Basın Yasa Tasarısı Genel Gerekçesi ve Madde Gerekçeleri şöyle:
(24 Mart 2004)
GENEL GEREKÇE
Günümüzde teknoloji alanında yaşanan gelişmeler haberleşmeyi, bilgiye
ulaşmayı, düşünce açıklamayı ve yayma olanaklarını alışılmış sınırların
ve kalıpların ötesine taşımıştır.
Artık evrensel bir nitelik kazanmış olan iletişim alanı, düşünceyi açıklama
ve yayma özgürlüğü ile onun temel araçlarından biri olan basın özgürlüğü
kavramlarını yeniden ele almayı, bütün uygar ülkelerin benimsediği ilke
ve kuralların içselleştirilip yürürlüğe konulmasını, gerekli ve zorunlu
kılmaktadır.
Evrensel demokrasi anlayışının ortaya çıkardığı bir önemli kavram da
bilgi edinme hakkı, doğru bilgiye ulaşma ya da başka bir deyişle gerçeği
öğrenme hakkıdır. Bu yeni bakış açısı karşısında düşünceyi açıklama özgürlüğü
ve basın özgürlüğü, onu kullananlar açısından bir özgürlük olduğu kadar,
gerçekleri öğrenmek özgürlüğüne sahip birey ve kitleler açısından da temel
bir hak niteliğindedir.
Çoğulcu, özgürlükçü, hoşgörülü, demokratik toplumlarda, düşünceyi açıklama
özgürlüğü, sadece genel kabul gören ve zararsız yahut önemsiz addedilen
düşünceler yönünden değil, aynı zamanda halkın bir kısmı tarafından benimsenmeyen
kural dışı, hatta endişe verici düşünceler için de geçerli olmalıdır.
Demokratik rejimlerde, kamuoyunun oluşması ve bilinçli bir şekilde işlemesi,
düşüncelerin ve haberlerin en yaygın ve hızlı bir şekilde dolaşımını gerekli
kılmaktadır.
Öte yandan yaratıcı, artistik ve bilimsel düşüncelere özgürce sahip
olunamaması ve bunların özgürce açıklanamaması, her toplumda var olan yaratıcı
zekanın ve onun insanlığın gelişimine olan katkısının aşağılanması anlamına
gelecektir. Bilimin değişik alanlarında bilgi sahibi olmaya yönelik eğitim
ihtiyacının karşılanması da düşünce özgürlüğünün bir gereğidir.
Düşüncelerin toplumda dolaşımı, kanın vücuttaki dolaşımına benzer bir
işlev yerine getirmekte ve sosyal hayata gerekli oksijeni sağlamaktadır.
Bu dolaşımın, en geniş, en hızlı ve en nüfuz edici şekilde gerçekleşmesini
sağlarken, başkalarının düşünce özgürlüğüne, iyi niyetine, şerefine, itibarına
veya toplumun temel değerlerine ve inançlarına zarar verebilen durumların
giderilmesi de zorunludur.
Burada benimsenmesi gereken ölçüt, resmi makamların düşüncelerin dolaşımına
olabilecek müdahalelerini mümkün olduğu kadar bertaraf etmek ve bu müdahalelere,
ancak özgürlüğün kötüye kullanılmasını engelleyecek kadar müsaade etmek
olmalıdır.
Toplumun dayandığı değerleri ve inançları korumak üzere müeyyide altına
alınan sınırlamalar, bu değerlere ve inançlara yönelik tartışmaları ve
eleştirilere ilişkin olmamalıdır.
Düşünceyi açıklama özgürlüğünün, toplum için olumlu ve yararlı bir işlevinin
olması, insan haklarına ve kişilerin onuruna saygılı bir hak kullanımını
ve kitle iletişim araçlarının çoğulculuğunu gerekli kılmaktadır.
Günümüz toplumlarının kalabalıklığı ve karmaşıklığı karşısında bireysel
düşünce açıklama özgürlüğü önemini yitirirken, kitle iletişim araçları
büyük bir güç ve etkinlik kazanmıştır. Bunların dar çıkar gruplarının tekeline
terk edilmesi halinde, kaynağını halk oyundan almayan yeni iktidar odaklarının
oluşması ve bu gücün, toplumsal eşitsizlik ve dengesizlikleri gidermek
yerine, derinleştirmek için kullanılması mümkün olabilmektedir. Böyle bir
kullanımın, toplumsal gerginlikleri artırdığı, kültürel çarpıklıklara,
şiddet eğilimine, toplumdan soyutlanma, yabancılaşma ve inandırıcılığı
kaybettirme gibi sorunlara yol açtığı da ortadadır.
Bu nedenle kitle iletişim araçlarının sahipliği ve mali kaynakları açısından,
düşünce açıklama özgürlüğüne getirilen sınırlamalar da günümüzde savunulmaktadır.
Toplum, kamuoyunun oluşmasına katkıda bulunan sözlerin veya yazıların arkasındaki
kişileri ve menfaatleri bilmelidir. Sosyo-ekonomik nitelik taşıyan medya
kuruluşlarında, editoryal bağımsızlığın sağlanması da bu sınırlamaları
gerektirmektedir.
Yalnızca bir haber ve mesaj değişimini değil; aynı zamanda bireysel
ve toplu olarak düşünce, olgu ve veri iletim ve değişim eylemlerinin tümünü
içine alan bir etkinliğe sahip iletişim alanının, en önemli araçlarından
birisi de basındır. Basının bu önemini gözeten Anayasa koyucular, basın
özgürlüğünü ayrı bir özgürlük türü olarak düzenleme yoluna gitmişler; Anayasanın
28 inci maddesine "Basın hürdür, sansür edilemez." hükmünü koyarak, bu
özgürlüğe daha sağlam ve somut bir dayanak sağlamışlardır.
Bu düzenleme, düşüncenin basın aracıyla açıklanması halinde ortaya çıkabilecek
ilişkiler, işlemler ve olanaklar yönünden siyasi iktidarlardan kaynaklanabilecek
sınırlamaları önlemek ve bireyin basın özgürlüğünden somut olarak yararlanmasını
sağlamak üzere yapılmıştır. Devleti de bu aracın özelliklerinden doğabilecek
teknik, ekonomik, mali veya yasal engellerin veya sınırların kaldırılması
konusunda yükümlü kılmıştır.
5680 sayılı Basın Kanunu, çok partili hayata geçişin doğurduğu ihtiyaçları
karşılamak, basında demokratikleşmeyi sağlamak ve özgür bir basın düzeni
oluşturmak amacıyla hazırlanmış ve belli bir süre de bu hedefe hizmet edebilmiştir.
Ancak anılan Kanun, daha sonra bu amaçlarla bağdaşmayan ve basın yoluyla
düşünce açıklama özgürlüğünü sınırlayan değişikliklere uğramış, bu değişiklikler
Kanunun sistematiğini de bozmuştur.
Belirtilen nedenlerle, günümüzün düşünce ve basın özgürlüğü kavramına
ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun yeni bir basın
kanunu hazırlamak gereği duyulmuş, Tasarı bu amaçla hazırlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde l. - Maddede Kanunun amacı ve kapsamına dahil faaliyetler
belirtilmektedir. Kanun sadece basılmış eserlerin basımı ve yayımı ile
ilgili faaliyetleri ve sorunları düzenlemektedir.
Madde 2. - Madde ile ortaya çıkabilecek tereddütleri bertaraf
etmek amacıyla Kanunda geçen bazı kavramların, Kanunun uygulanması açısından
tanımları yapılmıştır.
Öncelikle basılmış eserden ne anlaşılması gerektiği açıklanmaktadır.
Aslında basılmış eser tanımına uymayan haber ajansı yayınları da bu Kanunun
uygulanması açısından basılmış eser sayılmıştır. Basılmış eserlerin süreli
ve süresiz yayınları kapsadığı kuşkusuzdur. Bir eserin basılmış eser sayılabilmesi
ve bu Kanun hükümlerine tabi olabilmesi için maddede belirtilen vasıtalarla
basılmış veya çoğaltılmış olması yeterli değildir, ayrıca bu basma ve çoğaltmanın
yayımlamak amacıyla gerçekleştirilmiş olması da gerekir. Bu itibarla özel
olarak saklamak veya bulundurmak amacıyla bastırılan eserler bu Kanuna
tabi değildir.
Bu maddede ayrıca "yayım" faaliyeti tanımlanmış; bu tanım yapılırken,
mevcut düzenlemede olduğu gibi sayma usulüne gidilmemiş, bu usulün sakıncalarını
gidermek amacıyla yayım için basılmış eserin herhangi bir şekilde kamuya
sunulmuş olması yeterli görülmüştür. Ancak bunun iradi olması gerekmektedir.
Hükme bağlanan süreli yayın tanımına günlük, haftalık veya başka bir
süre ile yayımlanan gazeteler; haftalık, aylık veya daha fazla süreli dergiler
ve yıllıklar gibi belli aralıklarla yayımlanan basılmış eserler ile resmi
veya özel haber ajanslarının yayımladıkları bültenler dahildir.
Süreli yayınlar, yayım alanının genişliğine göre, yaygın süreli yayın,
bölgesel süreli yayın ve yerel süreli yayın olmak üzere üç gruba ayrılmış
ve bunların tanımı yapılmıştır. Yayım aralıkları göz önüne alınarak haftada
bir veya daha uzun aralıklarla yayımlanan yaygın ve bölgesel süreli yayınlar,
Kanunun uygulanması açısından yerel süreli yayın olarak kabul edilmiş;
haber ajansı yayınları da tereddütleri gidermek amacıyla yaygın süreli
yayın olarak tanımlanmıştır.
Belli aralıklarla yayımlanmayan kitap, armağan ve bu gibi basılmış eserler
ise süresiz yayın sayılmış ve bu tür yayınlarla ilgili hükümlere tabi kılınmıştır.
Bu maddede, süreli veya süresiz yayının içeriğini oluşturan yazıyı veya
haberi yazan veya resmi veya karikatürü yapan, yazıyı çeviren eser sahibi,
bu eseri basılmış eser durumuna getirip yayımlayan gerçek ve tüzel kişiler
de yayımcı olarak tanımlanmaktadır.
Bu Kanunla düzenlenen sorumlulukları gözetilerek basımcı tanımında,
5681 sayılı Matbaalar Kanunundaki "tâbi" tanımından farklı bir düzenleme
yapılmış, beyanname vermiş olma şartı aranmamış, Kanunun uygulanması açısından,
bir eseri basım araçları ile basan veya diğer araçlarla çoğaltan gerçek
veya tüzel kişiler basımcı olarak kabul edilmiştir.
Yayın sahibi veya yayımcının tüzel kişi ya da kamu kurum ve kuruluşu
olması halinde bu kişiliği temsil edecek kişi de tanımlanmıştır.
Madde 3. - Maddede basının özgür olduğu hükme bağlanmıştır. Anayasanın
28 inci maddesinde yer alan "Basın hürdür, sansür edilemez." hükmü karşısında
böyle bir düzenleme gereksiz görülebilir. Ancak, bu Kanunun söz konusu
amaca yönelik bir anlayışla düzenlendiğini vurgulamak için böyle bir hükme
yer verilmiştir. Birinci fıkrada ayrıca basın özgürlüğünün içeriğine açıklık
getirilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında basın özgürlüğünün hangi nedenlerle ve ne
ölçüde sınırlandırılabileceği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2
maddesi ve Anayasamızın 26, 27 ve 28 inci maddeleri dikkate alınarak belirlenmiştir.
Madde 4. - Maddede basılmış eserlerin içermesi zorunlu olan bilgiler,
eserin süreli yayın olup olmamasına göre belirlenmiştir. Buna göre her
basılmış eserde eserin basıldığı yer ve tarih, basımcının, varsa yayımcının
ad ve adresleri yazılacaktır. Yazılacak olan, şüphesiz basımcının ve yayımcının
ticari veya kurumsal adı ve adresidir.
İlan, tarife, sirküler, davetiye, kartvizit gibi basılmış eserler yönünden
bu zorunluluk kabul edilmemiştir.
Haber ajansı yayınları dışındaki süreli yayınlarda, yukarıda belirtilen
bilgilerden başka yayının yönetim yeri, yayın sahibinin, varsa kanuni temsilcisinin
veya temsile yetkili kişinin ve sorumlu müdürün, varsa yardımcısının adları
da gösterilecektir. Bütün bunlar, bu kişilerin Kanunun 5 inci ve 6 ncı
maddelerinde öngörülen niteliklere sahip olup olmadıklarını tespit edebilmek
ve bu tür yayınlarla işlenen suçlardan sorumlu olanları belirleyebilmek
yönünden önemlidir.
Haber ajansı yayınları hariç, süreli yayınlarda ayrıca yayının yaygın,
bölgesel veya yerel olduğu da gösterilecektir. Bu husus özellikle Kanunda
düzenlenen suçlara uygulanacak cezaların belirlenmesi yönünden önem taşımaktadır.
Madde 5. - Sorumlu müdür, süreli yayını yöneten ve eser sahibinin
belli olmaması veya yargılanamaması gibi hallerde bu tür yayınlarla işlenen
suçlardan sorumlu olan kişidir. 5680 sayılı Kanunda yer alan "yazı işlerini
fiilen idare eden" kişi olma şartı, süreli bir yayının sorumlu müdürlüğünü
üstlenmiş kişinin, yazı işlerini fiilen idare etmediğini ileri sürerek
sorumluluktan kurtulmasını bertaraf etmek için madde metnine dahil edilmemiştir.
Belirtmek gerekir ki, gazete ve dergilerde sorumlu müdürlerden başka
"genel yayın yönetmeni", "yayın koordinatörü" gibi adlar alan ve yayınla
ilgilenen kişiler sorumlu müdür olmadıklarından, bunların adlarının yazılması
şart değildir. Buna karşılık değişik bölümleri içeren bir süreli yayında,
her bir bölümün uzman kişilerce denetlenmesini sağlamak amacıyla değişik
bölümler için ayrı sorumlu müdürlerin bulunması kabul edilmiştir. Ancak
bu gibi durumlarda her bir sorumlu müdürün adı, adresi ve sorumlu olduğu
bölüm belirtilecektir.
Sorumlu müdürün sahip olması gereken nitelikler yönünden 5680 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinden kısmen farklı bir düzenlemeye gidilmiştir. Avrupa
Birliği düzenlemeleri ile uyum sağlamak amacı ile sorumlu müdürün Türk
vatandaşı olması şartı aranmamaktadır. Öte yandan yaş sınırı onsekize indirilmiştir.
Nitekim reşit ve cezaî ehliyeti tam olan bir kişinin sorumlu müdür olamamasını
haklı gösterecek bir neden mevcut değildir.
Sorumlu müdürün Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olması halinde, milletvekili
dokunulmazlığı gözetilerek, sorumluluğu üstlenen bir sorumlu müdür yardımcısı
tayin edilmesi öngörülmektedir.
Madde 6. - Maddede gerçek ve tüzel kişilerin süreli yayın sahibi
olabilecekleri belirtilmiş; ancak süreli yayının mülkiyetinin miras yoluyla
kazanılması veya süreli yayın sahibi olabilmek için aranacak şartlardan
bazılarının sonradan kaybedilmesi gibi durumlarda ortaya çıkabilecek sorunları
önlemek amacıyla, 5680 sayılı Kanundan farklı olarak, süreli yayın sahibi
olabilme, başka bir şarta bağlanmamıştır.
İkinci fıkrada süreli yayın sahibinin küçük olması halinde kanuni temsilcinin,
tüzel kişi olması halinde de bunu temsile yetkili kişinin sahip olması
gereken şartlar belirtilmektedir.
Madde 7. - Maddede, 5680 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde olduğu
gibi, süreli yayın çıkarabilmek için, sadece içeriği ve ekleri yine maddede
belirtilen bir beyannamenin verilmesi yeterli kabul edilmiş, dolayısıyla
önceden izne gerek bulunmadığı hükme bağlanmıştır. Beyannamenin, daha önce
olduğu gibi mahallin en büyük mülki amirine değil, yönetim yeri Cumhuriyet
başsavcılığına verilmesi kabul edilmiştir.
İstenildiğinde süreli yayın sahibinin ve sorumlu müdürün kim olduğunun
belirlenebilmesi açısından, beyannamelerle ilgili olarak başsavcılıkça
tutulan kayıtların aleniyeti hükme bağlanmıştır.
İkinci fıkrada beyannamenin içereceği hususlar ve beyannameyi kimlerin
imzalayacağı, üçüncü fıkrada ise beyannameye eklenecek belgeler gösterilmiştir.
Son fıkrada, beyannamenin verilip verilmediği konusunda ortaya çıkabilecek
sorunları önlemek amacıyla başsavcılığın alındı belgesi vermesi hükme bağlanmıştır.
Madde 8. - Maddede beyanname verilmesi üzerine Cumhuriyet başsavcılığınca
yapılacak incelemeler düzenlenmiştir. Beyanname ve eklerinin gerekli bilgileri
veya gerçek bilgileri içermemesi veya yayın sahibinin veya varsa temsilcisinin,
sorumlu müdürün veya varsa yardımcısının Kanunun aradığı şartlara sahip
olmamaları hallerinde, 5680 sayılı Kanunun 9 uncu madde hükmünün aksine
yayın sahibini beyanname vermeden süreli yayın çıkarmış olma durumuna düşürmemek
için beyannamenin verilmemiş sayılması yoluna gidilmemiş; bu eksikliklerin
bir hafta içinde giderilmesinin yayın sahibinden isteneceği hükme bağlanmıştır.
Bu isteğin süresinde yerine getirilmemesi halinde, yayımın durdurulması
asliye ceza mahkemesinden istenecektir. Gerekli incelemelerin yapılabilmesine
imkân tanımak maksadıyla bu konuda bir karar vermesi için mahkemeye tanınan
süre bir hafta olarak belirlenmiştir. Beyannamedeki unsurlarda değişiklik
olması halinde uygulanacak hususlar da düzenlenmiştir.
Maddede ayrıca sorumlu müdürün veya yardımcısının görevden ayrılması
halinde yenisi tayin edilinceye kadar sorumluluğun, 5680 sayılı Kanunun
10 uncu maddesindeki hükmün aksine, yazı işlerini fiilen idare eden kişiye
değil, yayın sahibine veya varsa temsilcisine ait olacağı hükme bağlanmış;
böylece bu gibi durumlarda sorumlu müdürün bir an önce atanmasının sağlanması
istenmiştir.
Madde 9. - Maddede, Kanunun 7 nci maddesine göre verilen beyannamenin
geçersiz sayılacağı ve süreli yayın sahibine sağladığı hakkın sona ereceği
haller gösterilmektedir. Ayrıca 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname hükümleri de saklı tutulmuştur.
Madde 10. - Maddede basımcının bastığı süreli ve süresiz yayınların
imzalı iki nüshasını, Cumhuriyet başsavcılığına teslim edeceği hükme bağlanmıştır.
Bu yükümlülük basılmış eserin içerik ve biçim yönünden değişik olan sonraki
basım ve tıpkı basımı için de kabul edilmiştir.
Madde 11. - Maddede basılmış eserler yoluyla işlenen suçun oluştuğu
zaman belirtilmektedir. Burada, 5680 sayılı Kanundan farklı olarak "basın
suçu" ibaresi yerine "basılmış eserler yoluyla işlenen suç" ibaresi kullanılmıştır.
Nitekim basın suçu genel bir ibare olup basın yoluyla işlenebilen suçlar
ile "basın zabıtası suçları" da denilen suçlar, basının idari düzeni açısından
basın alanında çalışanlara getirilen yükümlülüklerin ihlalinden kaynaklanan,
örneğin gerçeğe aykırı beyanname verme ve cevap ve düzeltmenin yayımlanmaması
veya usulüne uygun yayımlanmaması suçları gibi suçları da içermektedir.
Basın zabıtası suçları yayım anında değil, kanunda öngörülen yükümlülüklere
aykırı davranıldığı zaman işlenmektedir. Maddedeki "basılmış eserler yoluyla
işlenen suç" ibaresiyle hem sadece basılmış eserlerle işlenebilen suçlar,
hem de herhangi bir araçla işlenebildiği halde basılmış eserler aracılığı
ile de işlenebilen suçlar ifade edilmektedir.
Maddede ayrıca süreli ve süreli olmayan yayınlar yoluyla işlenen suçlardan
sorumlu olacak kişiler belirlenirken, 5680 sayılı Kanundan farklı şekilde,
başkasının fiilinden sorumluluk ve objektif sorumluluk hallerine yer vermemek
veya bu tür sorumluluk hallerini en aza indirmek amacıyla, esas itibarıyla
eser sahibi sorumlu tutulmuş; ancak eser sahibinin belli olmaması veya
yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması
nedeniyle Türk mahkemelerinde yargılanamaması veya eser sahibinin diğer
bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi nedeniyle
eser sahibinin cezalandırılmasının etkisiz kalması hallerinde süreli yayınlarda
sorumlu müdür veya yardımcısı, süresiz yayınlarda yayımcı ve yayımcının
bilinmemesi veya basım sırasında yurt dışında bulunması ve Türk mahkemelerinde
yargılanamaması hallerinde de basımcı sorumlu tutulmuştur. Basılmış eserler
yoluyla işlenen suçlarda satanın ve dağıtanın sorumluluğuna gidilmemiştir.
Sorumlu müdürün veya yardımcısının yayımlanmasına açıkça karşı çıkmasına
rağmen, yayımlanan eserden kaynaklanan sorumluluk, yayımlatana ait olacaktır.
Süreli ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlarla ilgili yukarıdaki
hükümler bu tür yayınlarla ilgili hükümlere uyulmaksızın yapılan yayınlar
hakkında da uygulanacaktır.
Madde 12. - Maddede 5680 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yer
alan haber kaynağını açıklamama hakkı, haber kaynaklarının gizliliğinin
basın özgürlüğü yönünden taşıdığı önem göz önüne alınarak uygulamada doğabilecek
tereddütleri gidermek amacıyla sadece eser sahibiyle sınırlı olarak değil,
yayın sahibini, sorumlu müdürü ve yardımcısını da kapsayacak şekilde ve
ayrı bir madde halinde düzenlenmiştir. Ayrıca bu kişilere haber kaynağıyla
ilgili olarak tanıklıktan çekilme hakkı tanınmıştır.
Madde 13. - Basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan
maddî ve manevî zararlardan sorumlu olacak kişileri belirleyen bu maddede,
eser sahibi ile birlikte süreli yayının sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz
yayının yayımcısı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken
ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
Madde 14. - Kişilerin şeref ve haysiyetinin korunması ve toplumun
doğru bilgilendirilmesinin sağlanması yönünden çok büyük önem taşıyan düzeltme
ve cevap hakkına işlerlik ve etkinlik kazandırmak amacıyla bu hak yeniden
düzenlenmiştir.
Madde 15. - Maddede basılmış eserde gösterilmesi gereken bilgilerin
gösterilmemesi veya gerçeğe aykırı gösterilmesi suç sayılmakta ve bu suçtan
dolayı süreli yayınlarda sorumlu müdür veya yardımcısı, süresiz yayınlarda
ise yayımcı cezalandırılmaktadır. Basımcının cezaî sorumluluğu 5680 sayılı
Kanundan farklı olarak ancak kendi adını veya adresini göstermemiş veya
yanlış göstermiş olması halinde söz konusudur.
Madde 16. - Madde ile Kanunun 8 inci maddesine göre mahkeme kararı
ile durdurulan yayına, usulüne uygun beyanname vermeden veya değişiklikleri
bildirmeden devam edilmesi hali cezalandırılmaktadır. Beyanname ve değişiklikleri
gösteren belgenin yayın sahibi ve sorumlu müdür veya yardımcısı tarafından
imzalanması gerektiğinden bu suçlardan sadece söz konusu kişiler sorumlu
tutulmuştur.
Madde 17. - Madde ile 10 uncu maddedeki teslim yükümlülüğüne
uymayan basımcının cezalandırılması öngörülmektedir.
Madde 18. - Maddede düzeltme ve cevap yazısının yayımlanması
konusunda hâkim kararlarına uymama fiili cezalandırılmaktadır. Bu suçun
oluşabilmesi için düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim karar vermiş
ve bu karar kesinleşmiş olmalıdır. Kesinleşmiş hâkim kararına uymama, yayımlanmasına
karar verilen cevap ve düzeltme yazısını hiç yayımlamama şeklinde olabileceği
gibi 14 üncü maddede belirtilen süreler geçtikten sonra veya aynı maddenin
birinci fıkrası hükmüne aykırı olarak yayımlama şeklinde de olabilir.
Düzeltme ve cevap yazısının yayımlanmaması durumunda sorumlu müdürün
cezaî sorumluluğu kabul edilerek hakkında ağır para cezası öngörülmüştür.
Sorumlu müdür hakkında hükmolunacak ağır para cezasının ödenmesinden, sorumlu
müdür ile birlikte yayın sahibi de müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Yayın
sahibinin sorumluluğu cezaî bir sorumluluk olmayıp, hukuki bir sorumluluktur.
Ayrıca düzeltme ve cevap yazısının hiç yayımlanmamasının veya 14 üncü
maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun şekilde yayımlanmamasının
özellikle kişi hakları yönünden taşıdığı önem nazara alınarak, bu gibi
durumlara mahkemenin söz konusu yazının, masrafları yayın sahibi tarafından
karşılanmak üzere en yüksek tirajlı iki gazetede, ilan şeklinde yayımlanmasına
karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Madde 19. - Maddenin birinci fıkrasında cezai uyuşmazlıklarla
ilgili hazırlık soruşturmalarının gereği gibi yapılabilmesini sağlamak
amacıyla bu soruşturmaların takipsizlik kararı verilmesi veya kamu davası
açılması suretiyle sona ermesine kadar Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemenin
soruşturma ile ilgili işlemlerinin veya yine soruşturma ile ilgili diğer
belgelerin içeriğinin yayımlanması suç sayılmıştır.
Yayımlama yasağı, Cumhuriyet savcısı, hâkim ve mahkemenin soruşturma
ile ilgili işlemlerinin ve yine soruşturma ile ilgili diğer belgelerin
içeriği ile ilgilidir. Dolayısıyla işlemin yapıldığına veya belgenin bulunduğuna
ilişkin yayımlar haber niteliğinde olduğundan bu suçu oluşturmayacaktır.
İkinci fıkrada, mütalaa yayımlama, 5680 sayılı Kanunun aksine, sadece
ceza davaları yönünden değil, her türlü dava yönünden suç haline getirilmiştir.
Aynı şekilde sadece hâkim veya mahkeme işlemleri değil, Cumhuriyet savcısının
görülmekte olan dava ile ilgili işlemleri de bu yasağa dahil edilmiştir.
Burada yasak olan mütalaa yayımıdır. Bunun leh veya aleyhte olması önemli
değildir. Mütalaa niteliğinde olmayan, yani söz konusu işlemleri olumlu
veya olumsuz, doğru veya yanlış olarak nitelendirmeyen, sadece işlemin
yapıldığını ifade eden haberler bu yasağa dahil değildir. Dava kesin bir
kararla sonuçlandıktan sonra her türlü mütalaa yayımlanabilir.
Madde 20. - Maddede cinsel saldırı, cinayet ve intihar olaylarına
ilişkin haberlerin veriliş biçimi sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla okuyucuyu
bu tür fiillere teşvik edecek veya özendirecek nitelikte olmamak şartıyla
bu olaylarla ilgili haberlerin verilmesi ve resimlerin yayımlanması bu
suçu oluşturmayacaktır.
Madde 21. - Maddenin (a) bendinde, 5680 sayılı Kanunun 33 üncü
maddesinin aksine, evlenmeleri kanunen yasak olan kimseler arasındaki ilişkilere
ilişkin haberler değil, bu kişilerin kimliklerinin açıklanması yasaklanmaktadır.
Maddenin (b) bendinde Türk Ceza Kanununun 414, 415, 416, 421, 423, 429,
430, 435 ve 436 ncı maddelerinde öngörülen suçların yaşı ne olursa olsun
mağdurlarının, (c) bendinde de genel olarak onsekiz yaşından küçüklerin
işlediği veya bunlara karşı işlenen suçlarla ilgili olarak haberler değil,
bu kişilerin tanıtılması, kimliklerinin açıklanması yasaklanmaktadır. Bu
hükümle, umumi adap, belli suçların mağdurları ve küçükler korunmaktadır.
Madde 22. - Madde ile basılmış eserlerin yayımını, dağıtımını
veya satışını önlemek amacıyla koparılması, tahrip edilmesi veya bozulması
suç haline getirilmiştir. Bu suçtan söz edilebilmesi için failin maddede
sayılan fiilleri basılmış eserin yayımını, dağıtımını ve satışını önlemek
amacıyla gerçekleştirmesi aranmaktadır. Aksi halde Türk Ceza Kanununun
nası ızrarla ilgili hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır. Öte
yandan söz konusu amaçlarla olsa bile basılmış eserlerin koparılması, tahrip
edilmesi veya bozulması daha ağır bir suçu oluşturuyorsa buna göre ceza
verilecektir.
İkinci fıkrada, süreli veya süresiz yayınların basılmasının, yayımlanmasının,
dağıtımının veya satışının şiddet veya tehditle engellenmesi cezalandırılmaktadır.
Birinci fıkradaki suç gibi bu fıkradaki suç da, özel kastın arandığı, yani
belli amaçlarla işlenebilen bir suçtur.
Üçüncü fıkrada maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen fiillerin
umumi mahallerde veya matbaanın veya umuma satış yapan veya dağıtım yapan
yerlerde birden ziyade kişi tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın
artırılacağı hükme bağlanmaktadır.
Madde 23. - Madde ile süreli yayınların dağıtımını yapan kişilerin,
dağıtım konusunda keyfi davranmaları ve bazı süreli yayınları dağıtmaktan
kaçınmaları önlenmektedir. Ayrıca dağıtmama sonucunu doğurabilecek yüksek
ücret taleplerini önlemek amacıyla talep edilebilecek ücretin yukarı sınırını
belirleme konusunda bir ölçüt getirilmiştir.
İkinci fıkrada basın özgürlüğünün gerçekleşmesinde yayınların halka
ulaşmasının önemi gözetilerek, süreli yayınları perakende olarak satışa
sunan gerçek veya tüzel kişilerin, aynı anda diledikleri kadar dağıtım
şirketiyle anlaşıp diledikleri yayınları satabilecekleri vurgulanmıştır.
Satıcıya tanınan satış özgürlüğünü sınırlamaya yönelik sözleşmelerin hukuken
korunmayacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 24. - Maddede bir süreli yayında yayımlanmış eserin yeniden
yayımlanmasında uyulması gereken şartlar düzenlenmiştir. Bu konu düzenlenirken
Bern Konvansiyonunun 10 uncu ve 10 bis maddeleri ile 5846 sayılı Fikir
ve Sanat Eserleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınmış; yeniden yayım
için izin zorunluluğu sadece eserin yeniden yayım hakkının saklı tutulmuş
olması haliyle sınırlandırılmıştır.
Madde 25. - Maddenin birinci fıkrasında basılmış eserlere, delil
olmak üzere el konulması düzenlenmiştir. Buna göre Cumhuriyet savcısı,
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kolluk, basılmış eserin üç adedine
el koyabilecektir.
İkinci fıkrada, basılmış eserlerin tamamına el konulabileceği haller
düzenlenmiştir. Soruşturma veya kovuşturmanın başlatılmış olması şartıyla
basılmış eserlerin tümüne sadece hakim kararıyla el konulabilecektir. Bunun
istisnası kabul edilmemiştir.
Hangi dilde olursa olsun Türkiye dışında basılmış süreli veya süresiz
yayınların Türkiye'de dağıtılması ve satışa sunulmasının kural olarak serbest
olduğu kabul edilmiş, ancak maddenin üçüncü fıkrasında ikinci fıkrada belirtilen
suçları içerdiklerine dair kuvvetli delil bulunan hallerde bu yayınların
dağıtılması ve satışa sunulmasının Cumhuriyet başsavcılığının talebi üzerine
sulh ceza hâkiminin kararı ile yasaklanabileceği öngörülmüştür. Gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet başsavcılığının kararı yeterli sayılmakla
birlikte, bu kararın en geç yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulması
ve en geç kırksekiz saat içinde de hâkim tarafından onaylanması gerekmektedir.
Aksi halde başsavcılığın kararı hükümsüz kalacaktır. Bu düzenleme ile söz
konusu yayınların Türkiye'de dağıtılması ve satışa sunulmasının yasaklanması
bir yandan belli suçları içermesi şartına diğer yandan da hâkim güvencesine
bağlanmıştır.
Dördüncü fıkrada, üçüncü fıkra gereğince dağıtımı ve satışa sunulması
yasaklanmış yayınları, bu yasağı bilerek dağıtan veya satışa sunan kimselerin
sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu hallerde söz konusu yayımları bilerek dağıtanlar
veya satışa sunanlar, eser sahibinin, Türkiye'de bulunup bulunmamasına
ve Türk mahkemelerinde cezalandırılabilir olup olmamasına bakılmaksızın,
bunlarla işlenen suçlardan eser sahibi gibi sorumlu tutulmaktadırlar.
Madde 26. - Madde ile, basılmış eserler yoluyla işlenen veya
bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı bu alanda faaliyet gösterenleri
uzun süre ceza tehdidi ile karşı karşıya bırakmamak ve böylece basın özgürlüğünü
güvence altına almak amacıyla söz konusu suçlar nedeniyle açılacak davalar
üç aylık ve altı aylık sürelere bağlanmıştır. Bu süreler hak düşürücü süre
olarak düzenlenmiş ve böylece Türk Ceza Kanununun dava zaman aşımı ile
ilgili hükümlerinin bu süreler yönünden uygulanması önlenmiştir.
Dava süreleri, basılmış eserlerin Cumhuriyet başsavcılığına teslim edildiği
tarihte başlamaktadır. Cumhuriyet başsavcılığına teslim yükümlülüğünün
yerine getirilmemesi halinde ise suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet başsavcılığı
tarafından öğrenildiği tarih, sürenin başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir.
Ancak bu halde Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinde öngörülen süreler
aşılamayacaktır.
Madde 27. - Maddede, basılmış eserler yoluyla işlenen suçlar
ile Kanunda öngörülen diğer suçlarda sadece görev veya madde yönünden yetki
konusunda bir değişiklik yapılmış ve böylece sulh ceza mahkemesinin görev
alanına giren işlerin asliye ceza mahkemesinde görülmesi kabul edilmiştir.
Ayrıca bir yargı çevresinde ağır ceza veya asliye ceza mahkemelerinin birden
çok dairesi bulunması halinde, bu davalara bakacak yetkili mahkemenin iki
numaralı daire olduğu hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, basılmış eserler yoluyla işlenen ve bu Kanunda öngörülen diğer
suçlarla ilgili davaların bir an önce bitirilmesini ve basının üzerinden
yargılanma baskısının kaldırılmasını temin etmek amacıyla bu davalar acele
işlerden sayılmıştır.
Madde 28. - Madde ile, bu Kanunda yazılı suçlardan dolayı hükmedilen
para cezalarının hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ancak Kanunun 18 ve 22 nci maddelerinde öngörülen suçlar için verilen para
cezaları bunun dışında tutulmuştur.
Madde 29. - Madde ile, süreli yayınlar yönünden tebligat işlerine
kolaylık getirilmek istenmiş ve süreli yayının yönetim yeri, yayın sahibinin,
varsa temsilcinin, görevi devam ettiği sürece sorumlu müdürün ve varsa
yardımcısının ikametgahı sayılmıştır.
Madde 30. - Madde ile 5680 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde l. - Madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce yayımlanmakta olan süreli yayınların sahibi, sorumlu müdürü veya yardımcısına,
yayınlarının türünü yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına
bildirme yükümlülüğü getirilmiş, bu yükümlülüğe aykırı davrananlara para
cezası verilmesi öngörülmüştür.
Geçici Madde 2. - Madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce kamu kurum ve kuruluşlarınca yayımlanmakta olan süreli yayınların
altı ay içerisinde bu Kanunda öngörülen hükümlere uygun hale getirilmesi
öngörülmüştür.
Madde 31. - Yürürlük maddesidir.
Madde 32. - Yürütme maddesidir.
|