Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ (5302)
VETO EDİLEN MADDELER
VETO GEREKÇESİ
TASARI METNİ
GENEL GEREKÇE
MADDE GEREKÇELERİ
KOMİSYON RAPORLARI - 1
KOMİSYON RAPORLARI - 2
KOMİSYON RAPORLARI - 3
TBMM GENEL KURULU GÖRÜŞMELERİ

İL ÖZEL İDARESİ YASASI
Komisyon raporu
8 Şubat 2005
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 3, 6, 7, 10, 11, 13, 15, 18, 25, 35, 45, 47, 52. ve geçici 1. maddeleri TBMM'ye iade edilen 5197 sayılı Yasa, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 8 Şubat 2005'de tekrar görüşüldü.

Komisyon veto edilen 3, 6 ve 10. maddeleri tümüyle değiştirdi, 15. maddede ise bir ibare değişikliği yaptı; iade edilen diğer maddeleri aynen kabul etti.
 


 
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu şöyle:

Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Plan ve Bütçe Komisyonu
10.2.2005

Esas No.: 1/856
Karar No.: 17

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce 24.6.2004 tarihinde kabul edilen ve yayımlanmak üzere 25.6.2004 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Makamına sunulan 5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, Sayın Cumhurbaşkanınca Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince yayımlanması kısmen uygun bulunmayarak 3, 6, 7, 10, 11, 13, 15, 18, 25, 35, 45, 47, 52 ve geçici 1 inci maddeleri, bir daha görüşülmek üzere 12.7.2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına geri gönderilmiş ve Başkanlıkça, 15.7.2004 tarihinde gerekçeli geri gönderme tezkeresi ile birlikte tali komisyon olarak Anayasa Komisyonuna, esas komisyon olarak Komisyonumuza havale edilmiştir.

Komisyonumuzun 8.2.2005 tarihinde yaptığı 29 uncu birleşiminde anılan Kanun ile geri gönderme tezkeresi, Hükümeti temsilen İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU ile İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı temsilcilerinin de katılımlarıyla incelenip görüşülmüştür.

Sayın Cumhurbaşkanı geri gönderme tezkeresinde;

- İl özel yönetimi tanımlanırken, "il halkı" yanında "il"in yerel ortak gereksinmelerinin de bu yönetimlerce karşılanacağına yer verilmesinin, il özel yönetimlerini farklı bir boyuta taşımakta olduğu,

- İl özel yönetimlerine ilk kez idari ve mali özerklik tanındığı; bu doğrultuda Kanunda il özel yönetimlerinin, merkezi yönetimin onayına bağlı olmadan; gerçek ve tüzel kişilere izin ve ruhsat vermek, yasak koymak ve uygulamak, taşınır ve taşınmaz malları almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek, takas etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek, iç ve dış borç almak, özelleştirme yapmak, yurt içi ve dışındaki yerel yönetimler ve birlikleri ile işbirliği yapmak, sermaye şirketleri kurmak gibi görev ve yetkilerle donatıldığı,

- İl özel yönetiminin örgütlenmesinde genel sekreterlik oluşturulup, vali yardımcılarının yerel organlardaki yetkisinin kaldırıldığı, dolayısıyla vali ve kaymakamlara bu organlardaki görevleri nedeniyle yapılan ödemelerin sürdürülüp vali yardımcılarının ödeneğinin kesildiği, böylece mesleki mali statü yönünden hiyerarşik yapının bozulduğu,

- İl özel yönetimlerinin "genel yetkili" organlara dönüştürüldüğü,

- Anayasamızın "tekil devlet" modelini kabul ettiği, tekil devlet modelinin ise merkeziyetçi yapıyı ve ancak onun denetim ve gözetiminde merkez dışı örgütlenmeyi olanaklı kıldığı,

- Anayasada yasama, yürütme ve yargı erkinin merkeze bağlanarak siyasal, hem de yönetim düzeneğinde merkez esas alınarak yönetsel yönden merkeziyetçiliğin benimsenmiş olduğu,

- Anayasanın 127 nci maddesinde yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin "yerinden yönetim" ilkesine uygun olarak yasayla düzenleneceğinin belirtildiği; merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerinde, yerel hizmetlerin yönetimin bütünlüğü ilkesine uygun biçimde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması, yerel gereksinimlerin gereği gibi karşılanması amacıyla, yasada belirtilen esas ve usuller çerçevesinde "idari vesayet" yetkisine sahip olduğu,

- Tekil devlet modelinin yönetsel örgütlenmedeki temel ilkelerinin, "merkezden yönetim", "yerinden yönetim" ve bunları tamamlayan "idarenin bütünlüğü" olarak belirlendiği,

- Ayrıca, yönetsel örgütlenmenin, merkez-taşra ilişkisi yönünden "yetki genişliği", merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkisi yönünden ise "idari vesayet" ilkelerine dayandığı,

- Devletin örgütsel yapısının parçalı bir görünüm sergilemesine ve devlet yetkisini kullanan birçok kamu tüzel kişisinin varlığına rağmen, bunlar arasındaki birlikteliğin "idarenin bütünlüğü" ilkesiyle sağlandığı; parçalı yapıda olan yönetimde, "bütünlüğü" sağlamaya yönelik iki hukuksal aracın, "hiyerarşi" ve "idari vesayet" olduğu; hiyerarşinin, başka bir deyişle "yetki genişliği" ilkesinin, tek bir tüzelkişilik içinde yer alan çeşitli örgüt ve birimler, idari vesayetin ise, merkezi yönetim ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki "bütünleşmeyi" sağladığı,

- Valiliğin organlar içindeki yerinin son sıraya düşürülerek, valilerin il genel meclisi başkanlığı görevine son verilmekte olduğu, meclis kararlarının kesinleşmesi için valinin "onay"ına sunulma zorunluluğunun kaldırıldığı, idari vesayet yetkisinin, il özel yönetimlerinin tüm eylem, işlem ve etkinliklerinin merkezi yönetimin denetiminde olmasını, bu bağlamda il genel meclisi kararlarının da valinin onayına bağlı tutulmasını gerektirdiği; Kanundaki düzenlemelerin bu gereğe uygun düşmediği, bu gibi düzenlemelerin valinin konumunu zayıflatarak amaçlanmasa da, Anayasada öngörülmeyen bir yönetim sistemine geçilmesine neden olabilecek nitelikte olduğu,

- Tekil devlet modelinden "yerel" ağırlıklı devlet modeline geçişe olanak sağlayan, güçlü merkezi yönetim yerine güçlü yerel yönetimlere yer veren, il özel yönetimlerini, il genel yönetimini de kapsayacak biçimde genel yetkili duruma getiren içerikleriyle Kanunun Anayasanın "tekil devlet modeli"ne, "idarenin bütünlüğü", "yetki genişliği", "idari vesayet" ilkelerine ve kamu yararına uygun düşmediğinin görüldüğü,

- Kanunun 3 üncü maddesinin (a) bendinde, il özel idaresi tanımlanırken, "İlin ve il sınırları içindeki halkın mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan..."ibaresinde "il halkı" yanında "il"in ayrıca belirtildiği; bu şekilde il özel idaresinin, il genel yönetimini de içerecek biçimde illerin genel yetkili yönetim birimi gibi tanımlanmış olduğu; Anayasanın 126 ve 127 nci maddelerine göre illerde, merkezi yönetimin uzantısı olan ve "yetki genişliği" esasına göre oluşturulan il genel yönetimi ile, bir yerel yönetim örgütlenmesi olan ve "idari vesayet" ilkesine göre oluşturulan il özel yönetiminin bulunduğu; Anayasanın yerel yönetimleri düzenleyen 127 nci maddesinde, yerel yönetimlerin, "il...halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere..." kurulacaklarının açık biçimde belirtilmiş olduğu, bu nedenle, Kanunun 3 üncü maddesinin (a) bendindeki tanımın Anayasanın 126 ve 127 nci maddeleriyle bağdaşmadığı,

- Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; "il özel idaresi; kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahalli müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmeti yapar, gerekli kararları alır, uygular ve denetler." denildiği, Anayasanın 126 ncı maddesinde, merkezi yönetimin örgütlenmesine ilişkin ölçütlerin "coğrafya durumu, ekonomik koşullar ve kamu hizmetlerinin gerekleri" olarak sayıldığı, maddede, merkezi yönetimin görevlerini belirginleştiren ya da sınırlayan bir düzenleme yapılmamış olduğu; buna karşın Anayasanın 127 nci maddesinde, yerel yönetimlerin örgütlenmesi hem "coğrafya" hem de "konu" yönünden sınırlandırılarak yerel yönetimlerin, ancak yöresel olarak örgütlenebildiği ve yalnızca yerel ortak gereksinimlerin karşılanması yönünden görevlendirilebileceği,

- Maddenin birinci fıkrasıyla, il özel yönetiminin, "yasalarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen", "mahalli müşterek nitelikteki" her türlü görev ve hizmeti yapmak, gerekli kararları almak, uygulamak ve denetlemekle görevlendirilmiş olduğu, böylece kamu hizmetlerinin yürütülmesi yönünden "genel görevli" kılındığı,

- Maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde sayılan hizmetlerin il sınırları içinde; (b) bendinde sayılan konuların ise belediye sınırları dışında il özel yönetimince yürütüleceğinin kurala bağlanarak, kimi görevler yönünden yetkinin sınırlarının, konu yönünden değil, yalnızca yer yönünden çizildiği; yapılan düzenlemede, her ne kadar "yasalarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen" ve "mahalli müşterek nitelikteki" görevlerden söz edilerek konu yönünden sınır getirilmiş izlenimi yaratılmaya çalışılmış ise de, bu ölçütlerin soyut olup, il özel yönetimlerini "genel görevli" konumdan çıkarmaya yetmediği,

- Yürürlükteki İl Özel İdaresi Kanununun 78 inci maddesine 3360 sayılı Kanunla eklenen (13) numaralı bendin ikinci cümlesi olan "İl özel idarelerinin görevli olduğu mahalli ve müşterek ihtiyaçların kapsamı ve sınırı Bakanlar Kurulunca tespit olunur." hükmünün iptaline ilişkin, Anayasa Mahkemesinin 22.6.1988 günlü, E.1987/18, K.1988/23 sayılı kararında; yerel yönetimlerin kuruluş esaslarının, karar organlarının oluşumunun, görev ve yetkilerinin belirlenmesinin, merkezi yönetimle bağ ve ilgilerinin, bunlar üzerinde uygulanacak idari vesayet yetkisinin yasal bir düzenlemeyi gerektirdiğinin belirtildiği; Anayasanın 123 ve 127 nci maddelerinin de bu koşulu açıkça vurguladığı; Anayasa Mahkemesinin bu kararı nedeniyle il özel yönetimlerinin görevlerinin yasada sayılması gerektiği, bu nedenlerle incelenen Kanunun 6 ncı maddesinin Anayasanın 126 ve 127 nci maddelerindeki ilkelerle bağdaşmadığı,

- Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, il özel yönetimlerinin il sınırları içinde yapmakla görevli ve yetkili oldukları konular arasında "eğitim" hizmetlerinin de sayıldığı, bentteki, "Eğitim(e)...ilişkin hizmetleri il sınırları içinde... yapmakla görevli ve yetkilidir" anlatımından, ilköğretim ya da ortaöğretim ayrımı yapılmadan, yapım ve yönetim sınırlaması getirilmeden, eğitime ilişkin tüm hizmetlerin il özel yönetimlerinin görevi içine alındığının görüldüğü,

- Eğitim ve öğretim hizmetlerine, Devletçe önemli ağırlık verilmesinin, çağın ve Anayasanın gereği olduğu, bu gereğin, eğitim ve öğretim hizmetlerinin merkezi yönetimin görevleri arasında kalmasını zorunlu kıldığı,

- Ülkemizde lâik öğretime geçişin, Anayasanın 174 üncü maddesiyle korumaya alınan 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Öğretim Birliği Kanunu ile gerçekleştirilmiş olduğu, bu Kanunla, Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ile vakıflarca yönetilen medreseler ve dini eğitim veren okulların kapatıldığı, Türkiye'deki tüm okulların Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandığı, öğretim birliği ilkesinin amacının, eğitimi tek elden uygulanan bir Devlet politikası durumuna getirerek, akla ve bilime dayalı programlarla çağdaş uygarlık hedefine yönelmiş yurttaşlar yaratmak olduğu,

- Eğitim hizmetlerinin, yurt düzeyinde ve ulusal düzeyde, ülkedeki tüm yurttaşlara fırsat ve olanak eşitliği sunacak biçimde merkezi yönetimin genel sorumluluğu altında yürütülmesi gerektiği, bunun tersine, eğitim hizmetlerinin il özel yönetimlerine bırakılmasının, eğitimin laikleşmesini ve tek elden yürütülmesini amaçlayan öğretim birliği ilkesiyle, ulusal birlik amacıyla, demokratik, laik, eşitlikçi, adil, işlevsel ve bilimsel temellere dayalı eğitim anlayışıyla, Anayasanın Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan ruhuyla bağdaşmadığı, çağdaşlaşma yolunda böylesine büyük önemi bulunan eğitim hizmetlerinin il özel yönetimlerine bırakılmasının, toplumsal yarar yönünden uygun düşmediği,

- Kanunun 10 uncu maddesinin (k) bendinde, halk denetçisini seçmenin il genel meclisinin görev ve yetkileri arasında sayıldığı, yürürlükteki kurallarda "halk denetçiliği" kurumu bulunmadığı, bu kuruma (o tarihte henüz kanunlaşmamış bulunan) Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısında yer verildiği, yürürlüğe girmemiş bir düzenlemeye dayanılarak il genel meclisine görev ve yetki verilmesinin, yasa yapma tekniğine uygun düşmediği ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, ayrıca, halk denetçiliği kurumunun Anayasada düzenlenmemiş olduğu,

Şeklindeki değerlendirmeler sonucunda yayımlanmasını kısmen uygun bulmadığı, 5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 3, 6, 7, 10, 11, 13, 15, 18, 25, 35, 45, 47, 52 ve geçici 1 inci maddelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisine iade etmiştir.

Komisyonumuzda,  5197 sayılı Kanunun yalnızca geri gönderme tezkeresine konu olan maddeleri üzerinde  görüşme yapılması benimsenerek yapılan görüşmelerde,

- Anayasada idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandırıldığı, idarenin bütünlüğü ilkesinin vurgulandığı, merkezi yönetim açısından konu ve yer yönünden bir kısıtlama getirilmemişken yerinden yönetim türlerinden biri olan yerel yönetimlerin konu ve coğrafya yönünden kısıtlanmış olduğu, Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçesinde de belirttiği üzere bu Kanunla Anayasayla öngörülen durumun dışında bir düzenleme yapılmış olduğu ve bu düzenlemelerin de bu haliyle Anayasaya aykırı olduğu,

- 3 üncü maddede yer alan "İlin" ibaresinin özel idareyi il sınırları içinde genel görevli hale getirici ve merkezi idarenin yetkilerini kısıtlayıcı nitelikte olduğu,

- İl özel idaresinin hizmet kapsamının Anayasal sistemi zedelememek kaydıyla genişletilebileceği, bu konunun üzerinde çalışma yapılması suretiyle Anayasaya uygun bir metin ortaya konabileceği,

- Eğitim hizmetlerinin yerine getirilmesinden kastedilen şeyin ilkokul binalarının yapım, onarım ve bakımı olduğu, ancak maddenin yazımından eğitim hizmetlerinin bütünüyle il özel idarelerince yürütüleceği sonucunun çıktığı,

- Halk denetçiliği konusundaki düzenlemenin Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunda düzenlenmiş olduğu, ancak bu Kanunun Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderilmiş olduğu, yürürlüğe girmemiş bir kanun dayanak alınarak böyle bir kurumun oluşturulmasının isabetli olmayacağı,

- Yerel yönetim reformunun demokratikleşmenin olmazsa olmaz koşulu olduğunun uzun yıllardan bu yana savunulduğu, ancak yapılan düzenlemelerin üniter devlet yapısıyla uyumlu olmayan ve bu yapıyı bozucu nitelikte olduğu, düzenlemelerde bu hassasiyetin gözetilmesi gerektiği,

- Merkeziyetçi bir anlayış ve yönetim tarzından yıllardır şikayetçi olunduğu, yerel nitelikteki pek çok hizmetin yerine getirilmesi için merkezin onayının alınmasının doğru bir anlayış olmadığı, yerel yönetimlere hizmetlerin sunumu noktasında güvenilmesi gerektiği, yerel nitelikteki ihtiyaçların mahallinde tespit edilmesi ve çözülmesinin daha yerinde olduğu,

Şeklindeki görüş ve değerlendirmeleri müteakip, Hükümet adına yapılan açıklamalarda;

- Kamu yönetimi reformu kapsamında dört kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulduğu, bunlardan üçünün yerel yönetimlere ilişkin olduğu, bunların eş zamanlı, en azından birbirine yakın tarihlerde kanunlaşmasının amaçlandığı, ancak çeşitli nedenlerle bunun gerçekleşmediği, bu nedenle de bazı sorunlarla karşılaşıldığı,

- Reform çabasının temelinde daha etkin yönetim ve daha fazla demokrasi anlayışının bulunduğu, bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi suretiyle güçlü yerel demokrasinin öne çıkarıldığı, yapılan düzenlemelerin de bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu,

- Yerel ihtiyaçların yerel yönetimlerce daha iyi tespit edilip yerine getirilebileceği, merkezin yerel nitelikteki hizmetlerin tümünün yürütülmesinde yetkili olmasının uygun olmadığı, bu nitelikteki hizmetlere ilişkin kararların yerel yönetimlerce verilmesinin daha yerinde olduğu,

İfade edilmiştir.

5197 sayılı Kanunun iadeye konu maddeleri üzerinde yapılan görüşmeler sonucunda Kanunun 3, 6 ve 10 uncu maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Kanunun;

- 3 üncü maddesi; (a) bendinde yer alan "il ve il sınırları içindeki halkın" ibaresinin; il özel idaresinin, il halkından ayrı olarak yönetim ihtiyaçları anlamında da yapacağı işler bulunduğu, ilin mahalli müşterek ihtiyaçlarının karşılanması için yapılması kaçınılmaz olan bu işlerin de mahalli müşterek nitelik taşıdığı, ancak madde metnindeki "ilin" ibaresinin çıkarılmasının bir eksiklik doğurmayacağı gibi maddenin yanlış yorumlanmasını da önleyeceği, bu nedenle metnin Anayasanın 127 nci maddesindeki ifadeye paralel olarak değiştirilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle "İl halkının" şeklinde değiştirilmesi suretiyle,

- 6 ncı maddesi; il özel idareleri için bütün il düzeyinde yürütülecek görevler ve belediye sınırları dışındaki alanlarda yerine getirilecek görevler olmak üzere ikili bir görev yapısı öngörülmekte olduğu, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunuyla il özel idarelerine eğitim altyapısını tamamlama gibi eğitime ilişkin mahalli müşterek kapsamda yerine getirilecek görevler de verildiği, düzenlemenin 13 Mart 1329 tarihli İl Özel İdaresi Kanununda 1987 yılında 3360 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilen düzenlemeden farklı olmadığı halde, iade gerekçesinde de görüldüğü gibi maddedeki mevcut düzenlemenin il özel idarelerine milli eğitim hizmetlerini yürütme görev ve yetkisini verecek şekilde yorumlanabildiğinden, tereddütlere yol açılmaması ve yanlış anlaşılmalara mahal verilmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi suretiyle,

- 10 uncu maddesi; halk denetçisinin seçimi ve görevlerinin 5227 sayılı Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunla düzenlenmiş olduğu, anılan Kanunun bir kez daha görüşülmek üzere Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne  iade edilmiş olduğu, kanuni dayanağı bulunmayan, mevzuatımızda yer almayan halk denetçisi ile ilgili (k) bendinin madde metninden çıkarılması ve diğer bentlerin teselsül ettirilmesi suretiyle,

- 15 inci maddesi; birinci fıkranın sonunda yer alan "giremez" ibaresinin "girmez" şeklinde redaksiyona tabi tutulması suretiyle,

- 7, 11, 13, 18, 25, 35, 45, 47, 52 ve geçici 1 inci maddeleri ise aynen,

Kabul edilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.
 
 

AYRIŞIK OY

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından 14 maddesinin Anayasaya uygun bulunmaması nedeniyle bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ne gönderilen 5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde Kanunun Anayasaya aykırılık taşıyan hükümlerinin düzeltilmesi yönünde bir çalışma yapılması yerine sadece 3 maddesinde değişiklik yapılması öngörülmüştür. Anayasada kamu yönetiminin merkezî yönetim ve yerel yönetimlerden oluştuğu belirtildikten sonra kamu yönetiminin idarenin bütünlüğü ilkesine göre çalışacağı ve bunun için merkezî yönetimin elinde idarî vesayet ve hiyerarşik denetim gibi araçların olduğu vurgulanmıştır. Yine Anayasaya göre kamu hizmetlerinin görülmesinde merkezî yönetim genel görevli kuruluştur. Anayasanın konuya ilişkin temel prensipleri özetle bu şekildedir.

5197 sayılı Kanun birçok maddesiyle Anayasanın bu temel prensiplerine aykırıdır. Komisyon çalışmalarında söz konusu temel eksiklikleri hükümetin ve AKP’li milletvekillerinin tutumu nedeniyle gidermek mümkün olmamıştır.

Kanunun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından eleştiri konusu yapılmayıp da Tasarının Komisyon görüşmeleri sırasında belirttiğimiz Ayrışık Oy gerekçeleri de geçerliliğini korumaktadır.

Belirtilen nedenlerle Kanuna katılmıyoruz.

M. Akif Hamzaçebi (Trabzon)    Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul)
 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN

İL ÖZEL İDARESİ KANUNU

 
Tanımlar

MADDE 3. - Bu Kanunun uygulanmasında;

a) İl özel idaresi: İl halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,

b) İl özel idaresinin organları: İl genel meclisini, il encümenini ve valiyi,

İfade eder.

İl özel idaresinin görev ve sorumlulukları

MADDE 6. - İl özel idaresi mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) Sağlık, tarım, sanayi ve ticaret; ilin çevre düzeni plânı, bayındırlık ve iskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, sosyal hizmet ve yardımlar, yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları; ilk ve orta öğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin hizmetleri il sınırları içinde,

b) İmar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, kültür, turizm, gençlik ve spor; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında,

Yapmakla görevli ve yetkilidir.

İl çevre düzeni plânı; valinin koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir beledi-yeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. İl çevre düzeni plânı belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanır.

Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, il özel idaresinin malî durumu, hizmetin ivediliği ve verildiği yerin gelişmişlik düzeyi dikkate alınarak belirlenir.

İl özel idaresi hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır.

Hizmetlerin diğer mahallî idareler ve kamu kuruluşları arasında bütünlük ve uyum içinde yürütülmesine yönelik koordinasyon o ilin valisi tarafından sağlanır.

MADDE 7. - Kanunun 7 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.
 

İl genel meclisinin görev ve yetkileri

MADDE 10. - İl genel meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, il özel idaresi faaliyetlerini ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve karara bağlamak.

b) Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak.

c) İl çevre düzeni plânı ile belediye sınırları dışındaki alanların imar plânlarını görüşmek ve karara bağlamak.

d) Borçlanmaya karar vermek.

e) Bütçe içi işletmeler ile Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek.

f) Taşınmaz mal alımına, satımına, trampa edilmesine, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın akar haline getirilmesine izin; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi yirmibeş yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.

g) Şartlı bağışları kabul etmek.

h) Vergi, resim ve harç dışında kalan miktarı beşmilyardan yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar ihtilaf konusu olan özel idare alacaklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek.

i) İl özel idaresi adına imtiyaz verilmesine ve il özel idaresi yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına, il özel idaresine ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.

j) Encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek.

k) İl özel idaresi tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.

l) Norm kadro çerçevesinde il özel idaresinin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek.

m) Yurt içindeki ve yurt dışındaki mahallî idareler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı işbirliği yapılmasına karar vermek.

n) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek.

o) İl özel idaresine kanunlarla verilen görev ve hizmetler dışında kalan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek.

MADDE 11. - Kanunun 11 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

MADDE 13. - Kanunun 13 üncü maddesi aynen kabul edilmiştir.

Meclis kararlarının kesinleşmesi

MADDE 15. - İl genel meclisi tarafından alınan kararların tam metni, en geç beş gün içinde valiye gönderilir. Vali, hukuka aykırı gördüğü kararları, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere il genel meclisine iade edebilir. Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez.

Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de il genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.

Vali, meclisin ısrarı ile  kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir.

Kesinleşen il genel meclisi karar özetleri toplantıyı izleyen en geç yedi gün içinde çeşitli yollarla halka duyurulur.

MADDE 18. - Kanunun 18 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

MADDE 25. - Kanunun 25 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

MADDE 35. - Kanunun 35 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

MADDE 45. - Kanunun 45 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.

MADDE 47. - Kanunun 47 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.

MADDE 52. - Kanunun 52 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.

GEÇİCİ MADDE 1. - Kanunun geçici 1 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
 


(4 MART 2005)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2005 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.