Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
TASARI METNİ
TASARI GEREKÇESİ
KOMİSYON RAPORLARI

TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI...
TBMM Görüşmeleri...
22 Temmuz 2003
"Terör örgütleri tarafından kandırılarak toplumdan uzaklaştırılıp suç işlemeye yöneltilen bir kısım vatandaşları tekrar topluma kazandırmak" amacıyla 59. Hükümet tarafından hazırlanan ve kamuoyunda "Eve dönüş yasası" olarak adlandırılan "Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı", 7 Temmuz 2003'de TBMM'ye sunuldu. Tasarı, 29 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Yasa, 6 Ağustos 2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
 

GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ...

CHP'li Eraslan: "Türkiye’nin bir yurttaşı olarak, bir milletvekili olarak, CHP'nin bir mensubu ve CHP'liler olarak biz de toplumsal barıştan yanayız, biz de kimsenin dağlarda gezmesini arzu etmiyoruz; ama, bunun için alınması gereken önlemler, ABD'nin istediği zamanda, onların istediği biçimde değil; Türkiye’nin istediği zamanda, Türkiye’nin menfaatlerine uygun biçimde olmalıdır ve pişmanlık yasası biçiminde de olmamalıdır; çünkü, bu yol denendi, yedi defa denendi, sekizincisinin tekrarında bir yarar yoktur."

"Büyük bir açıkgözlülükle PKK-KADEK militanlarının affının arasına Hizbullah militanlarının affı ve Sivas katliamı sanıklarının affı da sıkıştırılmıştır."

"Yasa bu haliyle bir pişmanlık yasası ve bir af yasası kırması, melezi haline gelmiştir, beklenen yararı göstermeyecektir."

AKP'li Şahin: "Bu tasarı, toplumsal barışı daha da kuvvetlendirmek, milli birlik ve bütünlüğün sarsılmazlığını sağlamak amacıyla hazırlandı."

"Bu bir af yasası değildir"

"Hükümetimizin toplumsal barış uğruna attığı bu adımla, inanıyoruz ki, ülkemizde, devlet ve millet ilişkilerinde, devlet-millet kaynaşmasında çok daha iyi bir noktaya gelinecektir."
 

TBMM Genel Kurulu'nda Topluma Kazandırma Yasası'nın tümü üzerindeki görüşmeler şöyle:
(22 Temmuz 2003 - 109. Birleşim)

BAŞKAN (Başkanvekili Yılmaz ATEŞ) - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 235 sıra sayısıyla bastırılmış, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer milletvekilleri; 235 sıra sayılı Topluma Kazandırma Yasası Tasarısının üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunarım.

Değerli arkadaşlarım, ilerleyen bu saatlerde, önemli bir konuda, ciddî bir konuda yasal bir düzenleme çalışması içerisindeyiz. Adı bayağı fiyakalı olan bir yasa çıkaracağız, Topluma Kazandırma Yasası.

Daha önce bu benzeri yasalar, Pişmanlık Yasası olarak, iki ana yasa üzerinde yedi defa daha çıkarılmış; şimdi, adı değiştirilmiş, Topluma Kazandırma Yasası adı altında yeniden gündeme gelmiş bulunuyor.

Değerli arkadaşlarım, bir süredir Kuzey Irak’ta bir hareketlenme görülüyor. Yaklaşık 5 bin kadar silahlı terör unsurunun Kuzey Irak’ta bulunduğunu ve Kuzey Irak’ta güç dolduran, artık boşluk olmadığını, boşluk vermediğini bildiğimiz müttefikimiz Amerika Birleşik Devletlerinin de buradaki terör unsurlarının ileri gelenleriyle görüştüğünü duyuyoruz; basın yazıyor, işte bu tür şeylerin sözü ediliyor, açıklamalar yapılıyor.

Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri terör konusunda görüşünü açıklamış “hiçbir surette terörle uzlaşmam, anlaşmam, dünyada nerede terör varsa, o terörü bitireceğim” diyen bir büyük devlet. Aynı Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Irak’ta bulunan PKK/KADEK örgütünü de terörist örgütler listesine almış bulunuyor; yani, bu hesaba göre, Amerika Birleşik Devletlerinin bu terör örgütüyle görüşmemesi ve buradaki terörü engellemesi gerekiyor. Ancak, böyle olmuyor, bir istisna geliyor, burada görüşülüyor; yani, Amerika, terör karşında görüş değiştirdiğinden değil, farklı bir şeyler kolluyor. Buradaki terör unsurlarını engelleme yerine, enterne etme yerine, Türkiye’ye ihraç etmeyi düşünüyor. Bunun için, bu yasaya, biz “bir sipariş yasadır, Birleşik Devletler tarafından sipariş edilmiştir” dediğimizde, değerli arkadaşlarımız, kimi milletvekili arkadaşlarımız, komisyondaki bu sözümüz üzerine tepki gösterdiler. Ancak, çok kısa bir zaman sonra, Amerika Büyükelçisi Pearson, pazar günkü Hürriyet Gazetesinde, çok ayrıntılı bir biçimde bu konuyu açıkladı.

Değerli arkadaşlarım, ilginç bir durum var; Amerika teröre karşı olduğunu söylüyor, hatta “Irak’a terörist bir devleti yıkmak için geldim” diyor; ama, bir başka terörist unsurla görüşüyor. Halbuki, bu terörist unsuru enterne etme, etkisiz kılma olanağı var; ama “siz buna bir yasa çıkarın, bunlar dönsün” diyor. Önce “eve dönme yasası” olarak adlandırıldı, sonra, o isim beğenilmedi “topluma kazandırma yasası” denildi. Birleşik Devletler oradaki terör unsurlarına “burada bizi rahatsız istiyorsunuz, haydi, artık boşaltın burayı; bakın, yasanız da çıktı” demek istiyor. İşte, Türkiye Büyük Millet Meclisi, maalesef, üzüntüyle ifade ediyorum, ilerleyen saatlerde bu siparişi karşılamaya çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, şüphesiz, Türkiye’nin bir yurttaşı olarak, bir milletvekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisinin bir mensubu olarak ve Cumhuriyet Halk Partililer olarak biz de toplumsal barıştan yanayız, toplumsal barışın sağlanmasını arzu ediyoruz, biz de kimsenin dağlarda gezmesini arzu etmiyoruz; ama, bunun için alınması gereken önlemler, Amerika Birleşik Devletlerinin istediği zamanda, onların istediği biçimde değil; Türkiye’nin istediği zamanda, Türkiye’nin menfaatlerine uygun biçimde olmalıdır ve pişmanlık yasası biçiminde de olmamalıdır; çünkü, değerli arkadaşlarım, bu yol denendi, yedi defa denendi, sekizincisinin tekrarında bir yarar yoktur.

Hükümet yetkilileri diyor ki “Biz, bu yasayı kucağımızda bulduk, geldiğimizde kucağımızdaydı” Değerli arkadaşlarım, devlet istedi, devletin bütün organlarında tartışıldı, bunlar konuşuluyor; ancak, bir şeye dikkat etmek gerekiyor: 3 kasımdan bu yana çok farklı süreçler yaşanmıştır. Mart sonu nisan başına kadar yaşanan süreç bir başka süreçtir, Kuzey Irak’ta bir otorite boşluğu vardır, farklı bir durum söz konusudur, Amerika Birleşik Devletlerinin Irak’a müdahalesinden sonra yaşanan süreç farklı bir süreçtir, konjonktür değişmiştir, şartlar değişmiştir; yani, eskiye dayanan bir saptamayla, yeni durumda ve bir müttefikimizin istediği doğrultusunda böyle bir düzenlemenin yapılmasının doğru olmayacağı gayet açıktır.

Değerli arkadaşlarım, yasa, tabiatı itibariyle sipariş olunca, Türkiye’nin menfaati burada gözetilmemektedir. Haksızlık etmeyelim, yasanın belki tümü sipariş değil, içerisinde yerli olan kısımları da var. Hazır böyle yasa çıkarken, hiç olmazsa, Hizbullah militanlarını da, Sıvas Katliamı sanıklarını da bu kapsama alalım, bir açıkgözlülük yapalım; yani, bir hata ettik, hiç olmazsa kendi tabanımıza da selam verelim biçiminde de bir düzenleme vardır ve büyük bir açıkgözlülükle PKK-KADEK militanlarının affının arasına Hizbullah militanlarının affı ve Sıvas katliamı sanıklarının affı da sıkıştırılmıştır. Yasa bu haliyle bir pişmanlık yasası ve bir af yasası kırması, melezi haline gelmiştir, beklenen yararı göstermeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu benzeri yasalar 7 defa denendi, 832 kişi yararlandı topu topu. Bu tarz yasaların alışkanlık haline gelmesi, terörle mücadelede önemli eksiklikler, önemli gedikler meydana getiriyor, önemli zafiyetler meydana getiriyor; terörün yaygınlaşmasını, genişlemesini sağlıyor, nasıl olsa ileride benzeri af çıkacak diye. Çünkü, çok kısa zamanda, 1985’ten bu yana 7 defa çıkmış ve en sonu 29.8.2000 tarihinde sona ermiş. Yani, bundan 2,5 yıl kadar önce yahut 3 yıl kadar önce, teslim olmak isteyenin teslim olma imkânı var olmuş.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa düzenlenirken -tabiî Sayın Bakan aksi kanaatte, çok dengelerin gözetildiğini söylüyor; ama- biz, dengelerin gözetilmediğini görüyoruz. Şöyle ki: Bu ülkede insanları, birtakım terör unsurlarını dağdan indirelim derken, gözden kaçırılmaması gereken bir şey var. Çok büyük bir kitle halinde, onbinler halinde terör mağdurları var. Kimlerdir bunlar; terörle mücadele çerçevesi içerisinde evini, köyünü, barkını terk etmiş, büyük kentlerin varoşlarına sığınmış, işsiz güçsüz, ekmeksiz kalan insanlar var. Bunların kiminin, devlet, terörle mücadele çerçevesi içerisinde köyünü boşalttırmış, kimi terörden yılarak kaçmış. Bunların hepsi terör mağdurları. Kimler var bu terör mağdurları içerisinde; can ve mal kaybına uğrayanlar var. Kimler bu terör mağdurları içerisinde; şehit yakınları var. Değerli arkadaşlarım, düzenlenen yasa tasarısı bu insanların tümünü rencide edici niteliktedir, toplum vicdanını kanatacak niteliktedir.

Terör mağdurlarını ve terörden zarar görenleri korumak gerekir. Bu yasa tasarısı, böyle bir koruma içerisinde de değildir.

Ülkemizin coğrafyasının bir bölümünde uzun süredir bir problem yaşıyoruz; ama, iki yılı aşkın süredir nispeten bu sorun biraz hafiflemiş gibi. Böylesi bir ortamda, tam da yeni bir pişmanlık yasası yerine, köyünü terk edenleri köye dönüş projesiyle yerleştirmemiz gerekirken, bunun yerine, yeni bir pişmanlık yasasını koyuyoruz. Terörün esas kaynağının işsizlik, yoksulluk olduğunu bildiğimiz halde, bu yasa tasarısına hiçbir sosyal plan konulmamıştır, tasarının sosyal planı yoktur, rehabilite edici bir yönü yoktur. “Teröre işsizlik kaynaklık ediyor” diyoruz, işsize iş bulunmamıştır, yeni istihdam alanı olanağı yaratılmamıştır; azı koruyacağız derken, çoğu feda etmek durumuyla karşı karşıyadır Türkiye.

Değerli arkadaşlarım, kuşkusuz biz de şunu arzu ediyoruz: Bölgede yaşayan insanlar -bölgenin kendine has gerçekleri var- terör örgütünün baskısıyla, korkuyla çaresizlik içinde istemeden terör örgütüne yardım ve yataklık etmiş olabilirler; bunların ceza almasının önlenmesini biz de arzu ediyoruz, biz de böyle bir yaranın tedavisini arzu ediyoruz; ama, bu yasa tasarısı, düzenleniş itibariyle doğrudan militanların tümünü kapsamına alan, sadece ve sadece ülke çapında yöneten; genel başkan, lider, emir, merkez komite üyesi dışındaki tüm militanları, yöresel sorumluları da içine alan, kapsamına alan ve suç işleyip işlememe ayırımı da yapmayan bir yasa tasarısıdır. Sadece ceza indiriminde, suç işleyip işlememede farklılık vardır. Bu durumun toplum vicdanında ileride tedavisi imkânsız sıkıntılar doğuracağı açıktır.Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı sadece PKK, KADEK örgüt militanlarını affeden bir yasa tasarısı değil, bunun içerisinde, Hizbullahın, insan kanını donduran, insanları domuz bağıyla bağlayıp evlerin tabanına gömen militanlarını da af kapsamına almıştır. Sivas’ta aydınları yakanlar bu yasayla serbest kalacaklardır ve serbest kaldıktan sonra, umuyorum, yeni yakacak oteller aramayacaklardır; umuyorum, bundan sonra Türkiyemiz, hepimize karabasan gibi gelen, evlerin bodrumlarından domuz bağlı cesetler çıkmayacaktır. Bu yasa tasarısı bunları da kapsama alıyor değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, muhtemeldir ki, benim konuşmamdan sonra Sayın Bakan çıkarak bunun bir devlet ihtiyacı olduğunu ve devletin şefkat elinin uzanması gerektiğini, toplumsal barışın sağlanması gerektiğini söyleyecektir; ama, bu katliam sanıklarının affının toplumsal barışa katkısı nedir bunu anlamak ihtiyacındayız; insanlık suçunun affedilmesinin toplumsal barışa katkısı nedir bunu anlamak ihtiyacındayız.

Değerli arkadaşlarım, Sayın İçişleri Bakanımız Adalet Komisyonunda yaptığı konuşmasında “bu yasa şimdiye kadar çıkarılmış en geniş yasadır, herkes istifade ediyor bu yasadan” dedi, doğru söylüyor. İstifade edemeyecekler 3 üncü maddede belirtilmiş: “Örgütün tamamı üzerinde etkili olacak şekilde sevk ve idare eden başkanlık konseyi, merkez komite, şûra, genel başkan, lider, emir, vesaire.” Bunlar Türkiye çapında yönetici, yani birkaç kişi istifade edemiyor.

2. Hüküm kesinleşmeden önce hâkim huzurunda beyanını reddeden veyahut “ben bu kanundan yararlanmayacağım” diyenler affedilmiyor.

3. Önceki pişmanlık yasalarından yararlananlar affedilmiyor. Yani, bu yasada, kamuoyuna yansıtıldığı gibi, suç işlemeyenler, zavallılar, işte istemeden teröre bulaşmışlar, çok pişman olacaklar... Yok böyle bir şey! Faal nedamet göstermek bile gerekli değil bu yasadan istifade etmek için. Sadece yararlanma isteğini belirtip “ben örgütten çekildim” demek –kanun tasarısının gerekçesinde de açıkça var- yararlanma kapsamındadır değerli arkadaşlarım. Bu yasa, bu nedenle de, üzeri örtülü bir af yasası niteliğindedir.

Suç tanımı da çok geniş tutulmuştur değerli arkadaşlarım. Örgüt, cemiyet, çete, silahlı çete ve gizli ittifak. Bu durum, işte, ustaca düzenlenerek, artık, aydınlarımızı, ülkemizin gözde aydınlarını yakan Sıvas katliamı sanıklarını da, Hizbullah sanıklarını da, PKK’lılarla birlikte af kapsamına almışlardır. Burada eşit davranılan bir şey olmuştur; cumhuriyet düşmanı ne varsa, hepsi bu kapsam içerisine alınmıştır. Onun için, Türk Ceza Kanununun 146, 168, 169, 170, 171, 179, 188, 254, 256, 264, 313, 314 ve sair maddeleri ve Terörle Mücadele Kanununun bilumum maddeleri yasanın kapsamı içerisindedir. Bunu, değerli hukukçu arkadaşlarım –aranızda da vardır- tefrik edebilirler, anlamını da bilirler.

Değerli arkadaşlarım, bu şekilde toplumsal barışı sağlama imkânı yoktur. Tam tersine, böyle bir düzenleme toplumsal barışı sağlamaz, toplumsal barışın temeline dinamit koyar. Kim, insanlık suçunu, insanları canlı canlı yakabilen canileri affederek toplumsal barışı sağlayabilir; bunun bir örneği var mıdır dünyada, böyle bir suçun affının bir örneği var mıdır?! Nazi katilleri, aradan yıllar geçmesine rağmen affedilmemiştir. Bu kadar kolay mıdır bu ülkede; insanları otelde yakacaksınız ve üç beş sene sonra elinizi kolunuzu sallayarak çıkacaksınız; bunun adı toplumsal barış olacak.

Kim söyleyebilir; bebeğe kadar katleden bir örgütün militanlarını affedeceksiniz ve bu afla toplumsal barışı sağladığınızı söyleyeceksiniz. Oysa, terörün temelinde yatan sosyal, ekonomik nedenleri biliyoruz; yasanın, bu sosyal ve ekonomik nedenler yönünden, hiçbir planı yoktur, hiçbir getirisi yoktur.

Değerli arkadaşlarım, konjonktürel olarak da böyle bir yasanın çıkışı yanlış bir zamandadır. Böyle bir şeye ihtiyaç yoktur. Nispî bir rahatlama dönemi yaşanmaktadır. Bu 7 adet pişmanlık yasasının en sonuncusu, 29.8.2000’e kadar yürürlükte kalmıştır. Burada teslim olmak isteyenler varsa, iki sene önce de teslim olabilirdi. Amaç, sipariş gerçekleştirmek olmuştur. Bu yasal düzenlemeyle karşı karşıyayız değerli arkadaşlarım. Bu , önemli bir konudur. Bu yasayla, kesinleşmiş hükümler bozulmaktadır. Kesinleşmiş hükmün bozulması, ancak af yasasıyla mümkündür. Bu yasa için nitelikli çoğunluğa ihtiyaç vardır. Bunu da Anayasanın 87 nci maddesi emretmektedir. Düzenlemeyle ilgili bu konuyu bilgilerinize ve dikkatlerinize sunuyorum.

Çözüm üretmeyen ve rehabilite edici hiçbir özelliği olmayan,. toplumsal barışa hizmet etmeyen, insanlık suçlarını da kapsayan bu yasanın tümüne karşıyız, tümüne “hayır” oyu kullanacağımızı bildiriyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Eraslan.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın İdris Naim Şahin.

Buyurun Sayın Şahin.(AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İDRİS NAİM ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; görüşülmekte olan Topluma Kazandırma Yasa Tasarısı üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partimizin görüşlerini açıklamak ve bu yasa tasarısının gerekçelerini, içerdiği ana düzenlemeleri ve hedefleri sizlerle paylaşmak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; devlet, toplum ve fert unsurlarının birbirleriyle olan sürekli ve vazgeçilmez ilişkileri vardır. Devlet, toplumun huzurunu, sükûnunu ve bulunduğu zaman diliminin ölçüleri içerisinde gelişmesini, kalkınmasını, refahını sağlamak gibi süreklilik arz eden vazgeçilmez hedefleri yüklenmiş bir toplumsal örgüttür. İçinde yaşadığımız son yıllarda, özellikle son 20 yılda ülkemizin gerçekten yaşadığı büyük sıkıntılar olmuştur. Bu sıkıntılar, bazen ekonomik, bazen toplumsal, bazen siyasal içerikli olmanın yanında, zaman zaman da sürekli bir şekilde terör eylemleri şeklinde kendisini göstermiştir. Türk toplumu ve Türk devleti, sürekli sorunlarla yaşamış ve bu sorunların üstesinden gelmek için, millî birliği ve dayanışması içerisinde devamlı bir arayış, devamlı bir mücadele içerisinde olmuş ve bugünlere gelmeyi, 21 inci Yüzyılın içinde bulunduğumuz bu döneminde dünyada adından söz edilen, kendini kabul ettirmiş bir ülke olmayı başarmıştır. Türkiye ve Türk Milleti, şüphesiz, yaşadığı sıkıntıların faturasını çoğu zaman ağır ödemiştir; ama, bütün bu ağırlıklara rağmen, Türk devleti, binlerce yıl geriden miras getirdiği devlet yönetim anlayışı ve toplumsal değerleri itibariyle, bütün bu ağırlıkların üstesinden kalkabilmeyi başarmıştır ve başaracaktır. Bugün, bu saatte, Yüce Meclisin gündeminde bulunan Topluma Kazandırma Yasa Tasarısı, önemli bir sorunun çözümüne yönelik tedbirlerden bir tanesini oluşturmaktadır.

Değerli arkadaşlar, sorunlar, insan için ve toplum için sürekli vardır ve olacaktır. Sorunların varlığı, çoğu zaman, aynı zamanda çözüm üretmek için birer fırsat zemini oluşturmaktadır. Esas itibariyle, hayat, sorunlardan ibarettir. İnsana düşen, örgütlere düşen, hükümetlere düşen, yönetimlere düşen, siyasetçiye düşen de sorunlar karşısında çözüm üretmektir. Esas itibariyle, siyaset yapma ve hükümet etme sanatı, bir bakıma çözüm üretme sanatından ibarettir. Bu çerçevede, hükümetimiz, hazırlayıp Yüce Meclisin takdirine sunduğu pek çok yasa tasarısı gibi, sosyal ve hukukî yanı ağır basan, toplumsal barışı daha da kuvvetlendirmeye, millî birliğin ve bütünlüğün sarsılmazlığını sağlamaya yönelik bir yasa tasarısı olarak Topluma Kazandırma Yasa Tasarısını hazırlamış, uzun çalışmalar sonucu hazırlanan bu yasa tasarısını da Yüce Meclisin önüne getirmiştir. Partimiz Adalet ve Kalkınma Partisinin bu soruna bakışı, parti programında, çok açık bir şekilde yerini almıştır. Terör sorunu Türkiye’nin bir gerçeğidir. Adalet ve Kalkınma Partisi, bu sorunun toplum hayatımızda neden olduğu olumsuzlukların bilinciyle, bölge halkının mutluluğunu, refahını, hak ve özgürlüklerini gözeten, Türkiye’nin bütünlüğü ve üniter devlet yapısıyla birlikte, bölgeyi tehdit eden terörün önlenmesinde, zaaf yaratmayacak bir şekilde, kalıcı, tüm toplumun duyarlılıklarına saygılı, etkili ve sorunları kökünden çözmeye yönelik bir politika izlemeyi milletimize vaat etmiştir. Hazırlanan Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı da, bu çerçevede atılan adımlardan sadece bir tanesidir. Esas itibariyle, terör sorunu, sadece sonuçları itibariyle bakıldığında yalın bir sorun gibi gözükürse de, nedenlerine inildiğinde, pek çok sebebi içeren, pek çok altı olan, arka planı olan bir problemler yumağından ibaret şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunun sosyal nedenleri vardır, ekonomik nedenleri vardır, hukukî nedenleri vardır, kültürel nedenleri vardır, iç ve dış siyasal nedenleri vardır; daha pek çok sebep saymak mümkün. Şüphesiz, çözümlerin de bunlara yönelik olması, nedenlerin iyi tespiti ve çözümlerin de ona göre geliştirilmesi, oluşturulması gereklidir. Bugün, çözümlerden sadece bir tanesini konuşmak ve bir tanesini değerlendirmek durumundayız. Hükümetimiz ve dolayısıyla partimiz, teröre neden teşkil eden her tür ekonomik, sosyal ve siyasal sebepleri ortadan kaldırmaya yönelik bir dizi çalışmalarını, planlı, programlı ve ısrarlı bir şekilde sürdürmenin yanında, bir hukukî çözüm olarak, hukukî boyut olarak topluma kazandırma yasa tasarısını da ortaya koymuş ve huzurlarınıza getirmiştir.

Değerli arkadaşlar, bir problemler yumağı görünümünde olan terör belasının içerisine düşen yüzlerce, binlerce, onbinlerce yurttaşımız olmuştur ve vardır. Bunların hepsinin, bir öz iradeyle, özgür iradeyle bu olayların içerisine girdiğini, düştüğünü, sanırım, bu çatı altında iddia edecek hiçbir sayın milletvekili yoktur. Ortada bir karmaşa, bir kargaşa söz konusudur. Bölgenin kendine has coğrafyası, bölgenin kendine has sosyal yapısı, bölgenin kendine has ekonomik yetersizlikleri ve bölgenin eğitim eksikliklerinin bir bütün olarak doğurduğu terör olayının, şüphesiz, bilinçli elebaşıları vardır ve onlar da takip edilmekte, mücadele edilmekte, yakalanmakta, yargılanmakta ve cezalandırılmaktadır; ancak, bu arada, hiçbir şekilde özgür iradesi olmadan bu olayların içerisine karışan, katılan, bir gece vakti ansızın gelen, gecenin karanlığında ansızın evini basan insanların zoraki yardımına katılmak durumunda kalan terör bölgesindeki insanların -ki, bunların sayısı oldukça fazladır- günahsızlığı, suçsuzluğu ve çaresizliği, şüphesiz, hepimizin ortak ittifak ettiği, sıkıntılı ve sorun olarak karşımızda duran bir husustur.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) – Öldürülen şehitler mi suçlu?!

İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, önümüze getirilen yasa tasarısı, toplumsal barışı güçlendirmeye yönelik bir yasa tasarısıdır.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) – Sıvas’ta yananlar mı suçlu?!

İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Bu tasarının bir af yasası olarak takdimi, biraz önce söz alan Cumhuriyet Halk Partili arkadaşımız tarafından yapıldı.

Değerli arkadaşlar, hepimiz okuma yazma biliyoruz. İnanıyorum ki, bunu af yasası olarak takdim eden arkadaşım da mutlaka biliyor; ama, politika yapmak uğruna, gerçekleri saptırmayı da göze almak uğruna, ne yazık ki, af içermeyen, sadece olağanüstü şartlarda, anormal şartlarda gerçekleşen bir olaya karışan normal, masum insanları rehabilite etmek uğruna, belki de toplum düzeni uğruna, onların sıkıntılarını, hak etmedikleri haksızlıkları düzeltme uğruna gerçekleştirilen bu yasa tasarısı, bir af yasası değildir.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) – Aynen af yasasıdır.

İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Okuduğumuzda, baktığımızda, bunun bir af yasası olmadığı, çok açık seçik görülmektedir. Bu tasarı, terör örgütünün içerisine karışmış; fakat, hiçbir şekilde eyleme karışmamış, eylem yapmamış kişileri, bu bir af değildir, kısmî ceza indirimdir ve bu kısmî ceza indiriminin yapılabilmesi için de, suç işleyen terör örgütü mensuplarının, devlete, devletin organlarına, mahkemelere yönelik açık, net, samimî bilgiler vermesi gerekmektedir. Bu bilgiler, bir terör örgütü meydana çıkarıcı bilgiler olmalıdır; bu bilgiler, bir terör örgütünün, dağılmasını, yok edilmesini sağlayıcı bilgiler olmalıdır. Bu bilgilerde, bu bilgiyi veren terör örgütü mensubunun, özel çabası, özel gayreti, samimî gayretiyle, terör örgütünün yapmayı planlayıp yapamayacağı veya yapmasının önleneceği bir olay söz konusu olmalıdır.

Netice itibariyle, burada, devletin, bir örgütü, tamamen çökertmek uğruna, içten yıkmak uğruna geliştirdiği bir hukukî çözüm, hukukî metot söz konusudur.

Terörde, terörist ve terör grubu ile devlet ve toplum karşı karşıyadır. Teröristin kanunu yoktur -vardır; ama, kendi kanunudur- uluslararası ve ulusal meşruiyeti olmayan kanunlarla, kendi kanunlarıyla çalışır. Onlar için, gecenin ayrı bir önemi vardır. Devlet, gece, vatandaşın hürriyetini ve can güvenliğini sağlamakla yükümlüdür; terör örgütü de, geceyi, karanlıktan istifade ederek, vatandaşın, canına, malına kast edebilmek veya kendi propagandasını yapabilmek yönünde kullanmaktadır. İstikametler zıttır, birbiriyle çatışır; devlet legal çalışır, terör örgütü illegal çalışır. Legal çalışan ile illegal çalışanın, takdir edilir ki, şartları ve pozisyonları eşit değildir.

O halde, devletin, terörle mücadele ederken başvurmak zorunda olduğu pek çok tedbir vardır; bu tedbirlerden birisi de, bu tür bir tedbirdir. Bu tedbirler ilk defa başvurulan bir tedbirler manzumesi de değildir. Türkiye’de de ilk değildir, dünyada da ilk değildir. 1985 yılında başlayan bu uygulama, günümüze değin, benden önce söz alan arkadaşımızın ifade ettiği gibi, 7 kez başvurulan bir tedbirdir; ama, bu kez, daha dengeli, daha adil, daha aklî ve daha mantıkî bir yaklaşımla bu tedbirler geliştirilmiş, yasalaştırılmıştır.

Dolayısıyla, bu düzenlemenin getirdiği sonuçlar kesinlikle bir af değildir. Ben, özellikle, bu hususu, siz değerli milletvekili arkadaşlarımın bilgilerine sunmak istiyorum. Af diyerek, hem milletimizin hem de değerli milletvekillerimizin bilgileri karıştırılmaya ve amacından saptırılmaya çalışılmaktadır.

Burada, terör örgütü mensuplarının isteyerek teslim olmaları, mukavemet göstererek teslim olmaları, hüküm giymiş olmaları, hüküm giymemiş olmaları hallerine münhasır olmak üzere, devlete ve topluma karşı gösterdikleri yakınlık, duydukları pişmanlık, yapacakları yardımla orantılı olarak, devletin ve kanunun kısmî bir ceza indirimi söz konusudur. Bu indirimin karşılığında, şayet, bu terör örgütü mensubu veya mensupları, tekrar aynı suçu işlemeleri halinde, kanunun çok acı ve çok ağır tedbiriyle, müeyyidesiyle karşı karşıyadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun; sözlerinizi tamamlar mısınız.

İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – O da, kanunu okuduğumuzda göreceğiz, göreceksiniz ki, cezası yüzde 50 fazlasıyla artırılarak kendisine tatbik olunacaktır.

SALİH GÜN (Kocaeli) – Özür dileyelim... Eksik; bir de madde koyalım, özür dileyelim.

İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) - Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, hazırlanmış bulunan yasa tasarısı bir af değil; sadece, toplumsal uzlaşmayı, toplumsal barışı, bölgede uygulanan diğer tedbirler paralelinde, diğer çalışmalar paralelinde hukukî açıdan desteklemeye yönelik bir yasa tasarısıdır. Bunun anlaşılmasında doğrusu çok zorlanılmaması gerekirse de, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın tamamı değilse de bir kısmının bu noktada farklı düşündüklerine tanık olmakta ve dinlemekteyiz; bu da normaldir. Şayet, kendileri iktidar olsaydı, belki, bunun çok daha değişik bir düzenlemesini getirebilirlerdi; tabiî, onların işi; ama, muhalefet olmanın gereği olarak bazı düzenlemeleri, kanunda yazılı hususları olduğu gibi anlamak, okumak yerine, farklı takdim etme uygulaması, kendini, bu yasayı değerlendirirken de göstermektedir. Aslolan, hiçbir yerde, hiçbir şekilde terörün ve terör örgütünün olmamasıdır, olamamasıdır. Bugün itibariyle de, örgüt, artık, çökmek, çökertilmek durumundadır. Yeniden yeşermemesi için, yeniden güç bulmaması için, içerisindeki insanların, içerisindeki elemanların kazanılması, onların topluma döndürülmesi bir akılcı yoldur.

Esas itibariyle, Türkiye’deki terör sadece Türkiye sınırlarını ilgilendirmemektedir. Bir zamanlar Türkiye’deki terörü destekleyen, ama, bugün için bundan pişman olan bölge ülkelerinin de ortak sorunudur, Ortadoğu’nun ortak sorunudur. Suriye-Irak-İran-Türkiye bölgesinde, Ortadoğu bölgesinde, terör, bir genel sorundur ve bölge ülkelerinin bugün için akılcı olarak birlikte teröre yaklaşımları, hep beraber terörü bitirmeye, terörün kökünü kazımaya yönelik ortak adımlar yönünde ve yolundadır. Bu yasa tasarısının, bu şekliyle, aynı zamanda komşu ülkelerle olan bir eylem beraberliği yanı da söz konusudur.

BAŞKAN – Sayın Şahin, sözlerinizi toparlar mısınız.

İDRİS NAİM ŞAHİN (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Türk Devleti ve hükümetimiz, terör konusundaki çalışmalarını bundan sonra da kararlılıkla sürdürecektir. Esas itibariyle, her türlü hukukdışı, kanundışı uygulamalar konusunda hükümetimizin ve devletimizin gayreti ve çalışması kesintisiz bir şekilde devam etmektedir ve etmelidir de. Bu manada, bakıldığında, aslolan, ortaya çıkan örgütleri ve suçlularını takip etmek değildir; aslolan, suçun ve suçlunun baştan bertaraf edilmesi, önleyici tedbirlerin çok daha etkin noktalara, her yönüyle, personel yönüyle, eğitim yönüyle ve malzeme yönüyle götürülmesidir; hükümetimizin de bu yönde ciddî adımlar atmakta olduğunu ve atacağını ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, hükümetimizin değişik alanlarda, altyapıda, enerjide, sağlıkta, sporda, eğitimde, kültürde, iç ve dış siyasî konularda gerçekleştirdiği başarılı çalışmaları ve adımları yanında, hukukî açıdan toplumsal barış uğruna attığı bu adımla da, inanıyorum ki, inanıyoruz ki, ülkemizde, devlet ve millet ilişkilerinde, devlet-millet kaynaşmasında çok daha iyi bir noktaya gelinecektir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu olarak, şüphesiz bu tasarıya yönelik görüşümüz olumludur, oyumuz müspettir

Tekrar, terör konularını konuşmayan bir Türkiye ve kalkınan bir Türkiye, huzur ve barışı gittikçe kuvvetlenen, dünyaya örnek bir Türkiye idealiyle, hepinizi, şahsım ve grubum adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şahin.

Şahsı adına, Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart; buyurun.

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurul gündemine getirilen tasarının tümü üzerinde kişisel görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, getirilen tasarıyla ilgili değerlendirmeyi yapmadan evvel, konuyla ilgili bazı tespitlerin yapılmasında ve bazı soruların açıklık kazanmasında zorunluluk vardır. Buna göre, getirilen tasarı örtülü bir af yasası mıdır, yoksa bir indirim yasası mıdır? Getirilen tasarı hangi örgütleri kapsamaktadır? Bunun adını doğru koymamız gerekiyor. Her ne yapmak istiyorsak, bunu tutarlı bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Af getirilmek isteniliyorsa, bu af neden adi suçları da kapsayan ve genel affın özelliklerini taşıyan bir af niteliğinde değildir? Bunun sebeplerinin somut olarak açıklanması gerekmektedir. Yoksa, yasanın 1 inci maddesinde ifade edildiği gibi, bu tasarının amacı, sadece siyasî ve ideolojik amaçla kurulmuş olan terör örgütleri mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, toplumsal huzur ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesinden mi ibarettir? Bu amaca nasıl ulaşılacaktır? Yoksa, bu yasa, 4616 sayılı ve 1999 yılında çıkarılan ve yine kamuoyunda Erteleme Yasası olarak bilinen yasayı, siyasî ve ideolojik nitelikteki suçlarla tamamlayan bir yasa mıdır?

BAŞKAN – Sayın Kart, bir saniye...

Sayın milletvekilleri, Genel Kurul salonumuzda büyük bir uğultu var; sayın milletvekillerinin kendi aralarındaki sohbetlerini kesmelerini rica ediyorum. Buyurun Sayın Kart.

ATİLLA KART (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bütün bu hususların irdelenmesi gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, bir diğer önemli konu, bu tasarının, aynı zamanda, şehit annelerinin acısını da dindirmeye yönelik bir yönünün bulunduğu iddiasıdır. Bu iddia da, tasarının gerekçelerinden birisi olarak sunulmaya çalışılmıştır. Bu kadar farklı ve birbiriyle bağdaşmayan, birbiriyle esastan çelişen değerlendirmelere hayret etmemek ve şaşmamak elde değil ve annelerin ıstıraplarını, böylesine tutarsız ve aykırı düzenlemelerin arasında sıkıştırmak, ifade etmek ve geçiştirmek; bunlar, kabul edilebilir, ciddî, sorumlu ve tutarlı yaklaşımlar olamaz.

Değerli arkadaşlarım, tasarıya bakıyoruz; tasarının 4/a maddesinde, terör örgütü mensubu olup da kendiliğinden veya vasıtalı olarak teslim olanlara ve örgüt tarafından işlenen suçlara iştirak etmeyenlere ceza verilmeyeceği ve hatta tutuklanmayacakları düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenleme, örtülü bir af olmaktan öte, açık bir aftır değerli arkadaşlarım.

Tasarının 4/c maddesinde ise, hükmün kesinleşmesinden önce ve sonraki aşamaya göre ceza indirimi yapılması kabul edilmektedir. Son fıkra, son cümlesinde ise, Türk Ceza Kanununun 169 uncu maddesinde düzenlemesi yapılan suçlar yönünden ceza verilmeyeceği düzenlemesi getirilmiştir. Bu madde de, af niteliğinde olan bir düzenlemedir. Bu sebeple, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsünün konuşmasının diğer bölümlerinin değerlendirilmesi bir tarafa, bu yöne ilişkin değerlendirmesinin hiçbir hukukî dayanağının olmadığını ve tutarlı bir değerlendirme olmadığını vurgulamak, ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, yine, bir taraftan terör örgütü mensuplarına indirim ve af getiren bir yapı, diğer taraftan ise adî suçlara temas etmeyen bir yapı. Böylesine kompleks bir yapısı olan ve özünde temel çelişkiler içeren bir yasa tasarısı var karşımızda.

Bütün bu tespitlerin yanında değerli arkadaşlarım, elbette, genel affın, hukukî ve sosyal şartları oluşmuş mudur; bunu da değerlendirmek gerekiyor. Bilindiği gibi, genel af, sosyal fayda düşüncesiyle, bütün veya belirli bazı suçları ve hükmedilmiş cezaları, bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıran bir yasama faaliyetidir. Tasarıyla ilgili genel gerekçede de belirtildiği üzere, 1985 yılında başlayan ve 2000 yılına kadar aralıklarla devam eden 7 adet yasa, indirim veya pişmanlık veyahut benzer isimlerle çıkarılmış, onsekiz yılı bulan süreç içinde bu yasalardan yararlanmak isteyenlerin sayısı 1 000’in altında kalmıştır.

Sayın milletvekilleri, siyasî iktidarın öncelikle buna göre tercihini açık bir şekilde yapması gerekmektedir. Siyasî iktidar, genel af mı çıkarmak; yoksa, indirim mi yapmak konularında tercihini yapmalı, kararını vermeli, konuyu buna göre olgunlaştırmalı ve bundan sonra gündeme getirmelidir. Bütün bu temel ilkeleri gözardı eden, büyük ölçüde dış etken ve talepleri esas alan yaklaşımlarla olaya çözüm getirilmesi mümkün değildir.

Bütün bunların yanında, kamu vicdanında ve hafızalarda varlığını kaybetmeyen, 1990’lı yıllardan sonra vuku bulan Sıvas olayı ve Hizbullah örgütlenmesinin affına yönelik düzenlemeler getirilmek istenilmesini de, hukuka uygun ve adil bir yaklaşım olarak değerlendiremeyiz, değerlendirmemiz mümkün değildir. Kamu vicdanını sızlatan bu eylemler yönünden, af veya indirim sebeplerinin oluştuğu kabul edilemez.

Bir diğer önemli konu değerli arkadaşlarım, terör mağduru binlerce, onbinlerce ailenin hakları nasıl korunacak ve mağduriyetleri nasıl giderilecektir? Toplumsal barış ve sosyal huzura ilişkin değerlendirme yapılırken, bu faktör, mutlaka ve öncelikle nazara alınmalıdır. Yerlerinden, yurtlarından göçe zorlanan ve ağırlıklı olarak, Diyarbakır, Adana ve Mersin’e göç eden binlerce insanın evlerine ve köylerine dönüşü yolunda hangi çalışma yapılmıştır; üzerinde önemle durulması gereken acil konu budur. Bu insanların sosyal ve ekonomik sorunlarına çözüm getirmek konusunda hangi çalışmalar yapılmıştır; bu konuları mutlaka irdelememiz gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, kıvanç vericidir, hukukumuzda artık, bu konunda, yeni ve hakkaniyete uygun olan bir yaklaşım benimsenmeye başlanmıştır. Ceza muhakemeleri usulüyle ilgili çalışmalarda, artık, suçun mağduru ile şikâyetçinin hakları, daha dengeli bir şekilde, sanığın haklarıyla daha dengeli bir düzeye getirilmiştir. Gerek hazırlık aşamasında ve gerek yargılama aşamasında daha geniş haklar tanınmaya başlanmıştır. İlginçtir, Türk hukukundaki bu olumlu gelişmelere karşılık, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, mağdurun, sanık gibi bir korumaya sahip olmadığı görülmektedir. Gerçekten, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılamayı düzenleyen 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, ceza davaları bakımından, sadece, kendisine karşı ceza takibatı yapılan kişiyi korumayı esas almıştır. Bu yüzden, kovuşturmaya yer olmadığı kararı karşısında suçun mağduru, ilgili maddenin ihlal edildiğini ileri sürememektedir. Buradan gelmek istediğim nokta şu değerli arkadaşlarım: Avrupa Birliği bağlamındaki mevzuatın, mutlaka, doğru ve hakkaniyete uygun olduğu yolundaki önyargı, kompleks ve değerlendirmelerden de artık kurtulmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, yukarıda açıkladığım sebeplerle, hukuk tekniği itibariyle, hukuken malul olan bir tasarıdır. Bu tasarı, geri çekilmesi gereken bir tasarıdır.

Değerli arkadaşlarım, açıkladığım bu ihtirazî kayıtlar ve ciddî hukukî aykırılıklar karşısında, getirilen tasarıyı olumlu görmediğimi ve yetersiz olduğunu ifade ederek, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kart.

Sayın milletvekilleri, özellikle Bakanlar Kurulu sıralarından çok büyük ses gelmektedir. Sayın milletvekillerimizin, o konuda, sayın bakanlarla sohbete girmemelerini, sayın bakanlarımızın da, tabiî, sayın milletvekilleriyle... Gecenin bir saatine geldik; sükunetle, şu çalışmalarımızı sürdürelim.

Şahsı adına, ikinci söz, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan’ın.

Buyurun Sayın Eraslan. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN ERASLAN (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hassas bir konuyu görüşüyoruz. Hassas bir konu olduğu için, içimde coşan, içimde patlamak üzere olan volkanı bastırdım, az söyledim, sorumluluk sahibi birisi olarak, milletvekili olarak. Ama, bu kardeşiniz, şu kürsüde, yalan bir laf etmedi; beşerim, şaşırmalar müstesna; Allah şaşırtmasın; ama, siyahı da beyaz diye söylemek, çok abesle iştigaldir.

Değerli arkadaşlar, hukukçular için af nedir; hukukçular için af –çok sayıda hukukçu arkadaşımız var- mahkemece verilmiş, kesinleşmiş bir hükmün, yasama organı tarafından ortadan kaldırılması ya da o cezanın bir bölümünün ortadan kaldırılmasıdır. Adına ne dersek diyelim, hukuk tekniğinde, bunun adı aftır. Şimdiye kadar, Türkiye Cumhuriyetinde çıkan aflar da, mahkûmiyetleri tümden ortadan kaldırmamıştır. 1965’teki meşhur af, cezalardan sadece beş yıl indirmiştir. Böyle, kısmî aflar, çok sayıdadır hukukumuzda.

Bakın, Sayın Şahin’in “af değildir” iddiasına, ben, bu yasa melez bir yasadır dedim. Neden melez dediğimi de anlatıvereyim. Yani, isim takma meraklısı olduğumdan değil, içinde af da var, içinde pişmanlık da var. Tasarının 4 üncü maddesinin c) fıkrasının ikinci bendini okuyorum: “Hüküm kesinleştikten sonra...” Arkadaşlar, kesinleşmiş bir yargı hükmü var; ama, adam “ben örgütle ilişkimi kestim” dediği zaman, hükmü bozuyoruz. Ne yapıyoruz; cezasını üçte birine indiriyoruz. Terör suçlarında verilen cezalar genellikle otuz yıldır; üçte birine indirdiğinizde, on yıla düşüyor. Arkadaşlar, hukuk tekniği olarak, bu af değildir de, nedir?! Ben hukukçuyum, mesleğim de bu. Birisi bana bunu anlatsın, hukukçu birisi anlatsın, bunun adı af değil, başka bir şeydir diye. İster indirim deyin ister bindirim deyin, ne derseniz deyin, kesinleşmiş bir ilamı yasama organı eliyle bozduğunuzda, ondan bir tenzilat sağladığınızda, onun hukukî adı aftır, 87 nci maddeye göre nitelikli çoğunluğu gerektirir. Bundan kaçış yok; bu, bir değerli arkadaşlarım. İki, buradaki konuşmamda, çok net olarak söyledim. Evet, birtakım insanlar, iradesi dışında teröre bulaştırılmışlardır. Bu, ülkemizin gerçeğidir. Bunu, acıyla hissediyorum, biliyorum ve bu duygular içerisinde -bu hassasiyeti bu kardeşiniz göstererek- gayet yumuşak bir üslupla Genel Kurula hitapta bulundum. Bunlar ayrı bir şey; ama, suç işleyenler de bunun kapsamında arkadaşlar. Az önce, yasa tasarısının maddesinden “hüküm kesinleştikten sonra” ibaresini okudum. Elimde, İçişleri Komisyonunun raporu var; okuyorum: Bu yasanın kapsamı daha önce çıkarılan yasalardan çok daha geniştir. Yasanın kapsamına girmeyen örgüt mensupları:

1.- En üst düzey yöneticiler,

2.- İfadelerini reddeden ve yasadan yararlanmak istemediğini beyan edenler,

3.- Daha önce benzeri yasadan yararlanan örgüt mensuplarıdır.

Arkadaşlar, ben de farklı bir şey söylemedim, sadece Türkiye çapında idare edenler yararlanmıyor, sadece ifadelerini reddedenler yararlanmıyor ve daha önce yararlananlar yararlanmıyor. Onun dışında, suça karışmamış diye bir şey bunun tam tersine.

Değerli arkadaşlarım, Sayın İçişleri Bakanımızın Adalet Komisyonunda yaptığı konuşmasını tutanaktan okuyorum: “Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu noktadan itibaren yasanın içeriğine girerek sizlerle yasanın detaylarıyla ilgili bazı noktaları da paylaşmak istiyorum. Yasa tasarısının 1 inci maddesi siyasî ve ideolojik amaçla suç işlemek için kurulmuş terör örgütü mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, toplumsal huzur ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesi yasanın amacı olarak belirlenmiştir. Bu amacın gerçekleştirilmesi için geçmiş kanunlardan bir noktada daha farklılığa gidilerek kapsam daha geniş tutulmuştur. Bu yasanın diğerlerinden birinci farkı isim, ikinci farkı kapsamının geniş tutulmuş olmasıdır. Önceki yasalarda yaralama ve öldürme eylemlerine karışan terör örgütü mensupları ile örgütte amirlik ve kumandayı haiz olanları kapsam dışında tutmuş olmasına rağmen, bu kez çok sınırlı bir grup dışında herkesin yararlanabileceği bir tasarı hazırlanmıştır. Böylece, devletin şefkat çağrısının ulaşmadığı çok az birey olması hedeflenmiş, yasadan yararlanamayacaklar birer birer sayılmıştır. Bu da biraz evvel belirttiğim gibi çok küçük üç grup halindedir.”

Değerli arkadaşlarım, kendimden hiçbir şey ilave etmiyorum. Burada, görmediğim hiçbir şeyi söylemedim; bunun, vicdan borcu var, hesabı var. Milletin karşısındayız, milletin kürsüsünü kullanıyoruz. Milletvekili arkadaşlarımı yanıltmak gibi, Genel Kurulu yanıltmak gibi bir tavrım asla olmadı. Ben, Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli sözcüsünün itham ettiği şekilde, Genel Kurul iradesini fesada uğratmayı aklımdan bile geçirmedim. Bu, bir aftır arkadaşlar; içinde af vardır, bunu bilin; bunun içinde pişmanlık vardır, bunu bilin. Onun için, ben, melez bir tasarıdır, kırma bir tasarıdır dedim: Bu, var; her ikisi de var; onun için, nitelikli çoğunluğa ihtiyaç vardır.

Değerli arkadaşlarım, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Eraslan.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
 


(31 TEMMUZ 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.