafından kandırılarak toplumdan uzaklaştırılıp suç
işlemeye yöneltilen bir kısım vatandaşlarımızı tekrar topluma kazandırmak
amacı ile 5.6.1985 tarihli ve 3216 sayılı "Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak
Hükümlere Dair Kanun" yürürlüğe konulmuş ancak iki yıllık yürürlük süresinin
bitmesi üzerine daha sonra 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Kanun çıkarılmıştır.
Bu Kanunun 1 inci maddesi süreli, diğer maddeleri ise süresiz olarak yürürlüğe
girmiştir. Bu tarihten 24.2.2000 tarihine kadar söz konusu Kanunun 1 inci
maddesinin yürürlük süresinin uzatılması amacı ile çeşitli kanunlar yürürlüğe
konulmuştur. En son çıkan 24.2.2000 tarihli ve 4537 sayılı Kanunun yürürlük
süresi de 29.8.2000 tarihinde sona ermiştir.
Gerek 29.8.2000 tarihinden sonra bu konuda yeni bir düzenleme yapılmamış
olması, gerekse en son çıkan 26.8.1999 tarihli ve 4450 sayılı Kanunun kapsamının
dar tutulması sonucunda beklenilen amaca yeterince ulaşılamamıştır.
Bu süre içinde bir kısım örgüt mensupları Kanundan faydalanmak amacı
ile örgütle ilgili olarak güvenlik güçlerine ve mahkemelere önemli
bilgiler vermişlerdir. Ancak, gerek yürürlükte bu yönde bir hükmün bulunmaması
gerekse yaralama ve öldürme eylemlerine karışan terör örgütü mensupları
ile örgütte amirlik ve kumandayı haiz olanların kapsam dışında tutulmuş
olması sebebiyle bu şahıslar söz konusu Kanundan faydalanamamışlardır.
Hatta bu şahısların bir kısmı söz konusu Kanundan yararlanamayacaklarını
anlayınca vermiş oldukları bilgileri daha sonradan reddetmişlerdir.
Yakalandıktan sonra bilgi verme eğilimindeki birçok örgüt mensubu da
nedamet eğiliminde olmasına rağmen herhangi bir ceza indiriminden yararlanma
ihtimali bulunmadığından nedametini açıkça dile getirmemekte ve bilgi vermekten
kaçınmaktadır. Oysa önemli konumdaki bir örgüt mensubunun, örgütle ilgili
olarak verdiği bilgilerle faili meçhul kalmış suçlar aydınlatılabilmekte
ve örgüt mensuplarının yakalanabilmeleri sağlanabilmektedir.
Terör örgütleri tarafından işlenen ancak aydınlatılamadığı için faili
meçhul kalan eylemler nedeniyle de mağdurlar Türkiye'de "etkili yargı yolu
bulunmadığından" bahisle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat ederek
Devleti ciddî miktarlarda tazminat ödemeye mahkûm ettirmektedirler.
Yukarıda belirtilen faydaları sağlayabilecek ve sakıncaları giderecek,
toplumun huzuru ve milli dayanışma anlayışını temel alarak terör örgütü
mensuplarının topluma yeniden kazandırılması ve toplumsal huzur ve dayanışmanın
güçlendirilerek devam ettirilmesini sağlayacak yeni bir kanun hazırlanması
ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Belirtilen ihtiyacı karşılamak üzere hazırlanan
bu Kanun Tasarısında; kapsam önceki kanunlara nazaran mümkün olduğunca
geniş tutulmuş, eksiklikler dikkate alınmış ve kolay anlaşılabilecek bir
düzenlemeye yer verilmiştir. Ayrıca, 3216 ve 3419 sayılı kanunların isimlerinin
uzun olması ve amacı yeterince ifade etmemesi nedeniyle halk arasında "Pişmanlık
Yasası" olarak adlandırıldığından, bunu önlemek, gerçek amacı yansıtmak
ve halk arasında isminin doğru ifade edilmesini sağlamak için Kanunun adı
"Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı" olarak düzenlenmiştir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1. - Bu madde amaç maddesi olup, Kanunun hazırlanma amacı
düzenlenmiştir.
Madde 2. - Bu madde kapsam ve tanım maddesi olup, birinci
fıkrada Kanundan yararlanacak olan şahıslar sistematik olarak belirtilmiş,
ikinci fıkrada ise Kanunda geçen terör örgütü teriminin tanımı yapılmıştır.
Madde 3. - Madde ile bu Kanundan yararlanamayacak olanlar düzenlenmiştir.
Buna göre;
a) Her ne ad altında olursa olsun en üst seviyedeki yönetim biriminde
yer almış olup, tamamı üzerinde etkili olacak şekilde terör örgütünü sevk
ve idare edenler, bu Kanundan faydalanamayacaktır.
Terör örgütlerinin yönetim organları birbirinden farklı yapılardan oluşabilmektedir.
Bu yapılar; terör örgütünün tamamı üzerinde etkili olabilecek şekilde,
örgütün temel politikalarının belirlenmesi, uygulanacak terör eylemlerinin
tespit edilmesi gibi konularda söz sahibi olan şahıslardan oluşmaktadır.
Ülkemizde faaliyet gösteren terör örgütleri Genel Başkanlık, Lider, Emir,
Genel Başkanlık Konseyi, Merkez Komite, Şura ve benzeri şekilde adlandırılan
yapılanmalar ya da bir yönetim yapısı olmadan örgüt liderleriyle doğrudan
irtibatlı bir grup tarafından yönetilmekte ve bu birimler, örgüt tarafından
tespit edilen belli bir coğrafi bölgede veya faaliyet alanında değil, örgütün
tamamı üzerinde etkin ve söz sahibi olmaktadırlar. Bu durumda olanların
bu Kanun hükümlerinden yararlandırılmaması amaçlanmıştır.
b) Bu Kanun kapsamında kalabilecek kişilerin, haklarındaki hüküm
kesinleşmeden önce beyanlarını reddetmeleri veya bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak istemediklerini beyan etmeleri hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanmayacaktır.
c) Maddede sayılan kanunlardan yararlananlar, bu Kanun kapsamına
giren suçları yeniden işlemeleri hâlinde tekrar bu Kanundan faydalanamayacaklardır.
Bu hâlde elbette ki tekerrüre ilişkin genel hükümlere göre ayrıca bir artırım
yapılmayacaktır.
Madde 4. - Madde ile; Kanunun uygulanma şartları ve esasları
düzenlenmiştir. Terör örgütü mensubu olup da bu Kanundan faydalanabileceklere
uygulanacak cezasızlık hâli ile ceza indirimi miktarları ve bunların şartları
belirtilmiştir.
Maddenin (a) bendinde silâhlı mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden
veya vasıtalı teslim olanlardan yahut kendiliklerinden örgütten çekildiği
anlaşılanlardan bu Kanundan yararlanmak istediğini beyan ederek terör örgütü
tarafından işlenen suçlara iştirak etmeyenlere başkaca bir şart aranmaksızın
ceza verilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu şahıslar kendiliklerinden veya vasıtalı
teslim oldukları veya örgütten ayrılma iradelerini açıkça beyan ettikleri
ve kaçma şüpheleri de bulunmadığı için yargılamaları esnasında tutuklama
tedbirine müracaat edilmeyecektir.
Maddede bahsi geçen silâhlı mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden
veya vasıtalı teslim olmaktan maksat; bu şahısların güvenlik güçlerinin
özel bir çabası olmaksızın kendiliklerinden yetkili mercilere söz ve davranışlarıyla
teslim olma iradelerini göstermeleri veya bu iradelerini bir aracının yardımı
ile gerçekleştirmeleridir.
Maddenin (b) bendinde terör örgütü tarafından işlenen suçlara iştirak
etmiş olup da silâhlı mukavemet göstermeksizin kendiliklerinden veya vasıtalı
teslim olanlardan yahut kendiliklerinden örgütten çekildiği anlaşılanlardan
bu Kanundan yararlanmak istediğini beyan edenlerin ceza indiriminden faydalanacağı
düzenlenmiştir. Ancak bunların söz konusu ceza indiriminden faydalanabilmeleri,
belli şartlara bağlanmıştır. Buna göre bu bilgilerin;
1. Terör örgütü içindeki konum ve faaliyetlerle uyumlu olması gerekir.
Bu bağlamda, örgüt mensubunun; örgüte girişi, örgüt içindeki faaliyetleri,
bu sırada tanıdığı diğer örgüt mensupları, amirleri ve bilebildiği kadar
örgütün diğer mensupları ve eylemleri hakkında bilgi vermesi aranır.
2. Doğruluğunun tespit edilmesi gerekir. Verilen bilgilerin doğruluğunun
tespitinde bunların tamamının doğru olması gerekmeyip, çoğunlukla doğru
olması yeterlidir.
Maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi durumunda, verilecek
ceza indirilecektir. Ceza indirimi miktarının belirlenmesinde, Türk Ceza
Kanununun 29 uncu maddesinin son fıkrasında yazılı ölçütler çerçevesinde,
örgüt mensubunun vermiş olduğu bilgilerin önemi ve niteliği de dikkate
alınacaktır.
Maddenin (c) bendinde, yakalanmak suretiyle ele geçirilenlerin durumu
düzenlenmiştir. Bu bentte de bilgi verme şartı aranmış, bilgi vermenin,
hükmün kesinleşmesinden önce veya sonra olmasına göre ikili bir ayrıma
gidilmiş ve bu ayrıma göre yapılacak ceza indirimleri farklı şekilde düzenlenmiştir.
Bu şahıslar kendi iradeleri dışında güvenlik güçlerinin özel çabası sonucu
ele geçirildiklerinden, bunlar hakkında ceza indirimine gidilebilmesi için
(b) bendinden farklı olarak, verdikleri bilgilerin terör örgütünün dağılmasına
veya meydana çıkarılmasına yardım etmesi veya verdikleri bilgi ve belgelerle
ya da bizzat gösterecekleri çaba ile terör örgütünün amaçladığı suçun işlenmesine
engel olması şartı aranacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında; birinci fıkra hükmünün, terör örgütü mensubu
olmayıp da; terör örgütü mensuplarına silah veya cephane tedarik edenler
hakkında da uygulanacağı,ancak, maddenin birinci fıkrası kapsamına giren
terör örgütü mensuplarına sadece barınacak yer gösteren veya erzak tedarik
eden yahut başka yollardan yardım edenlere ceza verilmeyeceği öngörülmektedir.
Madde 5. - Bu madde ile; kötü niyetli açıklama ve tekerrür hükümleri
düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında açıklamaların kötü niyetle
yapılması veya delillerin uydurulması, bu suretle de adliye ile güvenlik
makamlarının fuzuli yere meşgul edilmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Fiilin
başka bir suç oluşturması hâlinde dahi, ayrıca bu madde hükmüne göre faile
beş yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası verilecek ve haklarında bu
Kanun hükümleri uygulanmayacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında bu Kanundan yararlandıktan sonra bu Kanun
kapsamına giren suçları yeniden işleyenler hakkında özel bir tekerrür hükmü
getirilerek bunlara verilecek cezaların yarı oranında artırılarak hükmolunacağı
düzenlenmiştir. Böylece Kanundan yararlananların yeniden bu tür suç işlemelerinin
önüne geçilmeye çalışılmıştır.
Madde 6. - Madde ile; terör örgütü içindeki konum ve faaliyetleri
ile uyumlu bilgi verdikleri tespit edilerek bu Kanundan yararlanan şahısların
topluma uyum sağlamalarını ve bulundukları tehlikeli ortamdan uzaklaşmalarını
kolaylaştırmak amacı ile Kanuna koruma tedbirleri eklenmiştir. Koruma tedbirlerinin
uygulanmasında mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeksizin ilgilinin
isteği hâlinde gerekli görülen koruma tedbirleri ile kişinin topluma kazandırılması
için her türlü tedbirin İçişleri Bakanlığı tarafından alınacağı hüküm altına
alınmıştır.
Koruma tedbirlerinin neler olacağı ve ne şekilde uygulanacağı tadadi
olarak sayılmamış, gelişen ve değişen ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde
İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikte düzenleneceği
hüküm altına alınmıştır.
İlgili kurum ve kuruluşların İçişleri Bakanlığının bu konudaki taleplerini
gecikmeksizin yerine getirmeleri öngörülmüştür.
Bu tedbirlerin uygulandığı kişilerle ilgili gizlilik kurallarına uyma
zorunluluğu ve gizliliğin ihlaline sebep olanlara ilişkin cezaî düzenleme
getirilmiştir.
Koruma tedbirlerinin uygulanması için ihtiyaç duyulabilecek giderlerin
İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanması imkânı getirilmiş
ve bu ödenekle ilgili usul düzenlemesi yapılmıştır.
Kimlikleri değiştirilenlerin yeni kimliklerinin, konunun önemi ve gizlilik
konusundaki ihtiyaç sebebiyle, sadece merkezi adli sicildeki kayıtlara
işleneceği hükme bağlanmıştır.
5.6.1985 tarihli ve 3216 sayılı Kanun ile 25.3.1988 tarihli ve 3419
sayılı Kanun hükümlerinden yararlananlar için daha önce alınmış bulunan
koruma tedbirlerinin, yeniden müracaat edilmesine gerek kalmaksızın devam
edeceği öngörülmüştür.
Madde 7. - Madde ile yetkili mercilere ve mahkemelere bilgi verildiği
takdirde verilen bilgilerin derhal ve gizlilik kaydı ile İçişleri Bakanlığına
bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu suretle verilen bilgilerin kısa
sürede değerlendirilmesi ve sonuca ulaşılması amaçlanmıştır.
Mahkemeye, verilen bilgi ve açıklamaların doğruluğunun İçişleri Bakanlığı
vasıtasıyla da araştırma; İçişleri Bakanlığına da mahkemenin yazısı üzerine
konuyu inceleyip mahkemeye rapor verme zorunluluğu getirilmiştir. Böyle
bir hükümle; bilgi ve açıklamaların doğruluğunun, uzmanlaşmış bir birim
tarafından değerlendirilmesi ve koordineli bir şekilde araştırılması suretiyle
seri ve olumlu sonuç alınması hedeflenmiştir.
Verilen bilginin doğruluğunun tespitinin, bizzat bilgi veren tutuklu
veya hükümlünün katkıda bulunmasıyla mümkün olacağı hâllerde tutuklu ve
hükümlülerin zabıta muhafazasına verilmesi uygulaması getirilmiştir. Bu
ihtiyacın doğduğu durumlarda, araştırmayı yürüten makamın isteği, ilgili
savcının talebi, tutuklu veya hükümlünün rızası ile hâkim önüne çıkarılması
ve mahkeme kararı alınması gerekecektir. Zabıta muhafazasında kalınacak
süreyi mahkeme belirleyecek ve bu süre her defasında dört günü, hiçbir
surette onbeş günü geçemeyecektir. Hükümlü veya tutukluların ceza infaz
kurumu veya tutukevinden ayrılış veya dönüşlerinde sağlık durumları doktor
raporu ile tespit edilecektir. Bu hüküm doğrultusunda; hükümlü veya tutuklu
yeni bir suç iddiası için sorgulamaya tâbi tutulmayacak, sadece verdiği
bilgilerin doğruluğunun belirlenmesi için gerekli araştırma hükümlü veya
tutuklunun yardımıyla yürütülecektir.
Aynı madde ile mahkemece gerekli görülürse infazın tehirine karar verilmek
suretiyle bilgi veren ve açıklamada bulunanların korunması hedeflenmiştir.
Maddede, Kanun hükümlerinden yararlananlar hakkındaki kesinleşmiş hükmün
bir örneğinin, Kanunun diğer uygulamalarının yürütülmesi aşamasında yararlanılmak
üzere İçişleri Bakanlığına gönderilmesi de hükme bağlanmıştır.
Madde ile, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu
gereği tanık koruma kapsamına girenlerin bu Kanundan yararlanmış kişiler
olup olmadıklarının araştırılması da, mükerrer işlemlere yol açmamak bakımından
hüküm altına alınmıştır.
Madde 8. - Maddeyle, 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Bazı Suç
Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun, ek ve değişiklikleri
ile birlikte yürürlükten kaldırılmaktadır.
Geçici Madde 1. - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce
kendiliğinden örgütten çekildiği anlaşılanlar veya kendiliğinden veya vasıtalı
teslim olanlar yahut yakalananların, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay içinde yetkili makam veya mahkemeye başvurarak Kanun hükümlerinden
yararlanma isteğini beyan etmeleri ve daha önce şartları yerine getirmiş
olmaları veya getirmeleri hâlinde, durumlarına göre, haklarında bu Kanun
hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir. Böylece daha önceki kanunlar
kapsamında bulunmayan ancak önceki kanunların kapsamında olduğu düşüncesiyle
beyan ve bilgi verenler veya yürürlükte bir kanun olmadığı için bu Kanunla
düzenlenen hususlardan yararlanamayanların 4 üncü maddede düzenlenen şartları
durumlarına göre yerine getirmiş olmaları veya bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten sonra altı ay içinde yerine getirmeleri durumunda hâl ve şartlarına
göre bu Kanundan yararlanacakları hususu düzenlenmektedir.
Madde 9. - Yürürlük maddesidir. Maddeye göre, Kanunun 4 üncü
maddesi hükmü yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlükten kalkacak, diğer
hükümleri devamlılık arz edecektir. Böylece koruma tedbirlerinin devamlılığı
sağlanacaktır.
Madde 10. - Yürütme maddesidir.
|