TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu şöyle:
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Plan ve Bütçe Komisyonu
10.2.2005
Esas No.: 1/856
Karar No.: 17
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce 24.6.2004 tarihinde kabul edilen ve
yayımlanmak üzere 25.6.2004 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Makamına sunulan
5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, Sayın Cumhurbaşkanınca Anayasanın 89
ve 104 üncü maddeleri gereğince yayımlanması kısmen uygun bulunmayarak
3, 6, 7, 10, 11, 13, 15, 18, 25, 35, 45, 47, 52 ve geçici 1 inci maddeleri,
bir daha görüşülmek üzere 12.7.2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına geri gönderilmiş ve Başkanlıkça, 15.7.2004 tarihinde gerekçeli
geri gönderme tezkeresi ile birlikte tali komisyon olarak Anayasa Komisyonuna,
esas komisyon olarak Komisyonumuza havale edilmiştir.
Komisyonumuzun 8.2.2005 tarihinde yaptığı 29 uncu birleşiminde anılan
Kanun ile geri gönderme tezkeresi, Hükümeti temsilen İçişleri Bakanı Abdülkadir
AKSU ile İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet
Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı temsilcilerinin de katılımlarıyla incelenip
görüşülmüştür.
Sayın Cumhurbaşkanı geri gönderme tezkeresinde;
- İl özel yönetimi tanımlanırken, "il halkı" yanında "il"in yerel ortak
gereksinmelerinin de bu yönetimlerce karşılanacağına yer verilmesinin,
il özel yönetimlerini farklı bir boyuta taşımakta olduğu,
- İl özel yönetimlerine ilk kez idari ve mali özerklik tanındığı; bu
doğrultuda Kanunda il özel yönetimlerinin, merkezi yönetimin onayına bağlı
olmadan; gerçek ve tüzel kişilere izin ve ruhsat vermek, yasak koymak ve
uygulamak, taşınır ve taşınmaz malları almak, satmak, kiralamak, kiraya
vermek, takas etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek, iç ve
dış borç almak, özelleştirme yapmak, yurt içi ve dışındaki yerel yönetimler
ve birlikleri ile işbirliği yapmak, sermaye şirketleri kurmak gibi görev
ve yetkilerle donatıldığı,
- İl özel yönetiminin örgütlenmesinde genel sekreterlik oluşturulup,
vali yardımcılarının yerel organlardaki yetkisinin kaldırıldığı, dolayısıyla
vali ve kaymakamlara bu organlardaki görevleri nedeniyle yapılan ödemelerin
sürdürülüp vali yardımcılarının ödeneğinin kesildiği, böylece mesleki mali
statü yönünden hiyerarşik yapının bozulduğu,
- İl özel yönetimlerinin "genel yetkili" organlara dönüştürüldüğü,
- Anayasamızın "tekil devlet" modelini kabul ettiği, tekil devlet modelinin
ise merkeziyetçi yapıyı ve ancak onun denetim ve gözetiminde merkez dışı
örgütlenmeyi olanaklı kıldığı,
- Anayasada yasama, yürütme ve yargı erkinin merkeze bağlanarak siyasal,
hem de yönetim düzeneğinde merkez esas alınarak yönetsel yönden merkeziyetçiliğin
benimsenmiş olduğu,
- Anayasanın 127 nci maddesinde yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri
ile yetkilerinin "yerinden yönetim" ilkesine uygun olarak yasayla düzenleneceğinin
belirtildiği; merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerinde, yerel hizmetlerin
yönetimin bütünlüğü ilkesine uygun biçimde yürütülmesi, kamu görevlerinde
birliğin sağlanması, toplum yararının korunması, yerel gereksinimlerin
gereği gibi karşılanması amacıyla, yasada belirtilen esas ve usuller çerçevesinde
"idari vesayet" yetkisine sahip olduğu,
- Tekil devlet modelinin yönetsel örgütlenmedeki temel ilkelerinin,
"merkezden yönetim", "yerinden yönetim" ve bunları tamamlayan "idarenin
bütünlüğü" olarak belirlendiği,
- Ayrıca, yönetsel örgütlenmenin, merkez-taşra ilişkisi yönünden "yetki
genişliği", merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkisi yönünden ise "idari
vesayet" ilkelerine dayandığı,
- Devletin örgütsel yapısının parçalı bir görünüm sergilemesine ve devlet
yetkisini kullanan birçok kamu tüzel kişisinin varlığına rağmen, bunlar
arasındaki birlikteliğin "idarenin bütünlüğü" ilkesiyle sağlandığı; parçalı
yapıda olan yönetimde, "bütünlüğü" sağlamaya yönelik iki hukuksal aracın,
"hiyerarşi" ve "idari vesayet" olduğu; hiyerarşinin, başka bir deyişle
"yetki genişliği" ilkesinin, tek bir tüzelkişilik içinde yer alan çeşitli
örgüt ve birimler, idari vesayetin ise, merkezi yönetim ile yerinden yönetim
kuruluşları arasındaki "bütünleşmeyi" sağladığı,
- Valiliğin organlar içindeki yerinin son sıraya düşürülerek, valilerin
il genel meclisi başkanlığı görevine son verilmekte olduğu, meclis kararlarının
kesinleşmesi için valinin "onay"ına sunulma zorunluluğunun kaldırıldığı,
idari vesayet yetkisinin, il özel yönetimlerinin tüm eylem, işlem ve etkinliklerinin
merkezi yönetimin denetiminde olmasını, bu bağlamda il genel meclisi kararlarının
da valinin onayına bağlı tutulmasını gerektirdiği; Kanundaki düzenlemelerin
bu gereğe uygun düşmediği, bu gibi düzenlemelerin valinin konumunu zayıflatarak
amaçlanmasa da, Anayasada öngörülmeyen bir yönetim sistemine geçilmesine
neden olabilecek nitelikte olduğu,
- Tekil devlet modelinden "yerel" ağırlıklı devlet modeline geçişe olanak
sağlayan, güçlü merkezi yönetim yerine güçlü yerel yönetimlere yer veren,
il özel yönetimlerini, il genel yönetimini de kapsayacak biçimde genel
yetkili duruma getiren içerikleriyle Kanunun Anayasanın "tekil devlet modeli"ne,
"idarenin bütünlüğü", "yetki genişliği", "idari vesayet" ilkelerine ve
kamu yararına uygun düşmediğinin görüldüğü,
- Kanunun 3 üncü maddesinin (a) bendinde, il özel idaresi tanımlanırken,
"İlin ve il sınırları içindeki halkın mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere kurulan..."ibaresinde "il halkı" yanında "il"in ayrıca
belirtildiği; bu şekilde il özel idaresinin, il genel yönetimini de içerecek
biçimde illerin genel yetkili yönetim birimi gibi tanımlanmış olduğu; Anayasanın
126 ve 127 nci maddelerine göre illerde, merkezi yönetimin uzantısı olan
ve "yetki genişliği" esasına göre oluşturulan il genel yönetimi ile, bir
yerel yönetim örgütlenmesi olan ve "idari vesayet" ilkesine göre oluşturulan
il özel yönetiminin bulunduğu; Anayasanın yerel yönetimleri düzenleyen
127 nci maddesinde, yerel yönetimlerin, "il...halkının mahalli müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak üzere..." kurulacaklarının açık biçimde belirtilmiş
olduğu, bu nedenle, Kanunun 3 üncü maddesinin (a) bendindeki tanımın Anayasanın
126 ve 127 nci maddeleriyle bağdaşmadığı,
- Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; "il özel idaresi; kanunlarla
başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahalli müşterek nitelikteki
her türlü görev ve hizmeti yapar, gerekli kararları alır, uygular ve denetler."
denildiği, Anayasanın 126 ncı maddesinde, merkezi yönetimin örgütlenmesine
ilişkin ölçütlerin "coğrafya durumu, ekonomik koşullar ve kamu hizmetlerinin
gerekleri" olarak sayıldığı, maddede, merkezi yönetimin görevlerini belirginleştiren
ya da sınırlayan bir düzenleme yapılmamış olduğu; buna karşın Anayasanın
127 nci maddesinde, yerel yönetimlerin örgütlenmesi hem "coğrafya" hem
de "konu" yönünden sınırlandırılarak yerel yönetimlerin, ancak yöresel
olarak örgütlenebildiği ve yalnızca yerel ortak gereksinimlerin karşılanması
yönünden görevlendirilebileceği,
- Maddenin birinci fıkrasıyla, il özel yönetiminin, "yasalarla başka
bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen", "mahalli müşterek nitelikteki"
her türlü görev ve hizmeti yapmak, gerekli kararları almak, uygulamak ve
denetlemekle görevlendirilmiş olduğu, böylece kamu hizmetlerinin yürütülmesi
yönünden "genel görevli" kılındığı,
- Maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde sayılan hizmetlerin il sınırları
içinde; (b) bendinde sayılan konuların ise belediye sınırları dışında il
özel yönetimince yürütüleceğinin kurala bağlanarak, kimi görevler yönünden
yetkinin sınırlarının, konu yönünden değil, yalnızca yer yönünden çizildiği;
yapılan düzenlemede, her ne kadar "yasalarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna
verilmeyen" ve "mahalli müşterek nitelikteki" görevlerden söz edilerek
konu yönünden sınır getirilmiş izlenimi yaratılmaya çalışılmış ise de,
bu ölçütlerin soyut olup, il özel yönetimlerini "genel görevli" konumdan
çıkarmaya yetmediği,
- Yürürlükteki İl Özel İdaresi Kanununun 78 inci maddesine 3360 sayılı
Kanunla eklenen (13) numaralı bendin ikinci cümlesi olan "İl özel idarelerinin
görevli olduğu mahalli ve müşterek ihtiyaçların kapsamı ve sınırı Bakanlar
Kurulunca tespit olunur." hükmünün iptaline ilişkin, Anayasa Mahkemesinin
22.6.1988 günlü, E.1987/18, K.1988/23 sayılı kararında; yerel yönetimlerin
kuruluş esaslarının, karar organlarının oluşumunun, görev ve yetkilerinin
belirlenmesinin, merkezi yönetimle bağ ve ilgilerinin, bunlar üzerinde
uygulanacak idari vesayet yetkisinin yasal bir düzenlemeyi gerektirdiğinin
belirtildiği; Anayasanın 123 ve 127 nci maddelerinin de bu koşulu açıkça
vurguladığı; Anayasa Mahkemesinin bu kararı nedeniyle il özel yönetimlerinin
görevlerinin yasada sayılması gerektiği, bu nedenlerle incelenen Kanunun
6 ncı maddesinin Anayasanın 126 ve 127 nci maddelerindeki ilkelerle bağdaşmadığı,
- Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, il özel yönetimlerinin
il sınırları içinde yapmakla görevli ve yetkili oldukları konular arasında
"eğitim" hizmetlerinin de sayıldığı, bentteki, "Eğitim(e)...ilişkin hizmetleri
il sınırları içinde... yapmakla görevli ve yetkilidir" anlatımından, ilköğretim
ya da ortaöğretim ayrımı yapılmadan, yapım ve yönetim sınırlaması getirilmeden,
eğitime ilişkin tüm hizmetlerin il özel yönetimlerinin görevi içine alındığının
görüldüğü,
- Eğitim ve öğretim hizmetlerine, Devletçe önemli ağırlık verilmesinin,
çağın ve Anayasanın gereği olduğu, bu gereğin, eğitim ve öğretim hizmetlerinin
merkezi yönetimin görevleri arasında kalmasını zorunlu kıldığı,
- Ülkemizde lâik öğretime geçişin, Anayasanın 174 üncü maddesiyle korumaya
alınan 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Öğretim Birliği Kanunu ile gerçekleştirilmiş
olduğu, bu Kanunla, Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ile vakıflarca yönetilen
medreseler ve dini eğitim veren okulların kapatıldığı, Türkiye'deki tüm
okulların Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandığı, öğretim birliği ilkesinin
amacının, eğitimi tek elden uygulanan bir Devlet politikası durumuna getirerek,
akla ve bilime dayalı programlarla çağdaş uygarlık hedefine yönelmiş yurttaşlar
yaratmak olduğu,
- Eğitim hizmetlerinin, yurt düzeyinde ve ulusal düzeyde, ülkedeki tüm
yurttaşlara fırsat ve olanak eşitliği sunacak biçimde merkezi yönetimin
genel sorumluluğu altında yürütülmesi gerektiği, bunun tersine, eğitim
hizmetlerinin il özel yönetimlerine bırakılmasının, eğitimin laikleşmesini
ve tek elden yürütülmesini amaçlayan öğretim birliği ilkesiyle, ulusal
birlik amacıyla, demokratik, laik, eşitlikçi, adil, işlevsel ve bilimsel
temellere dayalı eğitim anlayışıyla, Anayasanın Atatürk ilke ve devrimlerini
temel alan ruhuyla bağdaşmadığı, çağdaşlaşma yolunda böylesine büyük önemi
bulunan eğitim hizmetlerinin il özel yönetimlerine bırakılmasının, toplumsal
yarar yönünden uygun düşmediği,
- Kanunun 10 uncu maddesinin (k) bendinde, halk denetçisini seçmenin
il genel meclisinin görev ve yetkileri arasında sayıldığı, yürürlükteki
kurallarda "halk denetçiliği" kurumu bulunmadığı, bu kuruma (o tarihte
henüz kanunlaşmamış bulunan) Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden
Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısında yer verildiği, yürürlüğe girmemiş
bir düzenlemeye dayanılarak il genel meclisine görev ve yetki verilmesinin,
yasa yapma tekniğine uygun düşmediği ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı,
ayrıca, halk denetçiliği kurumunun Anayasada düzenlenmemiş olduğu,
Şeklindeki değerlendirmeler sonucunda yayımlanmasını kısmen uygun bulmadığı,
5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 3, 6, 7, 10, 11, 13, 15, 18, 25,
35, 45, 47, 52 ve geçici 1 inci maddelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce
bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince
Türkiye Büyük Millet Meclisine iade etmiştir.
Komisyonumuzda, 5197 sayılı Kanunun yalnızca geri gönderme tezkeresine
konu olan maddeleri üzerinde görüşme yapılması benimsenerek yapılan
görüşmelerde,
- Anayasada idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden
yönetim esaslarına dayandırıldığı, idarenin bütünlüğü ilkesinin vurgulandığı,
merkezi yönetim açısından konu ve yer yönünden bir kısıtlama getirilmemişken
yerinden yönetim türlerinden biri olan yerel yönetimlerin konu ve coğrafya
yönünden kısıtlanmış olduğu, Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçesinde
de belirttiği üzere bu Kanunla Anayasayla öngörülen durumun dışında bir
düzenleme yapılmış olduğu ve bu düzenlemelerin de bu haliyle Anayasaya
aykırı olduğu,
- 3 üncü maddede yer alan "İlin" ibaresinin özel idareyi il sınırları
içinde genel görevli hale getirici ve merkezi idarenin yetkilerini kısıtlayıcı
nitelikte olduğu,
- İl özel idaresinin hizmet kapsamının Anayasal sistemi zedelememek
kaydıyla genişletilebileceği, bu konunun üzerinde çalışma yapılması suretiyle
Anayasaya uygun bir metin ortaya konabileceği,
- Eğitim hizmetlerinin yerine getirilmesinden kastedilen şeyin ilkokul
binalarının yapım, onarım ve bakımı olduğu, ancak maddenin yazımından eğitim
hizmetlerinin bütünüyle il özel idarelerince yürütüleceği sonucunun çıktığı,
- Halk denetçiliği konusundaki düzenlemenin Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri
ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunda düzenlenmiş olduğu, ancak
bu Kanunun Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet
Meclisi'ne gönderilmiş olduğu, yürürlüğe girmemiş bir kanun dayanak alınarak
böyle bir kurumun oluşturulmasının isabetli olmayacağı,
- Yerel yönetim reformunun demokratikleşmenin olmazsa olmaz koşulu olduğunun
uzun yıllardan bu yana savunulduğu, ancak yapılan düzenlemelerin üniter
devlet yapısıyla uyumlu olmayan ve bu yapıyı bozucu nitelikte olduğu, düzenlemelerde
bu hassasiyetin gözetilmesi gerektiği,
- Merkeziyetçi bir anlayış ve yönetim tarzından yıllardır şikayetçi
olunduğu, yerel nitelikteki pek çok hizmetin yerine getirilmesi için merkezin
onayının alınmasının doğru bir anlayış olmadığı, yerel yönetimlere hizmetlerin
sunumu noktasında güvenilmesi gerektiği, yerel nitelikteki ihtiyaçların
mahallinde tespit edilmesi ve çözülmesinin daha yerinde olduğu,
Şeklindeki görüş ve değerlendirmeleri müteakip, Hükümet adına yapılan
açıklamalarda;
- Kamu yönetimi reformu kapsamında dört kanun tasarısının Türkiye Büyük
Millet Meclisi'ne sunulduğu, bunlardan üçünün yerel yönetimlere ilişkin
olduğu, bunların eş zamanlı, en azından birbirine yakın tarihlerde kanunlaşmasının
amaçlandığı, ancak çeşitli nedenlerle bunun gerçekleşmediği, bu nedenle
de bazı sorunlarla karşılaşıldığı,
- Reform çabasının temelinde daha etkin yönetim ve daha fazla demokrasi
anlayışının bulunduğu, bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi suretiyle
güçlü yerel demokrasinin öne çıkarıldığı, yapılan düzenlemelerin de bu
amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu,
- Yerel ihtiyaçların yerel yönetimlerce daha iyi tespit edilip yerine
getirilebileceği, merkezin yerel nitelikteki hizmetlerin tümünün yürütülmesinde
yetkili olmasının uygun olmadığı, bu nitelikteki hizmetlere ilişkin kararların
yerel yönetimlerce verilmesinin daha yerinde olduğu,
İfade edilmiştir.
5197 sayılı Kanunun iadeye konu maddeleri üzerinde yapılan görüşmeler
sonucunda Kanunun 3, 6 ve 10 uncu maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
Kanunun;
- 3 üncü maddesi; (a) bendinde yer alan "il ve il sınırları içindeki
halkın" ibaresinin; il özel idaresinin, il halkından ayrı olarak yönetim
ihtiyaçları anlamında da yapacağı işler bulunduğu, ilin mahalli müşterek
ihtiyaçlarının karşılanması için yapılması kaçınılmaz olan bu işlerin de
mahalli müşterek nitelik taşıdığı, ancak madde metnindeki "ilin" ibaresinin
çıkarılmasının bir eksiklik doğurmayacağı gibi maddenin yanlış yorumlanmasını
da önleyeceği, bu nedenle metnin Anayasanın 127 nci maddesindeki ifadeye
paralel olarak değiştirilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle "İl halkının"
şeklinde değiştirilmesi suretiyle,
- 6 ncı maddesi; il özel idareleri için bütün il düzeyinde yürütülecek
görevler ve belediye sınırları dışındaki alanlarda yerine getirilecek görevler
olmak üzere ikili bir görev yapısı öngörülmekte olduğu, 222 sayılı İlköğretim
ve Eğitim Kanunuyla il özel idarelerine eğitim altyapısını tamamlama gibi
eğitime ilişkin mahalli müşterek kapsamda yerine getirilecek görevler de
verildiği, düzenlemenin 13 Mart 1329 tarihli İl Özel İdaresi Kanununda
1987 yılında 3360 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilen düzenlemeden
farklı olmadığı halde, iade gerekçesinde de görüldüğü gibi maddedeki mevcut
düzenlemenin il özel idarelerine milli eğitim hizmetlerini yürütme görev
ve yetkisini verecek şekilde yorumlanabildiğinden, tereddütlere yol açılmaması
ve yanlış anlaşılmalara mahal verilmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi
suretiyle,
- 10 uncu maddesi; halk denetçisinin seçimi ve görevlerinin 5227 sayılı
Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunla
düzenlenmiş olduğu, anılan Kanunun bir kez daha görüşülmek üzere Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne iade edilmiş
olduğu, kanuni dayanağı bulunmayan, mevzuatımızda yer almayan halk denetçisi
ile ilgili (k) bendinin madde metninden çıkarılması ve diğer bentlerin
teselsül ettirilmesi suretiyle,
- 15 inci maddesi; birinci fıkranın sonunda yer alan "giremez" ibaresinin
"girmez" şeklinde redaksiyona tabi tutulması suretiyle,
- 7, 11, 13, 18, 25, 35, 45, 47, 52 ve geçici 1 inci maddeleri ise aynen,
Kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı
ile arz olunur.
AYRIŞIK OY
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından 14 maddesinin Anayasaya uygun bulunmaması
nedeniyle bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ne gönderilen 5197 sayılı
İl Özel İdaresi Kanununun Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde Kanunun
Anayasaya aykırılık taşıyan hükümlerinin düzeltilmesi yönünde bir çalışma
yapılması yerine sadece 3 maddesinde değişiklik yapılması öngörülmüştür.
Anayasada kamu yönetiminin merkezî yönetim ve yerel yönetimlerden oluştuğu
belirtildikten sonra kamu yönetiminin idarenin bütünlüğü ilkesine göre
çalışacağı ve bunun için merkezî yönetimin elinde idarî vesayet ve hiyerarşik
denetim gibi araçların olduğu vurgulanmıştır. Yine Anayasaya göre kamu
hizmetlerinin görülmesinde merkezî yönetim genel görevli kuruluştur. Anayasanın
konuya ilişkin temel prensipleri özetle bu şekildedir.
5197 sayılı Kanun birçok maddesiyle Anayasanın bu temel prensiplerine
aykırıdır. Komisyon çalışmalarında söz konusu temel eksiklikleri hükümetin
ve AKP’li milletvekillerinin tutumu nedeniyle gidermek mümkün olmamıştır.
Kanunun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından eleştiri konusu yapılmayıp da
Tasarının Komisyon görüşmeleri sırasında belirttiğimiz Ayrışık Oy gerekçeleri
de geçerliliğini korumaktadır.
Belirtilen nedenlerle Kanuna katılmıyoruz.
M. Akif Hamzaçebi (Trabzon) Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul)
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN
İL ÖZEL İDARESİ KANUNU
Tanımlar
MADDE 3. - Bu Kanunun uygulanmasında;
a) İl özel idaresi: İl halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek
oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,
b) İl özel idaresinin organları: İl genel meclisini, il encümenini ve
valiyi,
İfade eder.
İl özel idaresinin görev ve sorumlulukları
MADDE 6. - İl özel idaresi mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) Sağlık, tarım, sanayi ve ticaret; ilin çevre düzeni plânı, bayındırlık
ve iskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, sosyal hizmet ve yardımlar,
yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları;
ilk ve orta öğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım
ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin hizmetleri il
sınırları içinde,
b) İmar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma,
kültür, turizm, gençlik ve spor; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma,
park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında,
Yapmakla görevli ve yetkilidir.
İl çevre düzeni plânı; valinin koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir
beledi-yeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte
yapılır. İl çevre düzeni plânı belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından
onaylanır.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, il özel idaresinin
malî durumu, hizmetin ivediliği ve verildiği yerin gelişmişlik düzeyi dikkate
alınarak belirlenir.
İl özel idaresi hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun
yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin
durumuna uygun yöntemler uygulanır.
Hizmetlerin diğer mahallî idareler ve kamu kuruluşları arasında bütünlük
ve uyum içinde yürütülmesine yönelik koordinasyon o ilin valisi tarafından
sağlanır.
MADDE 7. - Kanunun 7 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.
İl genel meclisinin görev ve yetkileri
MADDE 10. - İl genel meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, il özel idaresi
faaliyetlerini ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve karara
bağlamak.
b) Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan
birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma
yapmak.
c) İl çevre düzeni plânı ile belediye sınırları dışındaki alanların
imar plânlarını görüşmek ve karara bağlamak.
d) Borçlanmaya karar vermek.
e) Bütçe içi işletmeler ile Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına
veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım
ortaklığı kurulmasına karar vermek.
f) Taşınmaz mal alımına, satımına, trampa edilmesine, tahsisine, tahsis
şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın akar haline getirilmesine
izin; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi yirmibeş yılı geçmemek kaydıyla
bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.
g) Şartlı bağışları kabul etmek.
h) Vergi, resim ve harç dışında kalan miktarı beşmilyardan yirmibeşmilyar
Türk Lirasına kadar ihtilaf konusu olan özel idare alacaklarının anlaşma
ile tasfiyesine karar vermek.
i) İl özel idaresi adına imtiyaz verilmesine ve il özel idaresi yatırımlarının
yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına, il özel idaresine
ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.
j) Encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek.
k) İl özel idaresi tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.
l) Norm kadro çerçevesinde il özel idaresinin ve bağlı kuruluşlarının
kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek.
m) Yurt içindeki ve yurt dışındaki mahallî idareler ve mahallî idare
birlikleriyle karşılıklı işbirliği yapılmasına karar vermek.
n) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere
katılmaya veya ayrılmaya karar vermek.
o) İl özel idaresine kanunlarla verilen görev ve hizmetler dışında kalan
ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini
belirlemek.
MADDE 11. - Kanunun 11 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
MADDE 13. - Kanunun 13 üncü maddesi aynen kabul edilmiştir.
Meclis kararlarının kesinleşmesi
MADDE 15. - İl genel meclisi tarafından alınan kararların tam
metni, en geç beş gün içinde valiye gönderilir. Vali, hukuka aykırı gördüğü
kararları, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek
üzere il genel meclisine iade edebilir. Valiye gönderilmeyen meclis kararları
yürürlüğe girmez.
Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip
de il genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar
kesinleşir.
Vali, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün
içinde idarî yargıya başvurabilir.
Kesinleşen il genel meclisi karar özetleri toplantıyı izleyen en geç
yedi gün içinde çeşitli yollarla halka duyurulur.
MADDE 18. - Kanunun 18 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
MADDE 25. - Kanunun 25 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
MADDE 35. - Kanunun 35 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
MADDE 45. - Kanunun 45 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
MADDE 47. - Kanunun 47 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.
MADDE 52. - Kanunun 52 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 1. - Kanunun geçici 1 inci maddesi
aynen kabul edilmiştir.
|