| TBMM Genel Kurulu tutanaklarından Köse ve Erbeyin'in
konuşmaları:
BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili
Sayın İsmail Köse; buyurun efendim. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)
Sayın Köse, süreyi eşit mi bölüyorsunuz efendim?
İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Eşit paylaşıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Peki, buyurun efendim.
Süreniz 40 dakika.
MHP GRUBU ADINA İSMAİL KÖSE (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Medenî Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum, konuşmama başlamadan önce, Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Kabul edildiği günden bu yana, üzerinde kapsamlı bir değişiklik yapılamayan,
1951 yılından başlayarak, Adalet Komisyonunda on yıl üzerinde çalışılmasına
rağmen bir sonuç alınamayan Medenî Kanun Tasarısının elli yıllık değişiklik
macerası, nihayet yasalaşarak sona erecektir. Bu sonucun sağlanmasında
büyük emeği geçen Sayın Adalet Bakanı ve çalışma arkadaşlarına Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına tebriklerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, Medenî Kanunumuz, İsviçre Medenî Kanunu iktibas
edilerek 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türk Medenî Kanunu
hazırlanırken İsviçre Medenî Kanunu olduğu gibi alınmamış, o yılların Türk
toplum yapısı da göz önünde bulundurularak bünyemize uygun değişiklikler
yapılmaya çalışılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının hukuk ilişkilerini dil, din, ırk,
düşünce ve cinsiyet ayırımı gözetmeden eşitlik içinde düzenleyen Medenî
Kanun, Türkiye'de hukuk birliğini sağlayan temel kanundur.
Hepimiz, içinde yaşadığımız toplumun birer ferdiyiz ve toplumsal hayatın
gereği olarak toplumsal kurallara uymak zorundayız. Bu kuralları tanzim
edip birer hukuk kuralı haline getiren en temel kanun Medenî Kanundur.
Bu nedenle, Yüce Meclisin böylesine önemli bir kanun üzerinde cumhuriyet
tarihinin en kapsamlı değişikliğini yapma yolunda gösterdiği hassasiyeti
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak takdirle karşılamaktayız. Tasarının
hazırlanma sürecinde eleştirileriyle katkıda bulunan hukuk çevrelerine,
bilim adamlarımıza, barolarımıza, kadın teşekküllerimize ve Adalet Bakanlığına
Grubum adına şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, tasarı üzerinde yoğun mesai
harcayan Adalet Komisyonunun bütün üyeleriyle, milletimizin duyarlılıklarını
bir uzlaşma kültürü çerçevesinde tasarıya yansıtan Milliyetçi Hareket Partisinin
Adalet Komisyonu üyelerine de teşekkürlerimi sunuyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizin içerisinde bulunduğu
sosyal ve ekonomik sorunların ağırlığına ve aciliyetine rağmen, temel hukuk
mevzuatımızın elden geçirilmesi çabası büyük önem ve değer taşımaktadır.
Yüce Meclisin temel yasalardaki üstün gayreti takdirle karşılanması gereken
bir durumdur. Türkiye'nin yeni yüzyıla yenilenmiş, eksikliklerini tamamlamış
bir hukuk altyapısıyla girmesi şarttır ve bunu da Yüce Meclisimiz yapmıştır
ve yapmaya devam etmektedir. Anayasamızda yapılan değişikliklerde olduğu
gibi, toplumsal hayatımızı düzenleyecek önemde bir yasa olan Medenî Kanun
değişikliğinde de, mümkün olduğunca geniş bir uzlaşma sağlanmasından yanayız.
Kanunların uygulanabilir kabiliyette olması, en az, yasalaşması kadar önemlidir;
uygulanabilirliğin temel şartı da, yasaların, toplumsal uzlaşmayla Meclisten
onay almasıdır. Bu nedenle, Medenî Kanun görüşülürken, muhalefet partilerimizin,
konuya, bir hükümet tasarısının görüşülmesi açısından değil, tasarının
bir toplumsal ihtiyacın karşılanması çerçevesinden bakmaları da memnuniyet
vericidir. Bu anlayış içinde, muhalefetten gelen olumlu, yapıcı ve uzlaşmacı
öneri ve tekliflerin hükümet ve komisyonca değerlendirilmesi de faydalı
olmuştur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Medenî Kanunu -daha önce de
ifade ettiğim gibi- İsviçre'den iktibas edilerek 4 Ekim 1926 yılında yürürlüğe
girmiştir. İngiltere, Fransa, Almanya gibi, gelişmiş diğer Avrupa ülkelerinin
medenî kanunlarının değil de, İsviçre Medenî Kanununun iktibası bazı gerekçelere
dayandırılmıştır. O dönemin Adalet Bakanı merhum Mahmut Esat Bozkurt temel
gerekçeyi açıklarken "çeşitli tarih ve geleneklere mensup, Alman, İtalyan
ve Fransız ırklarını içinde barındıran İsviçre Devletinde bu kanunun uygulanabilme
esnekliğine sahip oluşu, bu kanunun, Türkiye gibi tek milletten oluşan
bir devlette tatbik yeteneğinin mükemmel olacağı kanaatindeyim" ifadesinde
bulunmuştur.
Genç cumhuriyet, Medenî Kanuna, 1876 yılında yürürlüğe konulan mecelleden
geçmiştir. Denilebilir ki, mecelle, Türk hukuk sisteminin ilk, fakat kısmî
modernleşme çabasıdır. 1926 yılında köklü bir hukuk devrimi niteliğindeki
Medenî Kanunun yürürlüğe girmesiyle, Türk hukukunun modernleşme süreci
ivme kazanmıştır. Yetmişbeş yıldan bu yana, Türk hukuk sistemine kaynaklık
eden Medenî Kanunun yerini alacak olan görüşülmekteki tasarıyla, hukukumuzun
çağdaşlaşma ve millîleşmesi yolunda önemli bir adım daha atılmıştır. Sosyal
hayatın sürekli değişmesine paralel olarak, hukukî sistemlerin de, yeniliklere
ayak uydurması, toplumun hukuk ihtiyaçlarının tam olarak karşılanması bakımından
gereklidir. Oturduğumuz evlerden kullandığımız arabalara kadar, hayat şartları
ve insanlar arası ilişkiler, değer yargılarına kadar insana dair her şey
sürekli değişim ve gelişim içindedir. Gelişmelerle birlikte ortaya çıkan
her yenilik, bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin de yapılmasını gerektirmektedir.
Özellikle Medenî Kanun, Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu ve Usul Kanunlarının,
mümkün olan sıklıkla, parlamentolarca ele alınıp, güncelleştirilmesinde
de zaruret vardır.
Pozitif hukukun en geniş çapta uygulama şansı bulduğu Avrupa ülkelerinde,
bu alanda çalışmalar yapılmaktadır. Alman Medenî Kanunu, son yıllarda köklü
değişiklikler geçirmiştir. Medenî Kanunumuza kaynaklık eden İsviçre Medenî
Kanununda da, son yıllarda kayda değer değişiklikler yapılmış, bazı kurumlar
geliştirilmiş, yeni sosyal ihtiyaçlara göre düzenlemelere gidilmiştir.
Kabulünden bu yana, Medenî Kanunumuzda da- ilki 1938 yılında olmak üzere-
bazı düzenlemelere gidilmiştir; ancak, yasanın bütünü, günün ihtiyaçlarına
göre tanzim edici köklü bir çalışma, bugüne kadar yapılamamıştır. Medenî
Kanunumuzun kaynağını oluşturan İsviçre Medenî Kanunu bile köklü değişiklikler
geçirirken, bizde, bugüne kadar esaslı bir değişiklik yapılmaması önemli
bir eksikliktir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk toplumu, Medenî Kanunun kabulünden
bu yana geçen 75 yıl içerisinde sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda önemli
gelişmeler kaydetmiştir. Birçok sosyal ve teknolojik değişimler meydana
gelmiş, yeni hukukî ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Medenî Kanun, bugünkü
Türk toplum yapısına kâfi gelmemektedir. Bir başka ifadeyle, Türk Medenî
Kanunu, Türk hukukuna önemli ve öncü katkılarda bulunarak misyonunu tamamlamıştır.
Bahsettiğimiz ihtiyaç ve gelişmelerin yanı sıra, Türk toplumunun 75 yılda
sağladığı hukukî birikim de, yeni bir medenî yasayı gerekli kılan başka
bir etkendir.
Bugün, Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere, birçok devlet ve vakıf
üniversitelerimizin, çok üstün, bilimsel düzeyde eğitim veren hukuk fakülteleri
vardır. Bu fakültelerin anabilim dallarında, dünya çapında bilimsel yeteneğe
sahip akademik kadrolarımız görev yapmaktadır.
Ayrıca, 75 yıllık bir Medenî Kanun uygulaması içerisinde pişmiş, uygulama
pratiği kazanmış hâkimlerimiz, dünya ölçeğinde hukukî içtihatlar meydana
getiren yüksek mahkemelerimiz mevcuttur. Türk Parlamentosu da, yasa koyucu
olarak, tecrübe kazanmış, kanun ve Anayasa değişiklikleri bakımından, artık,
iktibas olmayan telif yasalar vücuda getirecek birikime sahip olmuştur.
Yine, Türk avukatları ve onların meslek teşekkülleri olan barolarımız
da, hukuk bilgisi ve birikimi bakımından çok ileri bir düzeyi yakalamışlardır.
Böylesine ciddî, bilimsel, hukuksal ve siyasal altyapıya sahip bir toplumun,
75 yılda çok az değişiklik görmüş bir Medenî Yasayla yetinmesi mümkün değildir.
Bütün bu olumlu faktörlerin ve haklı gerekçelerin bir araya gelmesiyle
olgunlaşan Medenî Kanun Tasarısının, nihayet, Genel Kurulda görüşülme aşamasına
gelmiş olması sevindiricidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet Komisyonunun Milliyetçi
Hareket Partili üyeleri, Medenî Kanun Tasarısının komisyon görüşmeleri
aşamasında, bahsettiğim birikimlerden en iyi şekilde yararlanmışlardır.
Üyelerimiz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Kürsüsü,
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Kürsüsü, İzmir Dokuz Eylül
Üniversitemizin Medenî Hukuk Kürsüsünden ve bütün bu bilim kurumlarımızdan,
onların raporlarından gerekli değerlendirmeleri ve incelemeleri yaptıkları
gibi, bunların ortaya koymuş oldukları düşünceleri özellikle incelemişler
ve bu üniversitelerden gelen fikirleri birbirlerine nakletmek suretiyle
komisyondaki çalışmalarda çok önemli katkılar sağlamışlardır.
Ayrıca, uygulayıcılarla temasa geçmişler, Ankara Adliyesindeki hâkimler,
Yargıtay yargıçlarından fikir ve bilgi derlemişlerdir. Bunun yanı sıra,
komisyona ve kişisel olarak kendilerine gelen muhtelif çalışma ve teklifleri
tarayarak, bilimle uygulama arasında sentez yaparak, elde ettikleri sonuçları
çalışmalarına yansıtmışlardır. Komisyon üyelerimiz, bu birikimlerine Yargıtay
içtihatlarını da ekleyerek, komisyondaki çalışmalara, bu önemli birikimlerini
her aşamada aktarmışlardır. Komisyon çalışmaları esnasında, Adalet Bakanlığı
verilerinin yanı sıra, Avrupa ülkelerindeki uygulamalar ve değişiklikler
ile uygulama sonuçları da göz önünde bulundurulmuştur.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Medenî Kanun hakkındaki genel
yaklaşımımız ve komisyon çalışmaları esnasında Milliyetçi Hareket Partisine
mensup komisyon üyelerimizin çalışma yöntemleri hakkında bilgi sundum.
Bu kanun üzerinde yapılan değişiklikler yeterli midir, tasarı günün ihtiyaçlarına
ve milletimizin beklentilerine tam anlamıyla cevap verebilmekte midir sorusu
akla gelebilir. Hemen ifade edeyim ki, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlandıktan
sonra, Bakanlar Kurulunda imza altına alınıp, bir hükümet tasarısı olarak
Yüce Meclise sevk edilen metinde, elbette noksanlıklar vardır. Eğer, böyle
bir tasarı, Milliyetçi Hareket Partisinin tek başına iktidarında hazırlanmış
olsaydı, şüphesiz partimizin görüş ve eğilimlerini daha ağırlıklı olarak
taşıyacaktı; ancak, bu haliyle de tasarı güzel bir başlangıçtır. Zaman
içinde yapılacak düzenlemelerle Türk Medenî Kanunu daha mükemmel hale gelecektir.
Bugüne kadarki süreçte, Milliyetçi Hareket Partisi, tasarının demokratik
muhtevasını zedelemeden, millî değerlerimiz ve toplumsal hassasiyetlerimizi
gözetmeyi amaçlamıştır. Bu konuda, tasarı komisyonda görüşülürken, Milliyetçi
Hareket Partili üyelerin hassasiyet göstererek, değişikliğine katkıda bulundukları
maddelerden bazılarını, özet olarak sizlere sunmak isterim: Cinsiyet değişiklikleriyle
ilgili hükümler, eşlerden her birinin meslek ve iş seçimindeki izin alınma
müessesesi, mal rejimi, sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarınca eşlere
yapılan yardımlar konusu, eşlerden herhangi birisinin boşanmadan önce evlilik
birliği aleyhine muvazaalı dava açması konusu ve buna benzer çok önemli
hususlar, bizim, Milliyetçi Hareket Partimiz Grubuna mensup olan üye arkadaşlarımızın
katkılarıyla ve komisyonumuzun da olumlu yaklaşımlarıyla tasarı içerisine
girmiştir.
Yüce Meclise sunulan Medenî Kanun Tasarısı, Genel Hükümler, Kişiler
Hukuku, Aile Hukuku, Miras Hukuku, Eşya Hukuku ve Diğer Hükümler başlığını
taşıyan 6 bölümden oluşmaktadır. Hazırlandığı günün ihtiyaçlarına göre
hazırlanmış modern bir Medenî Kanunu kabul eden Türk toplumu, artık, daha
yerli ve daha kendinin olan bir Medenî Kanuna kavuşmaktadır. Yeni tasarıda
millî ihtiyaçlar ile çağdaş gelişmelerin sentezi söz konusudur. Bu bakımdan,
yeni tasarı, eksiklikleri, noksanlıkları da olsa, Türkiye Büyük Millet
Meclisinde kabul edilen en geniş kapsamlı, iktibas olmayan yasa özelliğini
taşıyacaktır.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Medenî Yasa Tasarısı, kanun
tekniği, yazılım, dil ve yeni düzenlemeler bakımından da birçok yenilikler
getirmektedir. Anayasa, karşılaştırmalı hukuk, doktrin ve içtihatlar doğrultusunda
yasanın başlangıç bölümünü oluşturan maddeler yeniden düzenlenmiştir.
Kişiler hukuku bölümünde de önemli düzenleme ve yenileştirmelere gidilmiştir;
ancak, tasarıda en köklü değişiklikler aile hukuku alanında yapılmıştır.
Evlenme, boşanma, evliliğin genel hükümleri, evlilik birliğinin temsili
ve bu hakkın kaldırılması, eşlerin meslek ve iş seçimi, eşlerin hukukî
işlemleri, birliğin korunması, yasal mal rejimi, akdi mal rejimleri, hısımlık,
tanıma ve babalık hükmü, evlat edinme, velayet, vesayet gibi çok temel
toplumsal konularda önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir.
Miras hukuku ve eşya hukuku gibi önemli konulardaki değişiklikler de,
toplumun beklentileri doğrultusundadır. Özellikle, aile hukuku alanındaki
değişiklikler görüşülürken komisyonlardaki müzakerelere sivil toplum örgütleri,
hukuk çevreleri ve basının ayrı ve yoğun bir ilgi göstermesi çok önemli
katkılar sağlamıştır. Tabiî olarak bu alan, toplumsal yapıyı doğrudan ilgilendiren,
sadece, toplumun bugününü değil, geleceğini de tanzim eden temel hükümleri
ihtiva etmektedir.
Aile yapısı, Türk Milletini ayakta tutan, millî değerleri nesillere
aktaran çok önemli bir yapıdır. Türk Milletini bugün, bütün olumsuz, ağır
şartlara rağmen, diri tutan güç, ailedir. Gelecekte onu dünya lideri yapacak
güç de, yine, sağlam aile yapısı olacaktır. Yeni düzenlemelerin, yanlış
yorumlar neticesi, aile yapısına zarar verebileceği endişesi, birçok milletvekilini
bu konuya duyarlı hale getirmiştir. Bu duyarlılık sayesinde, marjinal grupların
siyasî mekanizmayı etkilemesinin önüne geçilmiş, yapılan düzenlemelerde
Türk toplumunun eğilimleri belirleyici olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi,
bu konulardaki duyarlılığını komisyon üyeleri ve kamuoyuyla paylaşmış,
bunun dışında, Türk hukukunun çağdaşlaşmasına yönelik konularda da çekinceleri
olmamıştır.
Aile ve miras hukuku çerçevesinde Türk kadınına yeni hakların verilmesi,
Milliyetçi Hareket Partisinin son derece önemsediği ve gerçekleşmesinden
mutluluk duyduğu bir konudur. Türk kadını, tarihimizde önemli roller üstlenmiş,
hanlar, hakanlar, sultanlarla birlikte devlet yönetmiş, cenklere, savaşlara
katılmış, Kurtuluş Savaşında cepheye mermi taşımıştır. Milliyetçi Hareket,
Türk kadınının, tarihte olduğu gibi, bugünün çağdaş hayatında da gerekli
öneme sahip olmasından yanadır. Türk kadını, eşit hak ve özgürlüklere sahip
olma mücadelesinde, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Milliyetçi
Hareketi arkasında bulacaktır. Bugünkü Türk toplumunda erkekle omuz omuza,
hemen bütün mesleklerde başarılı ve söz sahibi olan Türk kadınının fiilen
sahip olduğu birçok hakkın yasayla da tesciline hiçbir itiraz makul sayılamaz.
Milliyetçi Hareket Partisinin aile reisliği, mal rejimi, edinilmiş mallara
katılım rejimi, miras hukuku ve soy isim konularındaki temel yaklaşımı
bu doğrultudadır. Milletvekillerimizin duyarlılıkları bu tür temel hakların
verilip verilmemesi noktasında olmamıştır. Çalışma alanı ve yasa konusu,
aile ve Türk gençliğinin geleceği olunca, milletvekillerimizin çalışmalarını
bir kuyumcu titizliğiyle yapmasından daha tabiî bir şey de olamazdı.
Tasarı, şu haliyle, hem çağdaş bir topluma uygun düzenlemeler içermekte
hem de Türk Milletinin toplumsal ve ahlakî yapısına ters unsurlar taşımamaktadır.
Yüce Meclis, komisyonlarda, millî bir yaklaşımla çağdaş normların sentezini
güzel bir şekilde gerçekleştirmiştir. Genel Kurul aşamasında da, bu konuda,
tasarının bütünlük mantığına aykırı olmayan bir yaklaşım sergileneceğine
inanıyoruz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyetini kuran Büyük
Atatürk'ün, inkılaplardan, gözbebeği diyerek övdüğü Medenî Kanunu günün
ihtiyaçlarına göre değiştirmek, 21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisine
nasip olmuştur; bu, Yüce Meclisin haklı olarak gurur duyacağı bir keyfiyettir.
21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, anayasa değişikliği, Medenî
Kanun değişikliği, toplumsal ve ekonomik dönüşümü sağlayan yüzlerce temel
yasa değişikliğiyle demokrasi tarihimize geçecek, gelecek nesillerce, çalışkan,
dürüst ve reformcu bir Meclis olarak anılacaktır.
Bir sosyal ve ekonomik darboğaz içerisinde bulunduğumuz ve hatta devam
eden bir savaşın müttefiki olduğumuz şu günlerde, bu zorluklara rağmen,
Yüce Meclisin yasama konusundaki titizliğini takdirle karşılamak gerekmektedir.
BAŞKAN - Sayın Köse, 1 dakikanız var.
İSMAİL KÖSE (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Bu zor günlerde konjonktürel ve popülist değerlendirmeler yerine, parlamenter
sisteme saygıyı esas alan bakış açılarına ihtiyaç vardır. Sistemin kalbi
olan Yüce Meclis, Türk Milletine lazımdır ve onun çare kapısı olmaya devam
edecektir. Bütün beşerî sistemlerde görülebilecek ve düzeltilmesi mümkün
hataları bahane ederek, Yüce Meclisi millet önünde yıpratmaya yönelik çabalar
bir sonuç vermeyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin iş ve eylemleri
değerlendirilirken, saygı ve zarafetin elden bırakılmaması, rejimin geleceği
bakımından zorunludur.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; komisyon görüşmeleri aşamasında
katkılarımızla zenginleştirdiğimiz bu tasarının yasalaşmasının, hukuk dünyamıza
ve milletimize yararlı sonuçlar getireceğine inanıyor, hayırlı ve uğurlu
olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum.
Bu itibarla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, tasarıyı yürekten
desteklediğimizi ve görüşmelerde olumlu oy kullanacağımızı huzurunuzda
ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Köse.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ikinci konuşmacı, Denizli Milletvekili
Salih Erbeyin; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 20 dakika civarında.
MHP GRUBU ADINA SALİH ERBEYİN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Medenî Kanunu Tasarısının geneli
üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi, Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Görüşmeye başlamış bulunduğumuz Türk Medenî Kanunu Tasarısı, devletimiz
ve milletimiz için gerçekten çok önemlidir. 75 yıldır yürürlükte olan Medenî
Kanunun, 21 inci Dönem Meclisince temel kanun olarak kabul edilip, görüşülmesi
de, 21 inci Dönem Parlamentosunun ve bu Parlamentoda temsil edilen tüm
partilerin, gerçekten, partilerüstü bir anlayışla çalıştığının temel bir
göstergesidir.
Şu gerçek kabul edilmelidir ki; bir devletin medenî kanunu, o devletin
ve milletin medenî dünyaya açılan bir penceresidir. Bir devlet içinde yürürlükte
olan pek çok kanun vardır; ancak, bu kanunlar bazı konularla sınırlı kanunlardır,
sadece bazı kişi ve kurumları ilgilendirir; medenî kanun ise, bir ülkede
yaşayan herkesi direkt ilgilendirir. Medenî kanun, bir ceninin ana rahmine
düşmesinden itibaren, insanoğlunun hayatının her devresine şamil olarak
uygulanır. Yani, insanın doğum öncesinden, ölüm sonrasına da uygulanan
bir temel kanundur. Diğer kanunlarda bir hüküm bulunmadığı, bir boşluk
bulunduğu takdirde dahi, boşluklar, medenî kanunun ruh ve lafzıyla doldurulur.
21 inci Dönem Parlamentosunun da, belki de, Türk Milletine yapacağı en
temel hizmet, bu kanun tasarısını yasalaştırmak olacaktır.
Bu sebeple, bu temel kanunun hazırlanmasında ve komisyondan geçmesi
aşamasında bizlere yardımcı olan tüm üniversite öğretim üyelerine, sivil
kuruluşlara, barolara, yüksek yargı mensuplarına, mahkemelerdeki hâkim
ve savcılara ve bütün milletvekili arkadaşlara teşekkür ve şükranlarımı
sunuyorum.
Bu yasa tasarısı toplumun tüm kesimlerince enine boyuna tartışılmış,
toplum ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir yasa metni ortaya çıkarılmaya
çalışılmıştır. Bu tartışmalar yapılırken, elbette, belli bir dünya görüşünün
yasa metninde şekillenmemesini, farklı görüşteki toplum kesimlerini kucaklayabilmesi
açısından da olumlu bir durum olarak görmekteyiz; çünkü, tek partinin iktidarında
çıkacak bir Medenî Kanun, belki, belli dogmalarla yasalaşabilirdi. Üç değişik
dünya görüşü olan 57 nci cumhuriyet hükümeti ortaklarının ve Parlamentodaki
üç muhalefet partisinin de uzlaşma ve anlaşmasıyla kanunlaşacak olan bu
yasa tasarısıyla 21 inci Yüzyılda daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyetinin
temellerinin yeniden atılmış olması, Milliyetçi Hareket Partisi olarak
bizleri fazlasıyla gelecekten ümitli olmamızı sağlamaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu çalışmalar sırasında Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu ve Adalet Komisyonu üyeleri olarak, İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Kürsüsü, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medenî Hukuk Kürsüsü, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî
Hukuk Kürsüsü hocalarıyla ayrı ayrı görüşülmüş, kendilerinden gelen raporlar
diğer fakültelere nakledilerek üç hukuk fakültesinin hocalarının bakış
açıları birleştirilmeye çalışılmıştır. Adlî yargıdaki ve yüksek yargıdaki
hâkimlerle de, fakültelerin raporları enine boyuna değerlendirilmiştir.
Uygulamadan gelen bir kişi olarak, kendi görüşlerinden istifade edilmiş;
Komisyon ve şahıslar olarak bizlere ve siz değerli milletvekili arkadaşlara
gelen eleştiri ve önerileri, teorik hukukçu görüşleri ile uygulayıcı hâkim
görüşleri ve Yargıtay içtihatları arasında bir sentez yoluna gidilmiştir.
Yürürlükte olan Medenî Kanunun aksayan pek çok yönleri mevcuttur. Değiştirmekte
bulunduğumuz Kanunda -şahıslar hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya
hukuku ve genel hükümlerde- aksayan pek çok madde, bilim gerçeğinde, dünya
gerçeğinde ve ülke gerçeğinde yeniden kaleme alınmış, geçmişten geleceğe
sağlam bir köprü kurulmaya çalışılmıştır.
Elbette, bu yasa tasarısının da eksik ve eleştirilebilecek yönleri mevcuttur.
Biz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, bu yasanın ruhunun ve lafzının
oluşmasında, bilim, dünya ve ülke gerçeklerinin Medenî Kanuna yansıması
gayretinde bulunduk. Bunu yaparken hiçbir dogmaya bağlı kalmadan, ütopya
da yapmadan, Yüce Türk Milletini ve Devletini çağdaş dünya devletleri arasında
en mümtaz konuma getirme gayretinde bulunduk. Yüce Türk Milletinin geleneğinde
yer alan güçlü aile yapısını koruma ve güçlendirme azminde olduk. Her ülkenin
medenî kanununun, çağdaş dünya normları yanında, kendi tarihi, ailevî,
kültürel gerçekleriyle de örtüşmek durumunda olduğunu gözden kaçırmadık.
Bu ayrıntılar, çağdaş dünyadan uzaklaşmak değil, çağdaş dünya değerlerine
katkıda bulunmaktır felsefesinden hareket ettik.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çünkü, biz, biliyor ve kabul
ediyoruz ki, Türk Milletinin en kutsal varlığı güçlü bir aile yapısıdır.
Bu aile yapısının da güçlendirilerek korunması ve geliştirilmesi, en başta
biz milletvekillerinin temel görevleridir. Aile bireylerini, salt erkek,
salt kadın, salt çocuk olarak ele almayıp, aile bireylerinin tümünü, toplumun
ve devletin temel çimentosu olarak kabul ettik. Bir atasözünde de ifade
edildiği gibi, tek kanatlı bir kuş uçmaz; kanatlarının veya gövdesinin
sağlıklı olmadığı bir kuş da dengeli bir hayat süremez ve yarına güvenle
bakamaz görüşünü düstur edindik.
Türk Kanunu Medenisinin yetmişbeş yıllık uygulama süresi içerisinde
çeşitli maddelerinde yapılan değişikliklerden ayrı olarak, kapsamlı bir
değişiklik konusu yapılması çalışmaları yaklaşık elli yıldan beri sürdürülmektedir.
Gerçekten, kanunun, özellikle, boşanma, gayri sahih nesep, miras hükümleri
ile iştirak halindeki mülkiyete ait hükümlerini gözden geçirmek ve diğer
bazı değişiklikler yapmak üzere, elli yıldan beri, hukuk fakülteleri, yüksek
yargı organları mensupları ve uzman milletvekillerinin katılımıyla, 1951
yılından itibaren değişik zamanlarda komisyonlar kurulmuş; fakat, Parlamento
seçimlerinin erken yapılması ya da koalisyon hükümetlerinin anlaşamaması
sebebiyle yasalaşamamıştır. Adalet Bakanlığınca bu hususa ilişkin olarak
1974 ve 1976 yıllarında oluşturulan komisyonlar ise, bu konudaki çalışmalarını
dahi sonuçlandıramamıştır. Millî Güvenlik Konseyi döneminde kurulan Türk
Kanunu Medenisi ile İlgili Çalışmalar Yapmak Üzere Komisyon Kurulması Hakkında
Kanun uyarınca kurulan komisyon da, bir rapor hazırlayarak kamuoyuna sunmuştur.
Son olarak, Türk Kanunu Medenisinin tamamını gözden geçirmek ve günümüz
koşullarına uygun hale getirmek amacıyla, 1994 yılında, Adalet Bakanlığında,
üniversiteler, yüksek yargı organları, meslek kuruluşları, hukukla ilgili
sivil toplum örgütleri ve bakanlık temsilcilerinin katılımıyla yeni bir
komisyon oluşturulmuştur. Bu komisyon, çalışmalarını, başarıyla, 1998 yılında
tamamlamıştır.
Yeni Türk Medeni Kanunu Tasarısı hazırlanırken, Adalet Bakanlığının
daha önce oluşturduğu komisyonlar tarafından hazırlanarak Bakanlıkça 1971
ve 1984 yıllarında yayımlanmış bulunan iki ön tasarı metninden de faydalanılmış,
ayrıca, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve
Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler, Türk ve İsviçre
doktrini ile yargı içtihatlarında ileri sürülen görüşler ve anılan ülkelerdeki
gelişmeler de göz önünde bulundurulmuştur. Böylece, yürürlükteki kanundan
farklı pek çok yeni hükümler içeren, özellikle kadın-erkek eşitliğine her
alanda yer veren yeni bir tasarı hazırlanmıştır.
Bu tasarı, 20 nci Yasama Döneminde de, maalesef, yasalaşamamıştır. Aradan
geçen zaman içinde, tasarı hakkında, kamuoyunda çeşitli öneri ve eleştiriler
yapılmıştır. Bu öneri ve eleştirileri dikkate alarak, Türk Medeni Kanunu
Tasarısını gözden geçirmek, ayrıca, Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısını hazırlamak amacıyla Adalet Bakanlığında
yeniden bir heyet oluşturulmuştur. Komisyon sıralarında oturan değerli
hocamız Prof. Dr. Turgut Akıntürk'ün başkanlığındaki bu komisyon, her iki
tasarıdaki görüşleri de değerlendirerek, çalışmalarını Ekim 1999'da tamamlamıştır.
Bu çalışmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca, 14.1.2000 tarihinde
Adalet Komisyonuna havale edilmiştir. Komisyon, 6.4.2000 tarihinde tasarı
taslağını alt komisyona havale etmiş, alt komisyon çalışmalarını bitirerek
Adalet Komisyonuna 6.12.2000 tarihinde raporunu sunmuştur. Bu rapor üzerine
Adalet Komisyonu 6.12.2000 tarihinden 14.6.2001 tarihine kadar toplam 21
toplantı ve 175 saatlik bir çalışmayla kanun tasarısını görüşerek kabul
etmiştir.
Bu çalışmalar yapılırken, Adalet Bakanlığı, Adlî Sicil ve İstatistik
Genel Müdürlüğü verilerinden ve Avrupa ülkelerindeki yürürlükteki kanunlar
ve bunların uygulama sonuçlarından titizlikle faydalanılmıştır.
1030 maddelik tasarı metninde, yaklaşık 139 madde yeniden yazılmıştır.
Tasarı metninde gerçekleştirilen değişikliklerin bazıları ana başlıklarıyla
şunlardır:
Hepimiz uygulamada cinsiyet değişikliğine ilişkin yargı ve kanun maddeleri
arasındaki çelişkiyi bilmekteyiz. Tasarıda, cinsiyet değişikliğine ilişkin
olarak, 18 yaşını doldurmuş bulunması, evli olmaması, cinsiyet değişikliğinin
ruh sağlığı açısından zorunlu olması, üreme yeteneğinden sürekli yoksun
bulunması ve bu hususların resmî sağlık kurulu raporlarına bağlanması.
Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda
değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik
birliğinin huzur ve yararı gözönünde bulundurulmak şartıyla.
Mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması;
ancak, tarafların evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerinin
yazılı olarak bildirilmesi.
Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca veya gerektiğinde yasal temsilcilerince
imzalanması.
Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejimi sona ermesi
anındaki durumlarına göre ayrılması.
Yani, eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca
yapılmış olan toptan ödemeler veya işgücü kaybı dolayısıyla ödenmiş olan
tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine, ilgili sosyal güvenlik veya
sosyal yardım kuruluşunca uygulanan usule göre, ömürboyu irat bağlanmış
olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte, bundan sonraki döneme ait iradın
peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda
kişisel mal olarak hesaba katılması.
Aşağıda sayılan malların da, edinilmiş mallara değer olarak eklenmesi.
Eşlerden birinin, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde,
diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız
ve kötü niyetli kazandırmalar.
Bir eşin, mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını
azaltma kastıyla yaptığı devirler.
Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme kararının,
davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden
yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilmesi.
Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerlerinin esas alınması.
Her eş veya mirasçıların, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde
hak sahibi olması.
Alacakların takas edilmesi.
Zina veya cana kast nedeniyle boşanma halinde, hâkimin, kusurlu eşin
artık değerdeki pay oranının hakkâniyete uygun olarak azaltılmasına veya
kaldırılmasına karar verebilmesi.
Aksine anlaşma yok ise, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak, katılma
alacağına ve değer artışına faiz yürütülmesi. Durum ve şartlar gerektiriyorsa,
ayrıca, borçludan teminat istenebilmesi.
Eşlerden birinin ölümü halinde, tereke malları arasında ev eşyası veya
eşlerin birlikte yaşadığı konut varsa, sağ kalan eşin, bunların üzerinde,
kendisine miras hakkını mahsuben mülkiyet hakkını isteyebilmesi.
Bu madde çok önemlidir. Şunun için önemlidir: Uygulamamızda, kanayan
bir yara olarak, eşlerden birisinin vefatında, hayırsız çıkan çocuklar,
geride kalan, özellikle anneyi mağdur edebilmekte idiler. Bu yasa metniyle,
geride kalan annelerin, kadınların, çocukları tarafından mağdur edilmesi
kanunla önlenmiş olmaktadır.
Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya miras bırakanın,
diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa
veya oturma hakkı tanınmasına karar verilebilmesi; yani, sağ kalan eşin,
ölen eşiyle yıllardır aynı çatıyı paylaştığı evde ve işyerinde hayatının
devam ettirilmesi.
Miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve alt soydan birinin
aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde sağ kalan
eş, bu hakları kullanamaz. Taşınmaz mallara ilişkin miras hükümleri saklıdır;
yani, gayri menkullerin bölünmesi önlenilmiştir.
Taşınmaz rehnin, miktarı Türk parasıyla gösterilen belli bir alacak
için kurulabilmesi.
Alacağın miktarının belli olmaması halinde, alacaklının bütün isteklerini
karşılayacak taşınmazın güvence altına alacağı üst sınırın taraflarca belirlenmesi.
Yabancı para üzerinden taşınmaz rehnin, vadesi 2 yıl ve daha fazla olan
dış kaynaklı krediler için kurulabilmesi.
Bu halde, her derecenin ifade ettiği miktar, rehin konusu alacağın tespit
edildiği para üzerinden gösterilir; ancak, aynı derecede birden fazla para
türü kullanılarak, rehin kullanılarak rehin hakkı kurulamaz. Yabancı para
üzerinden kurulan rehne ait bir derecenin boşalması halinde, yerine, tescil
edileceği tarihteki karşılığı Türk parası veya yabancı para üzerinden kurulabilir.
Bu maddeyle de, Anayasamızda yapılan tahkimle ilgili değişikliğe Medeni
Kanunda uyum sağlanmıştır.
Yabancı veya Türk parası karşılıklarının hesap günündeki Türkiye Cumhuriyeti
Merkez Bankasının döviz kurunun esas alınması.
Rehin haklarının hangi yabancı para üzerinden kurulabileceğinin Bakanlar
Kurulu tarafından belirlenmesi.
Sözlerime son verirken, bu yasanın hazırlanmasında, komisyonda görüşülmesinde
katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor, bu yasa tasarısını kanunlaştıracak
olan siz, 21 inci Dönem Parlamentosunu oluşturan değerli milletvekili arkadaşlarıma
saygılar sunuyorum.
Yasa tasarısının, hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. (MHP,
ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erbeyin. |